Arşiv

  • Aralık 2021 (2)
  • Kasım 2021 (11)
  • Ekim 2021 (10)
  • Eylül 2021 (11)
  • Ağustos 2021 (12)
  • Temmuz 2021 (8)
  • Haziran 2021 (14)
  • Mayıs 2021 (13)
  • Nisan 2021 (8)
  • Mart 2021 (15)
  • Şubat 2021 (12)
  • Ocak 2021 (14)

    Muğlaklık

    Fatih Özatay, Dr.11 Ağustos 2021 - Okunma Sayısı: 840

    Şu alıntı son Para Politikası Kurulu (PPK) Kararı’ndan: “Enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli %5 hedefine ulaşıncaya kadar politika faizi… enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edilecektir.” İlk bakışta oldukça açık: Hedefe ulaşıncaya kadar politika faizi enflasyonun üzerinde tutulacakmış. Ama bir dakika: Hangi enflasyon? Elbette tüketici enflasyonu da hangi tüketici enflasyonu? Politika faizi kararı açıklandığında TÜİK’in açıkladığı son enflasyon mu? Ekonomik birimlerin ileride oluşmasını beklediği enflasyon mu? TCMB’nin ilerisi için yaptığı enflasyon tahmini mi? Ne kadar ilerisi? Yılsonu? On iki ay sonrası?

    Bu sorulara verilecek farklı yanıtların ima edecekleri politika faizi de farklı olacak. Mesela son PPK toplantısı 14 Temmuz’daydı. O tarihte TÜİK’in açıkladığı en son tüketici enflasyonu Haziran içindi ve %17,5 düzeyindeydi. Toplantıda politika faizi %19 düzeyinde sabit tutuldu. Oysa aynı tarihte ‘TCMB Piyasa Katılımcıları Beklenti Anketi’ yıl sonu için beklenen enflasyonun %15,6, on iki ay ilerisi için beklenen enflasyonun %12,6 olduğunu gösteriyordu. PPK toplantısından iki hafta sonra yılın üçüncü Enflasyon Raporu açıklandı. Bu raporda, TCMB enflasyonun yılsonunda %14,1’e, on yedi ay sonra da (2022 sonunda) %7,8’e düşeceğini tahmin ettiğini açıklıyordu.

    Çok açık ama şu önemli noktayı tekrarlamakta yarar var: Bir merkez bankasının politika faizinde yaptığı değişiklik geçmişin koşullarıyla bugün oluşan enflasyonu etkilemez. İleride gerçekleşecek enflasyon üzerinde etki gösterir. Bu etki ne zaman başlar? Zirve noktasına ne zaman ulaşır? Etki bittiğinde o güne kadar gerçekleşen toplam etki ne kadardır? Bu tip sorulara merkez bankalarının araştırma bölümleri yanıtlar arar. TCMB’nin de bu tür araştırmaları var.

    Bu çerçevede bakıldığında TCMB’nin yaptığı açıklamanın kendini talihsiz biçimde bağladığı görülüyor. Bağlıyor çünkü toplantıdan beş gün sonra TÜİK Temmuz enflasyonunu %18.95 olarak açıkladı. Yaygın kanı, bu enflasyon dikkate alındığında yüzde 19 olan politika faizin düşürülemeyeceği yönündeydi. Oysa beş gün önce TCMB enflasyonun beş ay sonra 14,1’e, on yedi ay sonra da 7,8’e düşeceğini tahmin ettiğini açıklamıştı. Zaten piyasa da enflasyonda düşüş bekliyordu. TCMB tahminlerinin arkasındaysa (elbette bir hata payı olacaktır) ve ekonomik birimleri enflasyonun düşeceğine ikna edeceğine güveniyorsa, politika faizini Ağustos’ta olmadı Eylül’de düşürmesi gerekir. Ama gelin görün ki, enflasyonun ileride alacağı olası değerler için yaptığı tahmine ve bu tahminin ekonomik birimlerin beklentilerine ne ölçüde yansıdığına göre politika faizini belirleyeceğini söylemiyor: ‘Enflasyonun üzerinde tutacağım’ diyor. Neden bu muğlaklık?

     

     

    Bu köşe yazısı 10.08.2021 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler:
    Yazdır