Arşiv

  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)

    Etiketler

    Afrin’e dair -1-

    Nihat Ali Özcan, Dr.16 Ocak 2018 - Okunma Sayısı: 1545

    ABD ordusu, otuz bin kişilik sınır koruma birliği kurarak SDG’ye (siz onu PKK/PYD okuyun) askeri, idari ve siyasi kapasite kazandırıyor. Her ne kadar iddialar DAEŞ militanlarının hareketlerini engellemek olsa da Suriye parçalanmaya bir adım daha yaklaşmış görünüyor. En iyi ihtimalle de egemenlik gruplar arasında paylaşılacaktır.

    Haliyle Irak ve Suriye’de başlayan politik ve askeri süreç öngörülemez sorunlar ve sonuçlara yol açacaktır. Sadece Irak ve Suriye’nin yanı sıra bölgenin diğer ülkeleri ve Türkiye’de bu kaostan etkilenecektir.

    Türkiye, bekasını tehdit eden bu gelişmelere, haklı olarak, tepki göstermektedir. Diplomatik alanda itirazlarını dile getirmekte, en üst düzeyde görüşlerini kamuoyuyla paylaşmaktadır. Askeri alanda ise Afrin’e müdahaleden söz edilmekte ve askeri hazırlıklar sürmektedir.

    Böylesine karmaşık bir ortamda ilk yapılması gereken hedefler ve araçlar konusunda iyi düşünmek, duygusallıktan, popülizmden uzak durmaktır. Özellikle de düşmanın muğlak, hedeflerin ucunun açık olduğu koşullarda.

    Askeri harekât, siyasi, askeri, ekonomik ve psikolojik sonuçları muğlak, bedeli öngörülemeyen bir seçenektir. Bu nedenle politik hedefler açık ve net olmalıdır. Başka bir ifadeyle, askeri harekât sınırlarına ulaştığında, hangi politik sonuçların gerçekleşeceği iyi hesaplanmalıdır.

    Eğer Afrin’den söz ediyorsak, askeri harekâtın nasıl bir siyasi hedefi/hedefleri gerçekleştireceğini başlangıçta öngörmek gerekir. Örneğin, Afrin’in askeri olarak kontrol altına almasıyla Suriye’de hangi siyasi gelişmenin elde edileceği veya ABD himayesindeki PKK’nın hamlelerinin nasıl sınırlanacağı öngörüle-bilmelidir.

    Afrin, konumu ve ölçeğiyle taktik bir hedeftir. Türkiye, tüm itirazlara rağmen bedelini ödeyerek burayı kontrol altına alabilir. Ancak, Afrin’in askeri olarak ele geçirilmesi Suriye’deki politik gelişmelerin genel gidişatına stratejik ölçekte etki edemez. Tersine, Suriye’nin bölünmesine zemin hazırlayabilir. Dolayısıyla, iç ve dış politika da getirisi tartışmaya açıktır. Afrin’in TSK tarafından kontrol altına alınması, askeri açıdan bakıldığında PKK için stratejik bir kayıp değildir. Hamle ABD ve PKK/PYD’nın planlarını ciddi manada sekteye uğratmaz. Tersine, müzakerelerin sürdüğü, SDG ordusunun kurulduğu, Türkiye’nin seçime gittiği bu süreçte Afrin harekâtı, ABD ordusu için Türkiye’yi meşgul edecek, canının sıkacak bir fırsat alanı olarak görülebilir.

    Özellikle hava sahasının kapatılması, elektronik harp uygulamaları, tanksavar ve alçak irtifa hava füze sistemlerinin PKK/PYD’ye verilmesi, TSK’nın faaliyetleri hakkında istihbarat sağlanması, nereden geldiği belli olmayan saldırılar, uluslararası propaganda ve terör eylemlerinin Türkiye içlerine yaygınlaştırılması şimdilik akla gelenler.

    Türkiye, Afrin harekâtının olası siyasi sonuçlarını abartmadan, Suriye’nin toprak bütünlüğünü önceleyen politik vizyonla hareket etmeli. Nitekim koşulla, bunun mümkün olduğunu, ancak zamanın da hızla geçtiğini söylüyor.

    Bu köşe yazısı 16.01.2018 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: Suriye, TSK,
    Yazdır