Arşiv

  • Mayıs 2019 (13)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)
  • Temmuz 2018 (21)
  • Haziran 2018 (24)

    Etiketler

    Varlık Fonu deneyiminden ne öğrenebiliriz?

    Güven Sak, Dr.08 Haziran 2017 - Okunma Sayısı: 2179

    Türkiye Varlık Fonu (TVF), geçenlerde, Uluslararası Varlık Fonları Birliği’ne (IFSWF-International Forum of Sovereign Wealth Funds) üye oldu. IFSWF üyeliği zorunlu değil, ihtiyari. Forumun 30 tane üyesi vardı. Şimdi, Türkiye de eklendi. Başkalarının yaptıklarını daha yakından izlemek, notlarınızı karşılaştırmak ve bu tür ülke fonlarına karşı getirilmek istenen yerel düzenlemeler konusunda tavır belirlemek için bu tür bir kuruma üye olmak iyi bir fikir. Bu 30 üye ülkenin varlık fonuna bakarken, gördüğüm iki noktanın altını çizmek ve buradan da TVF için bir sonuç çıkartmak isterim, müsaadenizle.

    Önce listeye bakarken edindiğim izlenimlerden başlayayım. İlk tespitim son derece basit: Uluslararası varlık fonu deneyimi dediğinizde ortada tek bir şablon yok. Varlık fonu deneyimleri çeşitlilik arz ediyor. Burada önem taşıyan husus, ilgili ülkenin kurduğu varlık fonu ile ne yapmak istediği oluyor sanırım.

    Varlık fonu deneyiminde çeşitlilik esas derken, bunu da tanımlamaya çalışayım. Çeşitlilik iki açıdan geçerli. Birincisi, varlık fonu kurmak için ülkenin doğal kaynağa dayalı güçlü bir gelir akımı olması gerekmiyor. Herhalde bu mesele Türkiye’de uzun uzun tartışıldığı için dikkatimi çeken ilk husus oldu. Varlık fonu listesine, bu çerçeveden baktığınızda, iki tip ülke dikkatinizi çekiyor. Bir tarafta Norveç, Venezüella, Suudi Arabistan gibi ülkeler var, öte tarafta ise Kore, Singapur, Çin gibi ülkeler. İlk gruptakilerin hepsi petrol ihracatçısı, ikinci gruptakiler ise petrol ithalatçısı. Bu birinci tür çeşitlilik.

    İkincisi ise şöyle: petrol ihracatçısı ülkelerin bazıları kendi ülkelerinde petrolü dünya fiyatlarının altında kendi halklarına satıyorlar. Bazıları ise kendi çıkardığı petrolü dünya fiyatları üzerinden kendi milletine satıyor. Venezüella ve Suudi Arabistan ilk grupta, Norveç ise ikinci grupta yer alıyor. İlk grupta olanlar, bugün yaşayan kuşaklara bugün çıkarttıkları petrolden hemen bir pay dağıtıyorlar. İkinci gruptakiler ise bugün yaşayanlara bugün çıkan doğal kaynaktan bir pay dağıtmayıp, bugün çıkan petrolden kazanılan kaynağı doğrudan gelecek kuşaklara aktarıyorlar. Nedir? Çeşitlilik işte. Dünyanın en büyük ülke fonu yaklaşık 950 milyar dolarlık büyüklüğü ile Norveç Emeklilik Fonu (Government Pension Fund). Suudilerinki 500 milyar dolarlık, Venezüella’nınki ise 800 milyon dolarlık bir fon. Kıyas olsun, Filistin Yatırım Fonu (Palestine Investment Fund)’nun büyüklüğü de 800 milyon dolar civarında.

    Buradan çeşitlilik konusunda üçüncü bir düzenlilikten daha bahsedebilirim sanırım. Bugün çıkan doğal kaynağı, piyasa fiyatından kendi milletine satan ülkelerin kurduğu ülke fonları daha şeffaf bir biçimde ve portföy yönetim ilkelerine daha uygun olarak yönetiliyor.

    Varlık fonları söz konusu olduğunda dikkate alınması gereken ikinci özellik işte tam da bu portföy yönetim ilkeleri konusunda ortaya çıkıyor. Benim anladığım, bir varlık fonunun birden fazla amacı elbette olabilir. Fakat amaç, bir birikimi bugünden yarına risk çeşitlendirmesi yaparak taşımak olduğunda varlık fonları bilinçli olarak bir tek kendi ülkelerinde yatırım yapmamaya özen gösteriyorlar. Neden? Portföydeki ülke riskini sınırlandırmak için elbette. Neden? Tüm yatırımları kendi ülkenize yaparsanız, tüm yumurtaları sonuçta aynı sepete yerleştirmiş, bir ülkenin riskini diğerlerinden belirgin bir biçimde daha fazla almış ve portföyünüzü profesyonel bir biçimde yönetmemiş olursunuz da ondan.

    Ben bu listeye baktığımda, öncelikle Singapur Varlık Fonu’nu daha yakından incelemeye karar verdim. Neden? Öncelikle bizim durumumuza daha fazla benziyor. Singapur’un bir doğal kaynağı, gelecek kuşaklara aktarılacak bir sabit gelir akımı filan yok. Bir önceki yılın gelir akımlarını biriktirerek, kamu tasarrufları vasıtasıyla fon sahibi olmuşlar. Neredeyse 500 milyar dolarlık birikime öyle ulaşmışlar. Nedir? Singapur’un tasarruflarını artırmak için bir mekanizma gibi öngörmüş bu işi 1974’ten başlayarak tasarlayanlar. Ayrıca, ülke riskini çeşitlendirme konusuna dikkatle riayet ediyorlar. Ben Türkiye’nin de

    Singapur gibi yapmasının iyi olacağını düşünüyorum doğrusu.

    Türkiye Varlık Fonu, Türkiye’nin tasarruf açığı problemine bir çözüm getirebilir mi? Evet. Singapur yapmış. İleride “Madem biliyordun, neden o zaman anlatmadın?” sorusuyla muhatap olmamak için anlatmak istedim doğrusu. Yakında ayrıntılı olarak açacağım.

    Bu köşe yazısı 08.06.2017 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.