Arşiv

  • Haziran 2020 (1)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)

    Etiketler

    Sokağa çıkma yasağı gelirse

    Fatih Özatay, Dr.28 Mart 2020 - Okunma Sayısı: 1694

    Dün, Mart ayında ABD’de tüketim harcamalarının COVID-19 salgınından nasıl etkilendiğine dair bir anket sonucu açıklandı. (bkz). Gıda harcamaları dışında keskin bir düşüş var. Salgının çok olumsuz reel ekonomik etkilerini gösteren ilk verilerden biri olması açısından önemli.

    Bizde de önemli bir veri açıklandı. Reel kesim güven endeksinin Ocak 2016 – Mart 2020 dönemindeki seyri grafikte yer alıyor (mevsimsellikten arındırılmış veri). Kırmızı yatay çizginin altında kalan bölge kötümserlerin iyimserlere göre daha fazla olduğunu ima ediyor. Mart ayında keskin bir azalma var reel kesimin güveninde.

    Ekonomik açıdan incelendiğinde salgın nedeniyle alınan ya da alınmayan önlemlerin etkilerini üç ana başlık altında toplamak mümkün. İlki hiçbir ekonomik önleme alınmaması ya da alınan önlemlerin iyi düşünülmemiş ‘genel-geçer’ önlemler olması durumu. Bu durumda önemli bir GSYH ve istihdam kaybı olacağı açık. Ayrıca, bazı işyerlerinin kapanması nedeniyle yaşanacak zincirleme iflasların gelecek dönemlerin üretim kapasitesini de tahrip edeceği unutulmamalı. Bu çerçevede ABD’de açıklanan son veri ile bizdeki reel kesim endeksinin keskin düşüşü bir fikir veriyor.

    İkinci başlıkta ise hiçbir şey yapılmaması ya da yapılanların çok yetersiz kalması halinde ortaya çıkacak ekonomik kayıp nasıl en aza indirilebilirin yanıtının aranması var. Pazartesi günü Güven Sak ile birlikte yazdığımız ortak yazının temel amacı, “COVID-19’un bu tür iktisadi etkilerini izale etmek için uygulanabilecek bir sıra dışı önlem programının tartışılması” idi. Dolayısıyla, ekonomik kaybın nasıl en aza indirilebileceği ve bunun mümkün olduğunca adil biçimde nasıl yapılabileceği üzerinde durmuştuk.

    Üçüncü başlıkta ise salgının yayılma hızını düşürmek amacıyla sokağa çıkma yasağı gelmesi halinde nasıl bir ekonomik tablo ortaya çıkacağı ve neler yapılabileceği var. Sokağa çıkma yasağı gelse bile bazı üretim ve hizmet faaliyetlerinin sürmesi gerektiği açık. Mesela tarım sektörü devam edecek. Sanayide gıda sektörünün büyük kısmı, sağlık ve tıbbi cihazlar sektörleri faaliyetlerini sürdürecek. Bunlara girdi sağlayan ambalaj ve kimya sektörlerinin de önemli bir kısmının işini devam ettirmesi gerekecek. Sanayide bir de kullandıkları üretim teknolojisi nedeniyle işyerlerini kapatırlarsa aylarca bir daha açamayacak sektörler var. Mesela büyük demir çelik fabrikaları. Onlar da üretimlerini sürdürecekler. Hizmet sektöründe ise sağlık sektörü zaten çalışıyor. Ulaştırma ve kamu sektörlerinin ise kısmen işlerini sürdürmeleri gerekecek. Buradan ne ölçüde bir GSYH kaybı ortaya çıkar sorusuna kaba bir cevap vermek mümkün.

    En az bunun kadar önemli olan ise sokağa çıkma yasağı halinde hanelere ne ölçüde yardım yapılacağı ve bunun devlete maliyeti. Aynı zamanda vatandaşlarımız arasındaki borç-alacak ilişkilerinin, vatandaş ile devlet arasındaki borç-alacak ilişkilerinin ve yerleşiklerle yabancılar arasındaki borç-alacak ilişkilerinin ne olacağı. Bu konu hakkında Güven Sak ile birlikte çalışıyor ve bir aksilik olmazsa yakında tartışmaya açmayı umuyoruz.

     

    Bu köşe yazısı 27.03.2020 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler:
    Yazdır