Arşiv

  • Mayıs 2024 (12)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)
  • Haziran 2023 (13)

    Ekim ayı itibariyle bütçenin görünümü

    Hasan Ersel, Dr.16 Kasım 2007 - Okunma Sayısı: 1380

     

    Ekim ayı itibariyle bütçe rakamları yayınlandı. Bütçe harcamaları geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 16,54 artmış. Bütçe gelirlerindeki artış hızının yüzde 10,95 olduğu düşünülürse, bu artış yüksek! Peki neden bütçe harcamaları artmış? Uzunca zamandır korkumuz olan faiz harcamalarından dolayı mı? Hayır. Faiz harcamalarındaki artışın yüzde 9,52 olduğunu görüyoruz. Demek ki, sorun yüzde 19,3 artan faiz dışı harcamalarda. Acaba bu artışın nedeni enflasyon mu? Pek öyle görünmüyor. Ekim ayı itibariyle 12 aylık fiyat artışları Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) için yüzde 7,7 ve Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE) için ise yüzde 4,4. Bu artışların nedeni ücretlerin çok yükselmesi de değil. Çünkü personel harcamalarının artış hızı, kamuda istihdam artışı olmasına rağmen, yüzde 15,6. O halde hükümeti, 2007 yılında harcamaları artırmaya "zorlayan" bir dışsal etki yok. Bu durumda söz konusu artışın büyük ölçüde hükümetin iradesinden kaynaklandığı söylenebilir. Büyük ölçüde diyorum, çünkü "sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan transferler" gibi, hükümetin denetleyemediği, ama kestirebileceği, kalemler var. Ama yine de hükümet diğer harcama kalemlerini denetlemek istese, bütçe harcamaları bu ölçüde artmayabilirdi. Bütçede dört ana kalem, "Mal ve Hizmet Alımları, Cari Transferler, Sermaye Giderleri ve Sermaye Transferleri", yüzde 20 dolayında artmış.

    Bütçede ana gelir kalemi olan vergi gelirlerindeki artış sadece yüzde 10. Oysa ekonominin büyüme hızının yüzde 5'in üstünde olduğu bir dönemden söz ediyoruz. Bir de inanılmaz hızda artan kalemler var: yüzde 585 ve yüzde 2080 gibi. Ne yazık ki bunlar da bir defalık gelirler. İlki arazi satışından ikincisi ise Telekom'dan geliyor. Başka bir deyişle, bütçenin sürekli gelirlerindeki artış hızı daha da az.

    Hızlı artan harcamalar, ona ayak uyduramayan bütçe gelirleri!. Sonuçta bütçe açığında ciddi artış. Geçen senenin aynı döneminde 3.8 milyar YTL açık veren bütçe bu sene yüzde 224 artışla 12.3 milyar YTL açık vermiş durumda. Önemli mi? Evet önemli. Bir kaç nedenle: Bir kere, mali disiplin kurma yönünde epeyce ilerlediğimizi sanılıyordu. Öyle olmadığı anlaşıldı. İkincisi merkez bankasının enflasyonu düşürme çabalarında maliye polikasından destek alamadığı görüldü. Bu da zihinlerde soru işaretlerinin doğmasına yol açabilecek bir durum. Nihayet, bütçenin özellikle gelir kalemlerine bakınca, 2008'de bütçeye çeki düzen verilemeyebileceğinden kaygı duyulmasını haklı kılıyor. Oysa hem içinde bulunduğumuz küresel ve bölgesel koşullar, hem de reform yapmaya hazırlanan bir ülkenin gereksinimleri, bu bütçe performansının gösterdiğinin tam tersini görmeyi gerektiriyor.

    Bu sonuçlara bakıp "gelir artırıcı önlemler almak gerek" demek, sanırım sorunun daha önemli ve kalıcı bir yönünü gözden uzak tutuyor. Asıl sorun, mali disiplinin, kolaylıkla bozulabilmiş olmasıdır. 2007'de seçim olması, kendiliğinden bütçe açığını büyütecek bir olağanüstü bir olay değildir. Ama mali disiplini bozabilmiştir. Siyasi karar alma mekanizması, harcama artırmanın dayanılmaz çekiciliğinden kendini kurtarabilmiş görünmüyor.

    Bu anlayışın değişmesi ve değiştiğine toplumun inanması sağlanması gerekiyor. Bu kolay olmayacak. Çünkü 2008 bütçeyi zorlayabilecek gelişmelerin olabileceği bir yıl. Herhangi bir nedenle bütçe dengesinde bir bozulma olursa topluma, bunun nedeni, düzeltmek için ne yapılacağı ve ne sürede sonuç alınacağına ilişkin olarak hemen bilgi verilmeli. Olası saygınlık aşınmasını giderebilmenin başka yolu yok. Oysa 2008'de politika saygınlığına çok gerek duyulacak.

     

    Bu köşe yazısı 16.11.2007 tarihinde Referans Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır