Arşiv

  • Ağustos 2020 (4)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)

    Etiketler

    COVID-19 Salgını ve Suyun Önemi

    Halil Agah28 Nisan 2020 - Okunma Sayısı: 774

    COVID-19 salgınında korunmak için tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de insanların sosyal mesafeyi koruyabilmesi adına evlerindeki sosyal izolasyon süreci devam etmektedir.  Bir tür karantina uygulama döneminde ön plana çıkan gıda ve temizlik maddelerinin haricinde yaşam kaynağımız olan su ve suya erişim önem kazanmaktadır.  İnsanlar evlerinde daha fazla vakit geçirdiği için evdeki su tüketimleri daha da artmaktadır.  Diğer yıllara göre kurak geçen kış mevsiminin ardından COVID-19 ile mücadele döneminde hem yerel yönetimler hem de merkezi yönetimler suyun dikkatli kullanılması yönünde uyarılarda bulunmaktadırlar.

    Yağışlar Yüzde 40 Azaldı

    Hem tarımda hem de evlerimizde vazgeçilmez yaşam kaynağımız olan suyun mevcut durumuna bakılacak olursa, öncelikle yaza yavaş yavaş gelinmeye başlanan günümüzde su kullanımına daha çok dikkat edilmesi gerekmektedir.

    Ülkemizin en fazla yağış alması gereken Aralık, Ocak, Şubat ve Mart aylarında geçtiğimiz yıl ortalamalarına göre yeterince yağış alınamamıştır.  Geçen yıllara göre yüzde 35-40 düzeyinde daha az yağış söz konusu olmuş, yer yer bu oran farklılıklar gösterse de bu yılki azalan yağış oldukça önemlidir.  Bir önceki yıldan gelen yağışların etkisi ile barajlardaki su seviyesinin çok aşırı düşmemiştir ve şu anda sadece uyarı düzeyinde bir durum söz konusudur (!).  Ancak bu sınırsız bir su kaynağına sahip olunduğu anlamına gelmemektedir ve halen su mevcut depolama alanlarında (yeraltı ve yerüstü) kullanılmaya devam edilmektedir.

    Temmuz Ayına Dikkat

    Özellikle Batı Anadolu’da yağışlı gün sayısını çok az olduğu raporlanmaktadır.  Yağışın miktarı kadar dağılımı da hem tarım için hem de yeraltı su kaynakları için önem taşımaktadır.  Sadece barajlardaki su seviyesine bakmak yeterli değildir. Ülkemiz için düşündüğümüzde tarımsal sulamada suyun önemli bir kısmını yeraltı suyu kaynaklarından sağlanmaktadır.  Ayrıca son yıllarda sayıları hızla artan ve önemli su kaynağı niteliğindeki göletlerde de sulama amaçlı yeterli suyu bulunmamaktadır.  Bu nedenlerden ötürü yetkililer özellikle 2020’nin Temmuz ortasından itibaren ciddi su sıkıntısı beklemektedirler.  Yaşanabilecek olan suyu yetersizliği için yerel yönetimlerin evsel ve endüstriyel su tüketimlerine dikkat etmeleri gereklidir.  Evdeki muslukları, tuvalet ve duşlardaki suları daha tasarruflu kullanılması, ellerin yıkanması ve duş yaparken suyun boşa akıtılmasından kaçınılması gereklidir.  Endüstriyel amaçlı su kullanımında ve atık suların arıtılarak yeniden kullanıma kazandırılması konuların da yeni teknolojik uygulamalara ve gerekli tedbirler alınmalıdır.

    Su Tasarrufu Sağlayan Sulama Sistemleri Daha Çok Desteklenmeli

    Mevcut su kaynaklarının yaklaşık %70’i tarımsal sulama amaçlı tahsis edilmekte olup, tarımsal üretim açısından su sıkıntısı özellikle üretimi kısıtlayan en önemli faktör olarak görülmektedir. Bu üretim dönemi için yeterli kar yağışı olmadığı için yeraltı su kaynakları yeterince beslenememiş ve yeraltı su kuyularında ciddi derecede su seviyelerinde düşmeler meydana gelmiştir.  Tarımsal amaçlı kullanılan her bir birim sudan daha fazla fayda görmek ve su kayıplarının azaltılması için üreticilerin sulamalarını daha tasarruflu ve basınçlı sulama sistemlerini kullanarak (damlama ve yağmurlama sulama) sistemlerine geçmeleri gerekmektedir.  Klasik olarak uygulanmakta olan “Salma” sulamalarda da suyu göllendirme ile daha tasarruflu bir şekilde sulamaların yapılması ve gerekirse yapılacak bir sulama dönemi atlatılarak, birer ikişer gün açarak yapılacak sulama ile tasarruf edilmesi gerekmektedir.  Özellikle pamukta ya da mısırda 5 su veriliyorsa bunu 4’e düşürmek gerekecektir.  Bu yapılmazsa hasat dönemine yaklaşırken, suya ihtiyacın en yüksek olduğu önemde ne yazık ki su verilemeyecek durumla karşılaşılabilecektir.  Böyle durumlarla geçtiğimiz yıllarda karşılaşılmış ve kısıtlama programları uygulanmıştır. Ancak bunlar kısa vadede olan çözümler olarak karşımıza çıkmaktadır.  Ancak uzun vadede çözümlerin geliştirilmesi için havza bazlı planlamalar ve su kullanımı ve tahsisler konusunda gerekli planlamaların tüm tarafların bir arada yapması ve geliştirmesi kaçınılmazdır.

    Tüm bunların yanı sıra evlerde kullanılan suların merkezi arıtma sistemleri ile arıtılarak sağlık açısından sorun olmayacak örneğin, peyzaj amaçlı kullanımı da azımsanmayacak hacimde bir su tasarrufu sağlayacaktır.  Özellikle Büyükşehir Belediyesi niteliğindeki yerleşimler için bu tür arıtma ve atık suların yeniden kullanımı için yapılacak iyileştirme ve yeni yatırımlar önemlidir.  Ancak tüm yerel yönetimlerin de buna yönelik bilinçlendirilmesi ve ellerindeki kaynakları etkin kullanmalarına yönelik çözüm önerileri geliştirmeleri ve buna yönelik yatırım planlarını ortaya koymaları zorunludur.

    İklim Değişikliği ve Desteklemeler

    Uzun vadede alınacak tedbirler kapsamında küresel iklim değişikliğine karşı projeksiyonların çok net bir şekilde oluşturulması gereklidir.  Yine bölge ve havza bazlı olarak 2050-2100 ve sonrası yıllar için geliştirilen iklim değişikliği senaryoları da dikkate alınarak sadece suyun mevcudiyeti değil, su talebini düşürecek ve yeni koşullara adapte olacak kentsel, endüstriyel ve tarımsal su temini, dağıtımı ve kullanımı sistemlerin belirlenip nihai yararlanacılara tanıtılması gereklidir.

    Öte yandan tarımsal üretimde basınçlı sulama sistemlerini yaygınlaştırılması kaçınılmazdır.  Bu konuda üreticilere yönelik desteklemeler söz konusudur.  Destelenecek sulama sistemlerinin sadece havzanın koşullarına uygun olması yeterli değildir. Tarlanın ya da bahçenin fiziksel ve mekânsal durumu ve hatta nihai kullanıcının rahatlıkla yönetebileceği sistemler seçilmelidir.  Bu aşamada sistemin seçimi, planlaması ve en önemlisi de kullanıcının sistem uygulamasını doğru yapılması önemlidir.  Yanlış sitem seçimi, planlaması ve kurulumlar fayda yerine zararlara neden olabilir.  Ayrıca desteleme oranları her bir havzanın yapısına ve sistemin niteliğine göre farklı olması etkin kullanımı teşvik edilebilir.

    Su ve Gıda Güvenliği

    Son 20 yılda yaklaşık 3,5 milyon hektarlık tarım alanında çiftçi tarımsal üretim yapmayarak bu alanı boş bırakmıştır.  Eğer böyle devam ederse bu süreç gıda üretiminde ve özellikle küçük aile işletmeciliği ile üretilen bitkisel ve hayvansal ürünlerde yetersizliklere neden olabilir.  Özellikle COVID-19 salgınında yaşanan ve ülkelerin belli başlı tarımsal ürünlerin dış ticaretine getirdikleri sınırlama ve kısıtlamalarda görüldüğü gibi zaman zaman darboğazlar yaşanabilir.

    Ayrıca tarım ve gıda sektörü gıda güvenliğinin yanı sıra turizm, imalat, taşıma gibi birçok sektöre dolaylı ve doğrudan etkileri de göz ardı edilemeyecek önemdedir.  Burada kentsel ve endüstriyel amaçlı su tüketimini yanı sıra tarım ve gıda üretiminde suyun önemi ve etkin kullanımı bir kez daha ön plana çıkmaktadır.

    Son Söz

    Su insan yaşamının ana gereksinim duyduğu ve onsuz yaşamını sürdüremeyeceği bir maddedir.  Suyun hayatımızdaki önemi özellikle içinde bulunduğumuz COVID-19 dönemde evlerimizde yada işyerlerimizde gerekli olan hijyen ve temizlik gereksinmesinin yanı sıra sağlıklı ve yeterince tarımsal ürünlere ve gıdaya ulaşma nedenleriyle daha çok anlaşılmıştır.

    Türkiye maalesef su zengini bir ülke olmayıp, her yıl rezervleri hızla azalan bir ülkedir.  Tarımsal, kentsel ve sanayi amaçlı kullanımlarında gerekli olan su tasarrufları yapılmalıdır. Böylece bu kaynağını hem yurttaşların insani gereksinmelerinin karşılaması; enerji, tarımsal ürün ve gıda üretimlerinde kullanılması; mevcut ekolojik dengenin korunması ve endüstriyel amaçlı tahsisleri gerçekleştirebilir.  Su kaynaklarının her aşamada ve her faaliyette tasarruflu kullanılması için nihai kullanıcılara gerekli bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri geliştirilmelidir.  Ayrıca suyun kaynaktan elde edilmesi, depolanması, kullanıma hazır hale getirilmesi, dağıtımı ve arıtılarak yeniden kullanımına yönelik her türlü sistemlerin geliştirmesi/uygulanması ve su tahsislerinde de akılcı ve dengeyi gözeten politikalar oluşturulması sürdürülebilir bir su yönetimi için zorunludur.

    Etiketler: COVID-19,
    Yazdır