Arşiv

  • Kasım 2019 (8)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)

    Etiketler

    Çin, dünyada en fazla bilimsel yayın üreten ülke oldu

    Selin Arslanhan Memiş26 Ocak 2018 - Okunma Sayısı: 3290

    Geçen hafta ABD'nin Ulusal Bilim Kurumu (NSF), güncel bilim ve teknoloji göstergelerini açıkladığı bir rapor yayımladı. Raporun en dikkat çekici tarafl arından biri kuşkusuz bilimsel yayın istatistikleriydi. İlk kez Çin, ABD'nin önüne geçerek, bilimsel yayın üretiminde dünya lideri oldu. Her ne kadar en fazla atıfta bulunulan yayınlar söz konusu olduğunda ABD liderliğini korusa da, bilimsel yayın üretiminde dünyada bir ilk yaşanmış oldu. Bu durum, dünyanın önüne geçilemez biçimde değiştiğinin altı çizilmesi gereken göstergelerinden biri. Yeni teknolojilerin yayılması söz konusu olduğunda artık, korumacı tedbirler dahil olmak üzere önüne geçilemez bir sürecin söz konusu olduğunun da işaretlerinden. Yeni teknolojilerin yayılma hızı ve biçimi eskilerden farklı. Devam eden ve yenilerini tetikleyen bu süreci durdurmak da, bildiğimiz politikalar ve düzenlemelerle o kadar da kolay değil artık aslına bakarsanız.

    Çin'deki teknolojik gelişme tehdit mi?

    Yine buna rağmen, iki gün önce Dünya Ekonomi Forumu'nda, Davos'ta, ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross, Amerika'nın bu konudaki tedbirlerine işaret etti. Ross önce, Çin'in 2025 planı doğrultusundaki yüksek teknoloji hedefl erinin tehdit olduğunu anlatarak başladı. Yapay zekadan elektrikli araçlara kadar, Çin'in pazar büyüklüğü avantajını kullararak dünya lideri olma hedefinin rahatsız edici olduğunu açıkça ifade etti.

    Ayrıca Çin'in teknoloji transferi yolunun yanlış olduğunu, fikri mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ekledi. Yine yıllardır Çin söz konusu olduğunda dilden düşürmediğimiz kopyalama süreçlerinden bahsetti. Ross hatta, Çin şirketlerinin fikri mülkiyet hakları ihlallerine ilişkin bir araştırma başlattıklarını duyurdu. Bunlar arka arkaya sıralanırken, Çin'in bilimsel ve teknolojik dönüşümde aldığı yolu düşündüğümde, 10-15 yıl önce Çin üretim merkezi haline gelirken kullandığımız söylemleri devam ettiriyoruz gibi geliyor bana.

    Oysa Çin imitasyondan inovasyona giden süreci son derece iyi yönetti ve yönetmeye de devam ediyor. Çin'i konuşurken eskiden ortaya koyduğumuz argümanların gelecekte pek de geçerli olmayacağına işaret eden birçok gösterge var ortada. Artık sadece üretime odaklanmış bir Çin'den bahsetmiyoruz. Evet yüksek teknolojili üretim söz konusu olduğunda Çin etkileyici bir sıçrama geçirdi. Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatındaki payı yüzde 5'lerden yüzde 25'e geldi. 2016 rakamlarına bakarsak, ABD 153 milyar dolarlık yüksek teknolojili ihracat yaparken, Çin'inki 496 milyar doları buldu (Dünya Bankası, WDI). Bunlar olurken Çin bir yandan inovasyona dayalı bir büyüme sürecini benimsediğini duyurdu ve hazırlıklarını hızlandırdı. Sadece teknoloji transferini değil, yeni teknolojilerin geliştirilmesini de gündemine aldı.

    İmitasyondan inovasyona


    Çin, son 15 yılda Ar-Ge harcamasını 30 milyar dolardan 408 milyar dolara çıkardı (NSF, 2018). Bunun içindeki temel araştırmaya ayrılan pay da hızla arttı. Böylece toplam Ar-Ge harcaması söz konusu olduğunda da ABD ile Çin arasında fark 100 milyar doların altına inmiş oldu. Benzer bir durum girişim sermayesi yatırımları için de geçerli. Son 3 yılda Çin'de girişim sermayesi yatırımları 10 katına çıktı. Bu konuda da ABD ile aradaki fark kapanmaya başladı. Eskiden ilk beş unicorn'un tamamı Amerika'dan çıkarken artık bunların ikisi Çin'den çıkmaya başladı.

    Yeni teknolojilerin niteliği ve inovasyonun ortaya çıkış biçimi gereği artık, yayılmayı durdurmak ya da yavaşlatmak eskisi kadar kolay değil. Çin, küreselleşmenin de inovasyona dayalı büyümenin de temsilcisi olma yolunda hızla ilerlemeye devam ediyor. Yalnızca teknolojilerin yayılmasında değil, yeni teknolojilerin geliştirilmesinde de yerini sağlamlaştırmaya devam edecek gibi duruyor. Sadece Çin de değil, inovasyonun nereden çıkacağının çok da belli olmadığı bu yeni dünyada artık, gelişmekte olan ülkelerin inovasyon sıralamalarındaki yeri giderek belirginleşiyor. Bilimsel yayın üretiminde yaşadığımız ilki, diğer bilim ve teknoloji göstergelerinde de yakında görür müyüz bilmem ama Çin ve ABD arasındaki farkların kapanmaya devam edeceği ortada.

    Bu köşe yazısı 26.01.2018 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.