Arşiv

  • Haziran 2020 (1)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)

    Etiketler

    2019 yılı bize ilk Türk unicorn’unu getiremedi

    Güven Sak, Dr.24 Aralık 2019 - Okunma Sayısı: 1103

    Yine yılın sonuna doğru geliyoruz. Ben doğrusu pek karışık duygular içindeyim. 2015 yılından beri bir yeni yıl dileği tutup yazıyorum ve dileğim bir türlü tutmuyor. Hata bende mi memlekette mi artık siz karar verin. Ama adı üstünde dilek, olsa olsa kabilinden yani.

    Neyse bundan öncesi aslında pek kötüydü. 2015 yılının sonunda “2016 yılı bize akıl fikir getirsin” dedim, Türk jetleri, Türk parlamentosunu o yıl ortalarında bombaladı. Yok artık.

    Ortadaki karışıklıktan, her an her şeyin olabileceği bir ülke görüntüsünden bıkıp, bu kez 2016’da “2017 yılı bize artık sükûnet getirsin” dedim. O da olmadı. 2016 yılından kalma travmayı bir türlü atlatamadık.

    Yeni bir büyüme hamlesi için gerekenleri bir araya getirip “2018 yılı bize hedef, neşe ve coşku getirsin” dedim, doğrusu halisane. 2018 yılı unuttuğumuz döviz krizini geri getirdi memlekete. 2018 bitti, 2019 bitmek üzere, ama geçtim neşe ve coşkuyu hala ortada bir hedef dahi görmüyorum ben doğrusu.

    Eskiden rakamların daha bir manası olurdu. Bir rakam serisine bakınca onun bir başka rakam serisi ile ilişkisini, karakterini bilirdik. Artık tam olarak bilemiyoruz. Ya Türkiye ekonomisi bir yıl içinde hızla yapı değiştiriyor ya da şimdilik ne olduğunu bilmediğimiz başka bir şeyler oluyor. Bakarız artık ileride neler olup bittiğine, yazarız. Hal böyle olunca artık tahmin yapmak bile zorlaştı elbette.

    Iyzico ilk Türk unicorn’u olamadı

    Her gelen yıl gideni arattığı halde, ben uslanmadım ve 2018 sonunda “2019 yılı bize ilk Türk unicorn’unu getirsin” diye dilek tuttum. Hatta “ben artık bundan sonra doğrudan siyasetçilerden bir şey istemeyeceğim, nasıl olsa onlardan iş çıkmıyor” diye düşünerek umudumun, zor şartlar altında faaliyet gösteren girişimcilerde olduğunun da altını çizmişim o vakit. Sonuç? 2019 yılı bize ilk Türk unicorn’unu getiremedi ama olası Türk unicorn’u erkenden el değiştirdi.

    Halbuki bir ara İyzico’dan umudum vardı. Doğrusu o da pek çabuk satıldı bu yıll ve beni haya kırıklığına uğratmadı desem yalan olur. Ben doğrusu girişimcilerimizin biraz acele ettiklerini düşünüyorum. Sanki akıllarında hep “Şimdi bu Ankara’nın bu gece ne yapacağı belli olmaz” korkusu var ve bu korku nedeniyle hep bir acelecilik söz konusu. Haksız da sayılmazlar aslında.

    Ama doğrusunu söylemek gerekirse, şunu da görüyorum: Türk girişimcilerinde iş var. Bundan sonra öyle hiç hareket etmeden, olduğu yerde, kocaman kocaman laf edenlere hiç bakmayacağım, küçük küçük adım atanları daha bir dikkatle takip edeceğim. Hayata dokunabilenlerde iş var. Kalanı hikaye. Buyurun size yeni yıl taahhüdüm.

     

    Hadise yalnızca benimle ve girişimcilerle alakalı değil sanırım

    Görünen o ki, kocaman yeni yıl dileklerimin hiçbiri tutmamış. Peki, ne olmuş? 2015 yılının sonunda ben bu dilekler serisine başlarken, memlekette 1 Amerikan Doları 2,92 Türk Lirası ediyormuş. Şimdilerde 1 Amerikan Doları edinmek için 5,92 Türk Lirası temin etmek gerekiyor. Son beş yılda 1 Amerikan Doları almak için yüzde 103 daha fazla Türk Lirası vermek gerekiyor. Hadise yalnızca benim dileklerimle ilgili değil, milletçe de dileklerimiz pek tutmamış görünüyor.

    Yine 2015 yılında ben bu dilekler serisine başlarken, 2014 yılı itibariyle memlekette 3 milyon civarında işsiz varmış. Bunların sayısı bu yıl Eylül ayı itibariyle neredeyse yüzde 50 artarak 4,5 milyonu geçmiş.

    O kadarla da kalmamış, son beş yıl içinde bir yıldan fazla işsiz olanların sayısı yaklaşık yüzde 90 artarken, son 1-2 aydır işsiz olanlardaki artış yüzde 35 ile sınırlı kalmış. Ne olmuş? İşsizlik daha bir sürekli hale gelmiş son beş yıldır. Bu arada, bir yıldan uzun süredir işsizlerin sayısı Eylül 2018’den Eylül 2019’a tarihi bir sıçrama gerçekleştirmiş ve yüzde 40,5 artmış. Çok olmuş.

     

    Şimdi bütün bu olumsuz şartlar içinde, Türk girişimcilerinin başarı hikayeleri yine de göz dolduruyor. Ortadaki vaziyet, acelelerini de anlaşılabilir kılıyor. Çıkış yolunu da gösteriyor aslında bu başarılar. Türkiye’nin her işe burnunu sokmayan küçük ve derli toplu bir Ankara’ya ihtiyacı var. 1980 ve 2001’den sonra, döndük dolaştık ve yine devleti şeffaflıkla terbiye etmemiz gereken bir dönüm noktasına geldik. Girişimcilerimiz, ne yapacaklarını zaten biliyorlar. Siz hiç kıpırdamayın, yeter. Yardım etmeye filan da kalkmayın.

     

    Bu köşe yazısı 23.12.2019 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler:
    Yazdır