Arşiv

  • Mayıs 2021 (8)
  • Nisan 2021 (8)
  • Mart 2021 (15)
  • Şubat 2021 (12)
  • Ocak 2021 (14)
  • Aralık 2020 (16)
  • Kasım 2020 (13)
  • Ekim 2020 (13)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)

    Amazon hem cennetimiz, hem de cehennemimizdir

    Güven Sak, Dr.04 Şubat 2020 - Okunma Sayısı: 1304

    Bugün aklımda, birbirine bağlı olduğunu düşündüğüm iki ayrı hadise var. Birisi iktisadi, öteki siyasi. Birisi geçen hafta oldu, ikincisi bu haftanın konusu olacak.

    İktisadi olan haberle başlayayım: Amerikan e-ticaret devi Amazon, Ocak 2020 sonu itibariyle, Trilyonerler Kulübü’ne girdi ve çıktı geçtiğimiz Cuma günü. Böylece Apple, Microsoft, Alphabet ile birlikte Amazon da ilk kez piyasa değeri 1 trilyon dolar olan şirketler arasına katılmış oldu.

    Şimdi geleyim hadisenin siyasi olanına, bu Pazartesi, Şubat’ın 3’ünde, Amerika’nın Iowa (Ayova) eyaletinde Demokratik Parti’nin toplantısı var. Ayova parti toplantıları 1800’den beri yapılıyor. Burada hem eyaletin parti delegeleri seçiliyor, hem de partinin başkan aday adaylarının güçleri sınanıyor.  Anketlere göre, Pazartesi günkü Demokratik Parti toplantısının yıldızı, bir süre önce, “demokratik sosyalist” olduğunu açıklayan aday adayı Bernie Sanders. Peki, bu nasıl oluyor da oluyor? Amerika’da sosyalist olmanın getirisi neden artıyor?

    Ben Amerika’da sosyalist olmanın artan getirisi ile Amazon’un trilyonluk piyasa değerinin birbirleriyle alakalı olduğunu düşünüyorum ve burada bizim için de bir hisse var. Gelin önce kıssayı dinleyin.

    Millennial’lar ya da Y kuşağı, ebeveynlerinden daha ileriye gitmedi

    Yapılan çalışmalar, Amerikan rüyasının eskisi gibi olmadığını gösteriyor. 1940’larda doğanların yüzde 90’dan fazlası, ebeveynlerinden daha fazla gelir elde edebiliyormuş. 1980’den sonra doğanların ancak yüzde 50’si anne ve babalarının aynı yaşlarda elde edebildiğinden daha fazla gelir elde edebiliyormuş. Harvard’dan Raj Chetty meseleyi nasıl gördüğünü burada anlatıyordu. Doğrusu izlemenizi öneririm.

    Eskiden Amerikan rüyası, ortalama gelir açısından “Ben babamdan ileri, oğlumdan geriyim.” demek gibi bir şeydi. Ama artık bu değişti. Bu ne demek? Yukarıya doğru sosyal mobilite artık eskisi kadar kolay değil. Raj Chetty’nin konuyla ilgili grafiği şöyle:

    Bu tartışmaya sanırım şu hususu da eklemek lazım. 1979-2019 arasında Amerika’da verimlilik artışı yüzde 69,6, aynı dönemdeki saatlik ücrette ise artış yüzde 11,6. Amerikan düşünce kuruluşu Economic Policy Institute (https://www.epi.org/productivity-pay-gap/) ücretle verimlik arasındaki farkı sorguluyordu, doğal olarak. Nedir? Artık, Karl Amcanın artı değerinin giderek daha azalan bölümü işçilere aktarılıyor. Çünkü yeni teknolojiler 1980’den beri dünyayı, hayatlarımızın örgütlenme biçimini, iş yapma biçimimizi yeniden şekillendiriyor. Hal böyle olunca, Amerika bir nevi sosyalizmi keşfediyor.

     

    Amazon hayatımızı hem kolaylaştırıyor, hem de zorlaştırıyor

    Amerikan rüyası nasıl yeniden canlanır diye ortalıkta pek çok tartışma var. Ama öyle duruyor ki, Y kuşağından bir sonra gelen Z-kuşağının işi daha da zor olacak. Onlar 1990’ların ortası ya da sonunda doğup, şimdilerde çalışma hayatına katılmaya başlayacak olanlar. Ücretler artmayacak, küresel ısınma çok daha belirginleşecek. İsterseniz şöyle sorayım: 2030 yılında nasıl bir dünyada yaşıyor olacağız? 2030 yılının beşeri sermayesini 1976-2005 arasında doğanlar oluşturacak. Bir nevi, Y ve Z kuşağı karması.

    İşte bu yeni dünyanın nasıl bir dünya olacağını en iyi Amazon elektronik ticaret tecrübesi anlatıyor sanırım. Bir taraftan bakarsanız, işler tıkırında. Ne isteseniz, bir tık uzakta. Kitap öyle, ilaç öyle. “Getir” diyorsunuz, evinize getiriveriyorlar. Hoş tabii.

    Ama öte yandan, iş yapma biçimimizin tamamı, değer zincirinin her aşaması aynı anda aynı hızla değişmiyor. Emir ya da talep toplama hızla dönüşüyor dijitalleşme ile birlikte. Gelin görün ki; malın üretimi, paketlenmesi ve teslimi aşamaları aynı hızla dönüşmüyor. İş süreci, bu yavaş dönüşen kısımlarda, eskisi ile kıyaslandığında daha mekanik, daha az insani ve daha çok tehlikeli oluyor. Amazon deneyimi bize tam da bunu anlatıyor. Üstelik iş sürecinin bu geç intibak eden aşamalarında gereken beceri düzeyi giderek azaldığı için ücretler de yukarıya doğru intibak etmiyor.

    Ne olmuyor? Teknolojik gelişme ile birlikte, insanlar “sabahları balığa çıkacakları, öğleden önce yeni okudukları kitabı tartışacakları” boş zamanla dolu bir yeni yaşama geçmiyorlar. Daha çok çalışıyorlar, daha az kazanıyorlar. Neden? Şu anda bir teknolojik geçiş sürecinin içinde olduğumuz için elbette. Bu geçiş süreci düşünülerek, hayata hazırlanmamış, geçiş dönemi becerilerini kazanmamış, aynı müfredat, aynı sınıf dinamikleri ile yetiştikleri için elbette. Zor yani. Sonuçta Amazon, hem cennetimiz, hem de cehennemimiz oluyor. Hayatımızı hem kolaylaştırıyor, hem de zorlaştırıyor. Z kuşağının işi neden zor olacak? Geçiş dönemi kuşağı olduğu için elbette. Son derece “ilginç” bir dönemde yaşayacaklar. Aynı Çin laneti gibi.

    Aynı zaman diliminde, Amerikan şirketi Amazon’un 1 trilyon barajını aşarak, Trilyonerler Kulübü’ne dahil olması ile “sosyalist” Bernie Sanders’ın Demokratik Parti aday adayları arasında öne çıkmasından daha doğal ne olabilir böyle bakarsanız. Bir nevi, birbirlerini tamamlıyorlar. Amazon dünyayı değiştirdikçe, sosyal uyum bozuluyor. Bozulan uyum, yeni siyasi talepler üretiyor.

     

    Bu köşe yazısı 03.02.2020 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: Ekonomi, güven sak,
    Yazdır