Arşiv

  • Mayıs 2024 (12)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)
  • Haziran 2023 (13)

    Petrol fiyatları ne kadar yükselecek?

    Hasan Ersel, Dr.08 Kasım 2007 - Okunma Sayısı: 1175

     

    Artık varil başına 100 dolar herkesin rahatlıkla telaffuz ettiği bir rakam haline geldi. Bunu söyleyenler bir de şu gözlemi yapıyorlar: Sabit fiyatlarla bakıldığında dünyada petrol fiyatları en yüksek düzeye İran devrimi sonrasında, 1980 yılı sonlarında, çıkmıştı.

    New York emtia borsasında gelecek dönem işlemlerinde petrol fiyatları yine artmış. Gerekçe olarak Afganistan'daki ve Yemen'deki boru hattına yapılan saldırılar gösteriliyor. Bunlardan ikincisi petrol arzı ile ilgili olarak düşünülebilir. Ancak, aslında, bu dünyada petrol arzını, doğrudan, pek de etkileyecek bir olay değil. Saldırı yapılan boru hattı günde 155 000 varil petrol nakledebiliyormuş. Karşılaştırma yapabilmek için iki rakam vereyim. Dünya da toplam petrol arzı, günde 85 milyon varil dolaylarında ve Bakü-Ceyhan boru hattının kapasitesi de günde 700 000 varil.

    Afganistan'da olup bitenlerin ise petrol arz ve talebi ile doğrudan pek ilgisi yok. Ancak Pakistan'da olup bitenlerin arkasından Afganistan'da sözüm ona düzenin bir miktar kurulduğu sanılan kuzey bölgesinde de böyle bir terör saldırınsın olması, bu bölgeye ilişkin kaygıları artırmışa benziyor. Bu bölgedeki çarpışmaların yayılmasından endişe ediliyor. Tabii akla gelen de bu olayların Orta Doğu'ya yayılması ve petrol üreten ülkelere sıçraması. Tabii bir de sorunun uzun dönemli boyutu var. Orta Asya petrollerinin Rusya'nın kontrolü altında olmaksızın denize ulaşabilmesi için Afganistan ve Pakistan'ın istikrarı çok önemliydi. Bu beklenti giderek zayıflıyor. Bu da Rusya'yı kendi üretiminin verdiği gücün ötesinde dünya enerji piyasasında güçlü kılıyor.

    ABD'den kaynaklanan nedenler

    Tabii geleceğe ilişkin belirsizlikler artınca, bu da kendisini gelecek dönem piyasalarında gösteriyor. Petrol ilerideki petrol fiyatlarına yansıyor. Salı günü ABD ham petrolünün aralık ayı için fiyatı 97 dolara çıkmıştı. Çarşamba günü gelen ilk bilgiler fiyat artışının devam ettiği yönünde. Bunun ABD'den de kaynaklanan nedenleri var. Bunların başında doların değerinin düşmesi geliyor. Öte yandan bir ABD devlet kurumu olan Energy Information Agency'nin tahminleri, yılın son çeyreğinde ABD'de petrol talebinin artacağını gösteriyor. Bir de buna doğa koşullarından kaynaklanan başka bir sorunu eklemek gerek. Meksika devletinin petrol firması olan Petroleos Mexicanos, kötü hava koşulları nedeniyle geçici olarak petrol ihracatını durdurdu. Bu da ABD'de petrol stoklarının azalacağı anlamına geliyor.

    Dünya petrol talebi

    Petrol talebindeki artış ABD ile sınırlı değil. International Energy Agency, 2008'de petrol talebinin günde 2,2 milyon varil aratacağını tahmin ediyor. Bu rakam 2007'de 1.7 milyon varil idi. O halde petol talebinden gelen baskı önümüzdeki yıl devam edecek. Petrol arzı buna ayak uydurabilecek mi? İşte kaygılar da bu noktada toplanıyor. Dünyada arz esnekliğine sahip görünen tek ülke ise Suudi Arabistan! OPEC yakınlarda günlük arzı 500 000 varil artırmayı kabul etmişti. Bu Suudi Arabistan'ın ısrarıyla alınan bir karardı. Diğer OPEC üyelerinin bu konudaki isteksizliği göz önüne alındığında, bu artışın Suudi Arabistan tarafından sağlanacağı anlaşılıyor. İşte bu nedenle de Suudi Arabistan'ın üretiminin ve ihracatının devam etmesi son derece önemli.

    Petrol fiyatları ne kadar yükselebilir? Artık varil başına 100 dolar herkesin rahatlıkla telaffuz ettiği bir rakam haline geldi. Bunu söyleyenler bir de şu gözlemi yapıyorlar: Sabit fiyatlarla bakıldığında dünyada petrol fiyatları en yüksek düzeye İran devrimi sonrasında, 1980 yılı sonlarında, çıkmıştı. Bu rakam, kullanılan endekse göre, 101-103 dolar aralığına denk düşüyor. "Daha gidecek yerimiz var. Dünya  1980'de bu vartayı atlatabildiğine göre şimdi haydi haydi atlatır" diye düşünüp rahatlamaya çalışabiliriz. Ama sorun fiyatın yüksekliği değil ki. Sorun petrol talebindeki artışı karşılayacak petrol arzı artışının sağlanamayacak olmasında. Dünya petrol talebinin artmasına en çok katkısı olan ülkeler Çin ve Hindistan. Bu ülkelerin büyüme hızlarının yükselmesi petrol kullanımlarını artırıyor. Öte yandan her iki ülkenin de gelir düzeyinin yükselmesi, bu artışın petrol kullanımındaki yaygınlaşmadan kaynaklanan boyutunu ön plana çıkarıyor. Yani, bu ülkelerde daha önce petrol kullanamayan insanlar kullanabilir duruma geçiyorlar. Bu süreci kesmek ise oldukça güç. Çünkü bu ülkelerde kişi başına petrol kullanımı Kuzey Amerika ve Avrupa'nın çok altında.  Gelişmiş ülkelerde ise petrol tüketimini kesmek yolunda fazla bir gayret yok. Onların da petrol talebi, daha düşük bir oranda olsa da, artmaya devam ediyor.

    Talep artışı ne olur

    Talepteki bu artışı karşılamak olanaklı mı? International Energy Agency'nin bu soruya yanıtı pek de iyimser sayılamaz. Bugün dünyada yaklaşık günde 85 milyon varil ham petrol üretiliyor ve talebi ancak karşılıyor. International Energy Agency'nin tahminleri 2030 yılında ham petrol talebinin günde 116 milyon varile çıkacağı. Dünya üretimi bu kadar artabilir mi? Bu soruya olumlu yanıt vermek zor. Öyle kolay ulaşılır, işletilebilir petrol rezervler pek ortada görülmüyor. Sorunun bir başka yönü daha var. OECD ülkeleri tarafında çıkartılan Meksika körfezi ve Kuzey Denizi petrolleri tükenmekte. Bu durumda, dünya giderek daha çok Orta Doğu petrolüne bağlı kalacak. Bu da söz konusu ülkelerin önemini artıracak. Bu bir dereceye kadar kaçınılmaz ve dolayısıyla kabul edilebilir bir durum. Ama ya bu ülkelerin üretimini aksatacak ya da dünyaya petrol satmalarını engelleyecek bir siyasal gelişme olursa! İşte bu olasılık herkesi tedirgin ediyor. ABD'nin son zamanlarda eskiden beri müttefik olduğu ülkeleri (Fransa, Türkiye gibi) daha ciddiye alıp onlara yaklaşmasında bu gelişmelerin payının olması akla gelmiyor değil.

    Petrol fiyatlarındaki yükselişten herkesin şikayetçi olmadığını da belirtmek gerek. Örneğin dev petrol şirketlerinin kârları artamaya devam ediyor. Venezüella lideri Carlos Chavez programını o sayede sürdürüyor. Rusya'da Vladimir Putin'in de, ekonomiyi, hatta siyasal yapıyı, istediği biçime dönüştürmek için gerekli gücü toparlamasında yüksek petrol fiyatların önemli bir katkısı olduğu herhalde inkâr edilemez.

    Petrol fiyatları ve Türkiye

    Türkiye, petrol fiyatlarındaki artıştan memnun olmayacak ülkelerden birisi. Petrol ve petrol ürünleri kullanımı hızla artan, buna karşılık gereksiniminin büyük kısmını ithal eden bir ülkeyiz. Dolayısıyla eskiden beri petrol fiyatlarının artması olasılığı bizi tedirgin eder. Aşağıdaki şekilde Türkiye'nin petrol ithal fiyat endeksi veriliyor.

    Şekilden de görüleceği üzere Türkiye'nin ithal ettiği petrolün maliyeti 2007'de 2003'e oranla iki katından fazla artmış.  Ham petrol için ödediğimiz fiyatlar nasıl seyir göstermiş: Aşağıdaki tabloda 2003-2007 döneminde Haziran ayı son itibariyle ortalama ham petrol ithal fiyatlarımız veriliyor: (Fiyatların bu biçimde verilmesinin nedeni karşılaştırma yapabilmek içindir. DPT web sitesinde söz konusu fiyatlar 2007 yılı için en son Haziran ayı için mevcut.)

     

    Yılın ilk altı ay ortalaması olarak ham petrol ithal fiyatı
    YIL Ham Petrol Fiyatı
    (Ton/ABD $)
    Artış (%)
    2003 197 -
    2004 229,4 16,4
    2005 331,7 14,7
    2006 455,4 37,3
    2007 431,7 -5.20
    Kaynak: DPT

     

    Bu tablodaki rakamlar da yukarıda verilen şekli doğruluyor. Türkiye, petrol ithal kaynaklarını çeşitlendirip, uzun vadeli anlaşmalar yapabilir. Bu nedenle, piyasalardaki ani çalkantılardan pek etkilenmesi söz konusu değil. Ama Türkiye dünya petrol fiyatlarındaki eğilimden etkilenmekten kaçınamıyor. O kadar ki, 2007 yılının Ocak ayında bir ton petrolün Türkiye'ye maliyeti 382 dolarken, petrol talebimizin düşmeye başladığı haziran ayında bu maliyet 489,7 dolara fırlamış. Yani petrol ithal fiyatımız altı ayda yüzde 28,2 artmış. Bu dönemde de Türkiye ne bir ödeme sıkıntısına düştü ne de uzun dönemli anlaşmalarını iptal etti. Bu dünyadaki koşulların değişmesinden kaynaklandı.

    2008 yılı dünyanın tatlı geçireceği bir yıla benzemiyor. Petrol talebinin artacağı, arzın ise buna ayak uydurmakta zorlanacağı anlaşılıyor. O halde bizim de yükselen petrol fiyatlarına göre kendimizi ayarlamamız gerekiyor. İşi daha da bozan aslında petrol ile ilgisi olmasına rağmen büyük bir olasılıkla bizlere başka bir isimle bize tanıtılacak olan fırtınanın da bizim bulunduğumuz yörede çıkacak olması. Bu fırtınanın 2008'in ilk yarısında bile patlayabileceğini söyleyenler de var. Bu fırtınadan kendimizi nasıl koruruz? O yanıtlaması beni aşan ayrı bir sorun.

    Bu köşe yazısı 08.11.2007 tarihinde Referans Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır