Arşiv

  • Aralık 2022 (1)
  • Kasım 2022 (10)
  • Ekim 2022 (9)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)

    Kapitalizmin en çevreci yüzyılına hazır mısınız

    Güven Sak, Dr.19 Ocak 2008 - Okunma Sayısı: 1022

     

    Hiç aklımızdan çıkmayan o lafı, ilk kez Zeki Yamani'nin ağzından duymuştuk. Söyleşi BBC'de bundan yıllar önce yayımlanmıştı. 1970'lerdeki petrol krizi günlerinde Suudi Arabistan'ın Petrol Bakanı'ydı Yamani. O dönemde, OPEC üyesi ülkeler giderek petrol üretimlerini kısıp, fiyatlarını artırıyorlardı. İşte o vakitlerin petrol bakanı. Yamani, "Taş devri etrafta taş kalmadığı için sona ermedi, petrol devri de dünyada petrol tükendiği için sona ermeyecek" dedi. Ne olacaktı? OPEC ülkeleri petrol fiyatlarının kontrolsüz artışına seyirci kalırlarsa sonunda alternatif enerji kaynakları devreye girecekti. Su nasıl mecrasını bulursa, şimdilerde ilgi ve çalışmalar da alternatif enerji kaynakları üzerine yoğunlaşmış durumda. Herkesin birdenbire çevreci oluvermesi ve küresel ısınmanın yerküredeki insani etkinliğin bir sonucu olduğunun tam da bu yıllarda genel kabul görmeye başlaması ne hoş bir rastlantı değil mi? Küresel tüketim desenindeki kitlesel değişim dünyaya ve hayat tarzımıza şöyle tepeden bir yeniden bakışı zorunlu kılacak gibi duruyor. Tata'nın 2500 dolara satmayı planladığı arabanın 2008'den sonra yaratacağı etkiyi tahayyül edebiliyor musunuz? Gelin birlikte bir bakalım.

    Zoraki çevreciler

    Hatırlayın bu yüzyılın başında petrol fiyatları daha 25 dolar civarındaydı. New York Ticaret Borsası'ndaki (NYMEX) ham petrol varil fiyatları ortada. 2003 yılındaki 25 dolardan 2006'da 75 dolara, 3 Ocak 2008'de ise varili 100 dolara kadar yükseldi. Şimdi borsada artan oynaklığın arkasında güncel siyaset ve dış politika gelişmeleri olabilir. Ama petrol fiyatlarının düzeyindeki kararlı artışın arkasında küresel tüketim desenindeki değişim eğilimi yatıyor. Uygarlığımızın tüketim normları yerkürenin daha geniş bir kesimine doğru yayılıyor. Yayılırken petrol talebini de patlatıyor. Ve öyle görünüyor ki, tüketim desenindeki değişim yavaşlamayacak, giderek hızlanacak. Ortadaki rakamlar tüketim deseni değişikliğinin boyutunu ortaya koyuyor. Bu boyutta küresel tüketim deseni değişikliği dünyaya ve hayat tarzımıza bakışımızı değiştirecektir. Göreceksiniz; 21. yüzyıl kapitalizmin en çevreci yüzyılı olacak. Artan girdi maliyetleri 21. yüzyılı insanlık tarihinin en çevreci yüzyılı yapacak. Gelin önce küresel tüketim desenindeki değişime bir bakalım. Geçenlerde Çin'den yapılan açıklamada, son yirmi yılda, 100 milyon Çinlinin yoksulluk sınırının altından yoksulluk sınırının üzerine çıktığı söyleniyordu. 1995 ile 2005 arasında 100 milyon Çinli aktif bir yoksullukla mücadele programının eşliğinde artık daha iyi durumdalar. Hani Çin'de bir muhalefet olsa, "Bu ekonomik program Çin'i emperyalist işgal altına soktu. Memlekette kalıcı bir iyileşme yoktur. Her şey yapay bir kur politikasının sonucudur" dese, pek de inandırıcı olmazdı. Çin'in değişmekte olduğunun, işlerin iyiye doğru gitmekte olduğunun tam 100 milyon adet somut kanıtı var. Küreselleşmenin yararlarına ilişkin 100 milyon adet kanıt. Ama uluslararası yoksulluk sınırı olarak anılan günde 1 dolarla geçinenler hesabıyla bakıldığında, Çin'de 100 milyon adet daha yoksul var.

    Modern sektörler

    Yoksullukla mücadele öyle cebe yalnızca para koyarak sağlanmamış. Bakın nasıl olmuş da Çin'deki yoksul sayısı azalmaya başlamış. Merkezi hükümetin destek sağladığı 592 bölgedeki köylerin yüzde 79'u otobanlara bağlanmış bu son yirmi yılda. Yine bu köylerin yüzde 98'ine elektrik sağlanmış, yüzde 70'inin ise temiz içme suyuna ulaşması mümkün olmuş. Bitmedi: Yüzde 88'inin tv programlarını izleyebilir hale gelmesi, yüzde 70'inin ise telefonu kullanmaya başlaması sağlanmış. Bu yolla, yoksul bölgeler Çin ekonomisinin bir parçası haline gelmişler. Bitmedi. Çin ile ilgili rakamlar her yıl 20 milyon kişinin köyden kente gelip, modern sektörlerde çalıştığını gösteriyor. Bu sürecin sonuna da gelinmiş değil henüz. Yapılan çalışmalar, Çin'de kırsal kesimden kentlere çalışmaya gelecek olan daha 200-300 milyon kişinin olduğunu gösteriyor. Şimdi son on Çin yılını tahayyül edelim lütfen. Son on yıldır dünyaya her yıl orta büyüklükte bir yeni sanayileşmekte olan ülke ekleyen Çin'in ne kadar hızlı bir tüketim deseni kayması sürecinde olduğunu görüyor musunuz? Artık elektrikleri var, elektrik demek buzdolabı, çamaşır makinesi, tv vb değil midir? Daha önce düşünülemeyecekler artık düşünülebilir olmamış mıdır? İnsanlar yoksulluktan sıyrıldıkça, tüketim deseni değişmeden kalabilir mi? Şimdi Hindistan'dan birkaç rakam. 2004-2005 döneminde Hindistan'da satılan otomobil sayısı 1 milyon civarında. Aynı dönemde 2 milyon adet de iki tekerlekli vasıta satılmış. Bisiklet, motosiklet benzeri araçlar bizim uygarlığımızın normal alanlarında eğlence vasıtalarıdır. Hindistan'da ise ihtiyaçtan, araba alacak parası olmayanların ulaşımını sağlamak için kullanılmaktadırlar. 2004 sonu itibariyle kayıtlı, iki tekerlekli vasıta sayısı 34 milyon civarındadır.

    2500 dolara araba

    Şimdi Tata Şirketler Grubu Başkanı Ratan Tata'nın kasım ayında açıkladığı 2500 dolarlık araba fikrine gelelim. Şimdi gelin hayal edelim, söz verildiği gibi 2008 yılında bu fiyata bir otomobil satışa çıkarsa ne olur? Vallahi ilk yıl 34 milyon adetlik hazır bir talep zaten var gibi duruyor. Sonuç, on milyonlarca motor ve bisiklet kullanıcısı her durumda daha fazla petrol tüketmeye başlar. Sizce petrol fiyatlarının, "Aman efendim, Çin'de büyüme yavaşlayacakmış, Batı'da kriz varmış" gibi konjonktürel nedenlerle azalmasını beklemek için bir neden var mı? Yoktur ve de olmayacaktır. Ortada son derece yapısal bir değişim süreci bulunmaktadır. Dünyamız 1870'lerdeki ilk küreselleşme çağından beri hiç bu kadar hızlı bir değişim görmemişti. Daha önce yazdık, yineleyelim: Milyarlarca Çinli ve de Hintlinin tüketim sepetine deodoranın eklendiğini tahayyül edebiliyor musunuz? Ortada ozon filan kalır mı? Bize kalırsa, bu yüzyıl insanlık tarihinin en çevreci yüzyılı olacaktır. Hayat tarzımızı gözden geçirme gereği hiç bu kadar zorunlu olmamıştı. Emir büyük yerdendir.

     

    Bu yazı 19.01.2008 tarihinde Referans Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır