Arşiv

  • Ekim 2020 (9)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)

    Etiketler

    Bir şey olmaz

    Fatih Özatay, Dr.23 Eylül 2020 - Okunma Sayısı: 373

    Pandemide içeriye kapanmak bahçe özlemi uyandırınca yazın bahçeli bir eve taşındık. Şu sıralar evin dış su yalıtımı işleri var. Geçen bir geceliğine park etmiş bir “kepçe (ekskavatör)” bile vardı bahçede. Bayağı da “havalı” duruyor komşulara karşı. Herkesin arabası varsa bizim de kepçemiz var durumu. Hava kısmı bir tarafa, ekonomik faaliyet hacmine katkıda bulunduğumuz için ailecek gururluyuz da.

    Yalıtım işinin başında tecrübeli bir tekniker arkadaş var. Uzun yıllar toplu konut inşaatlarında çalışmış ve emekli olmuş. Geçenlerde “Mehmet Bey, şu küçük yere de yalıtım malzemesi koymak gerekmiyor mu?” diye sorunca “bir şey olmaz Hocam” dedi. Az sonra da gülmeye başladı. Meğer çalıştığı şirkette her “bir şey olmaz dediğinde” arkadaşları “aman dikkat edelim ileride orada bir sorun çıkabilir diyorlarmış”. Hatta onun bu özelliğini bilen rahmetli Prof. Dr. Rüştü Yüce ODTÜ’de inşaat mühendisi adaylarına ona atıfta bulunarak bir derste anlatmış “bir şey olmazın” doğurabileceği riskleri.

    Perşembe günü Para Politikası Kurulu toplantısı var. Alacakları kararı hiç mi hiç merak etmiyorum. Tek merakım, şu anda bankalara farklı kanallardan ödünç verdikleri fonların faizlerini değiştirseler de değiştirmeseler de karar metinlerinde kamuoyuna “bu faizlere ilişkin şu şu kararları aldık” diye açıklama yapıp yapmayacakları.

    Eski bir Merkez Bankacı ve de üstelik para teorisi ve politikası dersleri veren bir öğretim üyesi olarak Merkez Bankası’nın alacağı karara ilişkin merak eksikliğim düşündürüyor beni. Neden böyle oldum ben? Ne karar alınırsa alınsın ekonomimize “bir şey olmaz” düşüncesi mi? Bilemiyorum. Neyse, kişisel dertlerime daha fazla yer vermeyeyim kamuyu açık bu köşede.

    Grafikte, yarısı Euro yarısı dolardan oluşan döviz sepetinin lira değeri (sepet kuru) ile para piyasasında gerçekleşen kısa vadeli faizin (sol eksen) yılın başından bu yana seyri gösteriliyor. Para piyasası faizi, bankaların kendi aralarında yaptıkları çok kısa vadeli borç alıp verme işlemleri sonucunda ortaya çıkan faiz. Merkez Bankası, bankalara sattığı fon miktarını şu ya da bu düzeyde tutarak bu faizi doğrudan etkileme gücüne sahip.

    İki dikey çizgi var grafikte. Her iki değişkende gözlenen eğilim değişikliklerinden yola çıkarak göz kararı çizdim onları. Dolayısıyla üç döneme ayırmış oldum 2 Ocak 2020-18 Eylül 2020 arasını. İlkini “bir şey olmaz” dönemi olarak adlandırıyorum. İkincisi, “yoksa bir şey mi olmaktadır; faize dokunmadan önlem alalım dönemi”. Bu dönemi böyle adlandırmamın nedeni döviz kurunda gözlenen göreli sakinliğin arkasında -basında çıkan haberlere- göre “arka kapıdan döviz satmak” politikasının yatması. Üçüncüsü ise “bayağı bir şey olmaktadır ama olsun ne de olsa rekabetçi bir biçimde olmaktadır” dönemi.

    Bu arada merak edenler için hemen söyleyeyim ki Mehmet Bey “bir şey olmaz” demesine rağmen bir şey olabileceğini bildiği için o küçük yere de yalıtım malzemesini yerleştirdi.

     

     

    Bu köşe yazısı 22.09.2020 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler:
    Yazdır