Arşiv

  • Eylül 2019 (10)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)
  • Ekim 2018 (17)

    Etiketler

    İstihbarat ve güven

    Nihat Ali Özcan, Dr.19 Haziran 2019 - Okunma Sayısı: 346

    Basra Körfezi’ni Hint Okyanusu’na bağlayan Hürmüz Boğazı dünya enerji piyasası için oldukça önemli. Dünya petrolünün neredeyse %20’si söz konusu su yolundan geçerek dünyanın çeşitli yerlerindeki alıcılara ulaşıyor. Öte yandan, su yolu sadece petrol için değil aynı zamanda doğal gaz ve bölge ülkelerinin ticareti içinde önemli. Çünkü ucuz ve kitlesel taşımaya imkân vermekte. Ancak Körfez ülkelerinin birbirleriyle siyasi rekabeti, gerilimli ilişkileri bölgede güvenliği ön plana çıkartırken, bölge dışındaki ülkeleri de kaygılandırıyor.

    Petrol, doğal gaz ve diğer ticari meta oranlarının yüksekliği küresel ölçekte ekonomiden askeri harekâta, diplomasiden ulaşıma kadar geniş bir alanda etki yapacağı açık. Haliyle sorun sadece bölge ülkelerini değil, tüm dünyayı ilgilendirme potansiyeline sahip görünüyor. Nitekim bu anlayış sonucu sahada sadece bölge ülkelerinin değil, ABD’nin de büyük bir askeri gücü konuşlanmış durumda.

    ABD ve müttefikleri İran’la sıcak bir çatışma öncesi ekonomik, askeri ve siyasi alanlarda sıkıştırmaya devam ediyorlar. İran’ın ise bu mücadeleye kendi bildiği yöntemlerle cevap vereceği öngörülmekte. Sürprizle karşılaşmak istemeyen taraflar her türlü yöntemlerle veri toplamayı, istihbarat üretmeyi sıkılaştırdılar. Haliyle bu süreçte istihbarat örgütleri cephenin en önünde yer aldı. Tüm deniz ve hava araçlarının hareketleri, askeri birlik kaydırmaları, her türlü telsiz, telefon görüşmeleri, elektronik postaların takibi izlenmeye devam ediyor.

    Bu kadar sıkı izleme ve tedbirlere rağmen, ilginç olaylar sürprizler yaşanmakta, taraflar birbirini itham edebilmekte. Tıpkı geçen perşembe günü Körfez’de bulunan iki petrol tankerinde patlamanın yaşanması ve ardından da yangın çıkmasında olduğu gibi.

    ABD, İngiltere ve Suudi Arabistan tankerlerin gövdesine mayın yerleştirildiğini ve failin İran olduğunu ileri sürdüler. İran bu açıklamalara sert tepki vererek, suçlamaları reddetmeyi sürdürdü. İddiasını güçlendirmek isteyen ABD ise, İHA ile tespit edilmiş bazı video kayıtlarını kamuoyuyla paylaştı. ABD’nin iddiası, İran Devrim Muhafızları’nın tankere yanaşarak gövdede patlamamış mayını alarak uzaklaştığı. Ancak elde edilen görüntü birçok insan için inandırıcı gelmedi. Örneğin, Alman Dışişleri Bakanı görüntünün yeterli olmadığını ifade etti.

    Basra Körfezi’nde hava ısınmaya devam ediyor. Muhtemelen tempo daha da artarak devam edecek. Ancak ABD istihbaratı, elde edilen veriler konusunda kamuoyunu ikna etmek için pek başarılı olmayacak gibi görünüyor. Özellikle 2003 yılında Irak’ın işgali öncesi, bütün dünyaya Saddam’ın nükleer silaha sahip olduğu iddia edildi ve sahte dokümanlar yayımlandı. Gerçekler ortaya çıktığında ABD’nin güvenirliği sarsıldı. Bu durum İran’ın elini güçlendirirken, bölgede hızlı ve beklenmedik bir çatışmaya da neden olabilir.

     

    Bu köşe yazısı 18.06.2019 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: