Arşiv

  • Mayıs 2024 (12)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)
  • Haziran 2023 (13)

    Petrol piyasasında satıcı da alıcı da yarınından emin değil

    Hasan Ersel, Dr.05 Kasım 2007 - Okunma Sayısı: 1537

     

    Dünya petrol üretim ile tüketim rakamları birbirine çok yakın olsalar bile, üreten ve tüketen ülkeler epeyce farklı. Bu ülkelerin dünya işlerine bakış açıları da öyle! Bu nedenle yarınından emin olan ne bir satıcı var ne de bir alıcı. Öbür günü hiç sormayın.

    Ham petrol fiyatlarının 2000 yılı sonrası seyrine baktığımızda, 2005 yılı başlarında yukarıya doğru bir kırılma olduğunu görüyoruz. O tarihten sonra petrol fiyatlarındaki artış hızlanıyor. Şekilden de görülebileceği üzere 7 Ocak 2005'de ham petrolün dünya ortalama ihraç fiyatı 35.16 dolar iken 26 Ekim 2007'de 81.27 Amerikan Doları'na yükseliyor yükseliyor.

    Basit bir iktisadi yaklaşım izleyelim. Petrol fiyatı arttığına göre petrol talebi, arzından fazla olmalı. "Energy Information Agency" (EIO) adlı ABD devlet kuruluşunun tahminlerine göre durum gerçekten öyle. 2006 ve 2007 yıllarında toplam petrol tüketimi, üretimin üstündeymiş. EIO'nın öngörüsü, 2008 yılında da bu durum devam edecekmiş. Yani geçmişte petrol tüketimini karşılayabilmek için stoklardan kullanım olmuş, 2008'de de böyle olacak gibi görünüyor.Ancak tablodan görüleceği üzere petrol tüketimi ve arzı arasındaki fark hiç de büyük değil.

    Dikkat edilirse talep fazlasının toplam arza oranı (tablonun son satırı) çok küçük bir rakam. Ama anlaşılan tıpkı açlık hissi gibi ülkeler üzerinde büyük bir baskı oluşuyor. Kullanıcıları her an petrolsüz kalabilme korkusu sarmış belki de. Tabii bu durumda "...mış" lı haberlerden kazanç sağlamayı bekleyen spekülatörlere de gün doğmuş oluyor. Doğrusunu isterseniz, onların piyasayı yöneltmelerine (manipulation) gerek de yok. Etrafta o kadar bu tür haber var ki: "Irak'da bugün şu oldu; Chavez dedi ki; Nijerya'da sorun; bu yaz havalar çok sıcak gidecek; bu kış soğuk şiddetli olacak"  ve daha niceleri. New York Emtia Borsasında, 2 Kasım 2007 tarihinde, Aralık ayında teslim edilecek, West Texas Intermediate olarak tanımlanan ham petrolün varil fiyatı bir gün önceye oranla 2.44 dolar artarak varil başına 95.93 dolara ulaştı.

    Petrolü kim üretiyor

    OPEC'in adı çok geçtiği ve bir kartel olarak tanımlandığı için, petrole ilişkin bir gelişme olduğunda gözler hemen bu kuruluşa çevriliyor. Ancak OPEC'in dünya petrol üretimi içindeki payı 2007 yılı için yüzde 41 olarak tahmin ediliyor. Bir önceki yıl da yaklaşık aynı düzeyde, yüzde 41,8. Üstelik OPEC'in güçlü bir kartel olduğu da kolaylıkla söylenemez. OPEC üyeleri şu ülkeler: Angola, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Endonezya, Irak, İran, Katar, Kuveyt, Libya, Nijerya, Suudi Arabistan ve Venezuela. Bu ülkelerin ortak bir stratejide birleşmeleri o kadar kolay değil. Buna karşılık OPEC üyeleri arasında bir tanesinin seçkin bir konumu var. O da elde kesinleşmiş veri olan son yıl olan 2006'da tüm OPEC üretiminin yüzde 29,7'sini üreten Suudi Arabistan! Bu ülkeden sonra gelen en büyük ikinci üretici ise İran. 2006'da İran'ın toplam OPEC üretimi içindeki payı yüzde 12,24. Ancak bu iki ülke arasında belirgin bir farklılık daha var. 2006'da İran'ın ürettiği miktar yaklaşık üretim kapasitesine eşit. Oysa Suudi Arabistan'ın üretim kapasitesi 2006'da üretim miktarından yüzde 14,8 daha fazla idi. Aslında Suudi Arabistan'ın bu durumu, söz konusu ülkeyi sadece İran'dan ayırt etmiyor. Suudi Arabistan, OPEC ülkeleri arasında üretimini yukarıya doğru esnetme olanağına sahip tek ülke. Bu da Suudi Arabistan'ı kilit konuma yerleştiriyor.

    OPEC'den sonra en büyük petrol üreticisi ise OECD ülkeleri. Bu ülkelerin toplam dünya petrol üretimi içindeki payı, 2006'da yüzde 25,5. Hiç de küçümsenecek bir rakam değil. Ancak bu ülkelerin dünya petrol tüketimi içindeki payları çok daha fazla; yüzde 58,2! Sorun da bu ülkelerin müthiş petrol açlığının nasıl giderileceğinde zaten.

    OPEC ve OECD dışı petrol üreten ülkeler denilince akla hemen eski Sovyetler Birliği olarak tanımlanan ülkeler grubu geliyor. Bu ülkeler grubunun dünya petrol üretimi içinde payı sadece yüzde 14,4. Üstelik bunun ihraç edebilecekleri kısmı da, OECD ülkeleri kadar olmasa da, sınırlı. Onların da ciddi bir petrol tüketimi var. (Dünya tüketiminin yaklaşık yüzde 5'i). Diğer bir büyük üretici Çin. Ama bu ülkenin petrol tüketimi üretiminin epeyce üstünde olduğundan, konumu OECD ülkelerininkine benziyor.

    Özetle dünya petrol üretim ile tüketim rakamları birbirine çok yakın olsalar bile, üreten ve tüketen ülkeler epeyce farklı. Bu ülkelerin dünya işlerine bakış açıları da öyle! Bu nedenle yarınından emin olan ne bir satıcı var ne de bir alıcı... Öbür günü hiç sormayın.

    Tedirgin bir dünya

    Hudong-Zhonghua, Shenyang, Shijiazhuang, Fuzhou, Taizhou. Çin'den beş isim. Vikrant, Viraat, Vikramaditya, Kolkata Mumbai de Hindistan'dan!

    Hudong-Zhonghua, Çin'in yakınlarda seyir denemelerine başladığı çıkartma ana gemisi yaklaşık 20.000 tonluk. Çin deniz kuvvetlerinin şimdiye kadar sahip olduğu en büyük savaş gemisi. 5-6000 mil uzaklıktaki hedeflere 800 asker 15-20 zırhlı araç taşıyabilecek kapasitede. Shenyan ve Shijiazhuang Çin'in kendi yapımı modern iki güdümlü füze destroyeri. Yaklaşık 7100 ton ağırlığnda olan bu gemilerin menzili ise 4500 mil olarak tahmin ediliyor. Fuzhou ve Taizhou ise Çin'in Rusya'dan satın aldığı Sovremenny sınıfı modern güdümlü füze destroyerlerinden ilk ikisi. Bu gemiler 7300 tonluk ve 14000 mil menzilleri var. Görünüşe göre Çin'in en önemli sorunu Taiwan. Bu gemileri Çin Taiwan'a karşı kullanmak için mi donanmasına kattı? Şöyle bir haritaya göz atın. Çin sahillerinden Tayvan kuş uçuşu sadece 120 mil!

    Gelelim Hint isimlerine. İlk üç isim uçak gemisi. Viraat ismi iki gemi yerine duruyor. İlki şu anda Hindistan donanmasında hizmet veren eski uçak gemisi. Diğeri ise 2017'de hizmete girecek olan. Hindistan bu gemiyi Vikrant ile birlikte kendi tezgâhlarında yapıyor. Vikramaditya ise Rusya'dan satın alınıyor. 2011 de hizmete girmesi bekleniyor. Kolakata, Hindistanın tezgâha koymuş olduğu modern bir güdümlü füze destroyeri. Şu anda Hindistan donanmasında hizmet veren Mumbai güdümlü füze destroyerinin geliştirilmiş biçimi. Bütün bu gemiler de 6000 milden fazla menzilli. Hindistan'ın da en başının dertte olduğu ülke Pakistan. Ama Mumbai (eski Bombay) kenti ile Karaçi arasındaki uzaklık, kuş uçuşu, sadece 600 mil!

    Deniz yollarına abluka

    Bu ülkelerin, komşularıyla anlaşmazlıklarını çözmek için böyle uzun menzilli gemilere ihtiyaçları yok. Demek ki bu gemilerin edinilme nedeni bu değil. Çin donanması durup dururken, bu yaz aylarında Umman Denizi'nde bölge ülkelerinin donanmalarıyla ortak manevra yapmadı. Hindistan donanması, sadece vatandaşlarının güvenliğini sağlamak gerekçesiyle Beyrut limanına demirlemedi. Gemilerin donanımları, büyüklükleri ve menzilleri göz önüne alınırsa petrol ithalâtı açısından çok bağımlı oldukları körfez bölgesine giden deniz yollarını kendileri açısından güvence altına almak istiyorlar.

    Peki ABD ne yapıyor? Bir süre önce çıkan bir haberi aktarayım. Arleigh Burke tipi 8000 tonluk, 4000 mil menzilli güdümlü füze destroyerlerinin bazılarında bir arıza çıkmış. Gözden geçirilmeleri gerekiyormuş. Gemi başına maliyeti 63 milyon dolar kadar. Peki niye haber olmuş? Çünkü bu sorun ABD donanmasında hizmet veren 52 adet bu tip gemiden 13'ünde görülmüş. Herhalde koskoca ABD donanması tek tip gemiden oluşmuyor. Bu arada, ABD'nin Kanada ya da Meksika ile anlaşmazlığı da yok.


    Bu köşe yazısı 05.11.2007 tarihinde Referans Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır