Arşiv

  • Temmuz 2021 (7)
  • Haziran 2021 (14)
  • Mayıs 2021 (13)
  • Nisan 2021 (8)
  • Mart 2021 (15)
  • Şubat 2021 (12)
  • Ocak 2021 (14)
  • Aralık 2020 (16)
  • Kasım 2020 (13)
  • Ekim 2020 (13)
  • Eylül 2020 (16)
  • Ağustos 2020 (13)

    Başbakan Süleyman Demirel ile ilk Karşılaşmam – Boğaziçi Köprüsü

    N. Murat Ersavcı26 Mayıs 2021 - Okunma Sayısı: 391

    Dışişleri Bakanlığı sınavını, askerlik hizmetimi yaparken, 1970 yılında kazanmış ve bitmesini takiben 1972 yılı Mart ayında İkili Ekonomik İşler Dairesinde Aday Meslek memuru olarak göreve başlamıştım.

    Bakanlık binası o dönemde, diplomasi geleneği güçlü birçok ülkede olduğu gibi,  eski Başbakanlık binasının yanında ve adeta iç içe bir konumda idi. İkinci katta büyük bir odada 4 genç meslektaşım ve bir daktilo memuru ile birlikteydik.

    Bir sabah Şube Müdürüm Başkâtip Umut Arık (sonradan Büyükelçi), dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’ in,  İstanbul Boğazına yapılmakta olan ilk asma köprünün (Boğaziçi Köprüsü) ek finansmanı için Japon “Ishikawajima-Harima” (IHI) Ağır Sanayi Firması ile ilgili bir Kararnameyi gün içerisinde ivedilikle imzalanmak üzere beklediğini söyledi. Benden de hemen buna ait Kararname taslağını hazırlamamı istedi. Göreve henüz başladığım için, daha deneyimli bir meslektaşımın yardımı ile hazırladığım Kararname taslağını, eski deyimi ile “silsile-i-meratip”i izleyerek,  yani bürokratik hiyerarşi içinde, Şube Müdürümden itibaren ve  “çok acil” olduğunu vurgulayarak arza başladım. Sırası ile Daire Başkanı, Genel Müdür, Müsteşar Yardımcısı ve nihayet Müsteşarımız İsmail Erez’e takdim ettim. Tüm bu süreç inanılmaz bir hızla sabah saatlerinde tamamlandı.

    Öğleden sonra, Başbakan makamının yakınında dönemin Dışişleri Bakanı Haluk Bayülken’e gittim, onun da “arz” yazması ile Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Kemal Güçyener’ in odasına geçtim. Konuyu anlattıktan sonra, “Başbakan bunu bekliyordu” diyerek, beni makam odasına yönlendirdi.

    Ben, 25 yaşında daha mesleğimin ikinci ayında, ülkemin Başbakanı ile tanışacak olmamdan dolayı olsa gerek,  heyecandan titreyerek odasına girdim. Başbakan Demirel, son derece babacan bir şekilde ve kendisine has üslubu ile “getir bakalım evladım, bu köprü Türkiye için çok önemli, hayırlı olsun” dedi ve Kararnameyi imzaladı. Sonra heyecanımı fark etmiş olsa gerek, “Hariciye Vekâleti bu memleket için önemlidir, senin önünde daha uzun yıllar var, muvaffakiyetler diliyorum” dedi. Bize özgü deyimi ile “tıfıl kâtip” olarak ne kadar onur duymuştum, hala unutamam.

    Nitekim bir yıl sonra, 30 Ekim 1973 tarihinde Boğaziçi Köprüsü'nün açılış töreninde, genç diplomatlar dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen Dışişleri Bakanlarına mihmandarlık yaptık. Açılışına tanıklık ettiğim Köprünün, elimdeki dosyasını hatırlayarak, belki çok ufak bir katkıda bulunmuş olmaktan mutluluk duydum. (Söz konusu töreni ise ayrı bir yazı konusu).

    24 Yıl sonra,  1996 yılında bu sefer kendisi 9. Cumhurbaşkanımız olan Süleyman Demirel’in huzuruna Dublin Büyükelçisi olarak veda etmek üzere gitmiştim. Aramızda çok hoş bir sohbet cereyan etti. Bana “Büyükelçisi olarak her zaman kendisine ulaşabileceğimi vurgulayarak, muvaffakiyetler” diledi. Ben de yıllar önce Başbakan iken makamında arz ettiğim Boğaziçi Köprüsü kararnamesini hatırlattım. O zaman yine başarılar dilediğini ve mesleğimin uzun soluklu olacağını söylemişti.  Esasen, Türkiye’ye hizmet eden en uzun soluklu siyasetçi kendisi idi.

    Bu anım bana liyakate önem veren Dışişleri Bakanlığının, genç diplomatların yetişmesi için tanıdığı fırsatları anımsattı.  Bakanlığın Türkiye’nin bekası için taşıdığı ağırlığın farkına varan siyasetçilerden biri olan rahmetli Süleyman Demirel’i saygı ile anıyorum.

     

    Etiketler:
    Yazdır