Arşiv

  • Şubat 2021 (12)
  • Ocak 2021 (14)
  • Aralık 2020 (16)
  • Kasım 2020 (13)
  • Ekim 2020 (13)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)

    2.2 kat zengin ama 18 kat destek veriyor

    Fatih Özatay, Dr.27 Ocak 2021 - Okunma Sayısı: 238

    Dün, Güven Sak’ın yazısında yer alıyordu. Açıkladığı yeni destek paketiyle birlikte ABD’nin pandeminin başından bu yana vatandaşlarına verdiği doğrudan gelir desteği milli gelirinin yüzde 27’sine ulaşmış olacakmış. Türkiye’nin ise vatandaşlarına verdiği doğrudan gelir desteğinin boyutu milli gelirimizin yüzde 1,5’i kadar olduğu belirtiliyordu aynı yazıda.

    ABD bize kıyasla çok daha zengin bir ülke; bizden daha fazla destek verme imkânı var denilebilir. Ama dikkat: Onların doğrudan destek tutarı bizimkinin 18 katı. Oysa ABD’nin kişi başına gelir düzeyi Türkiye’nin kişi başına gelir düzeyinin 18 katı değil; 2,2 katı. Mili gelir farklılığı ile açıklamak mümkün değil destek tutarları arasındaki farklılığı.

    Pandeminin başlamasıyla 2020’de uyguladığımız ekonomi programının derin sorununu çok iyi yansıtıyor bu değerler. Biz, çok hızlı kredi genişlemesine ve faizi enflasyonun altında tutan bir para politikasına bel bağladık. Hazine’nin sahip olduğu kamu bankaları çok ama çok yüksek miktarda kredi artışına gittiler. Özel bankaları da buna zorlamak için BDDK aktif rasyosu diye bir kural icat etti. Bu politikanın kurda oluşturacağı yukarı doğru hareketi baskılamak için ise TCMB rezervini eritme pahasına döviz müdahaleleri yapıldı.

    Oysa çalıştığı lokanta, berber kapanınca ya da okula servis yapamayan tur şirketlerinde çalışırken işini kaybeden, kaybetmese de geliri kesilen kişiler için tüketici kredisi ya da düşük faiz bir anlam teşkil etmiyor; karınlarını doyurmuyor. Krediyi alma gücü olanlar harcama yapacaklar da bu harcamalar yatırımları artıracak da yeni işyerleri açılacak da…

    Neyse, geçmiş geçmişte kaldı. Ama destek ihtiyacı sürüyor. Üstelik şimdi geçen yıl uygulanan yanlış ekonomi politikasının kaçınılmaz sonucu olarak faizi yükselttik. Bu durumda işimiz daha zor. Ama bu zorluğun üstesinden gelmek mümkün. Önce, tek başına para politikası ile bunun olmayacağını görmek gerekiyor. Sonra da yeterli gelir desteği verebilmemizi sağlayacak bir ekonomik programa ihtiyaç var. Tekrar olacak ama olsun: Geri dönmeyen kredi sorunu çözecek, gelir garantileri ve sorunlu krediler için şeffaflık sağlayacak, mega projeleri askıya alacak, vatandaşlarından döviz cinsinden borçlanılmamasını ilke edinen, TCMB’yi yeniden bağımsız kılacak, adil ve hızlı çalışan bir hukuk sistemi oluşturacak, ihale yasasına çeki düzen verecek, arazi rantını vergilendirecek bir program…

     

    Bu köşe yazısı 26.01.2021 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler:
    Yazdır