Arşiv

  • Temmuz 2024 (7)
  • Haziran 2024 (14)
  • Mayıs 2024 (16)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)

    Dünyanın 2008 ve 2009'da yüzde 3 büyüme olasılığı yüzde 25'ten fazla

    Hasan Ersel, Dr.14 Nisan 2008 - Okunma Sayısı: 1406

     

    IMF uzmanlarının gerçekleşmesine yüzde 25 olasılık verdikleri 2008 ve 2009'da dünya ekonomisinin yüzde 3 büyüyeceği senaryosunun gerçekleşme olasılığını ben biraz daha fazla görüyorum.

    IMF'nin geçen hafta kamuoyuna duyurulan World Exonomic Outlook adlı dokümanı dünya ekonomisi konusunda iyimser olmak isteyenlere pek destek verici nitelikte değildi. Hiç olmazsa kullandığı dil itibariyle...

    IMF'ye göre 2006-7 yıllarında ortalama yüzde 5 büyüyen dünya ekonomisinin büyüme hızı 2008'de yüzde 3,7'ye düşecek. IMF 2009'da dünya ekonomisinin yaklaşık aynı hızda (yüzde 3,8) büyüyeceğini öngörüyor. IMF'ye göre dünya ekonomisindeki yavaşlama belli bir ülke grubundan kaynaklanmayacak. Hem gelişmiş ülkeler ve hem de gelişmekte olan ülkelerin yavaşlaması bekleniyor. Öte yandan dünya ticaretinin artışı da hız kesmiş durumda: 2006'da yüzde 9,2 artan dünya dış ticaretinin 2007'de ancak yüzde 6,8 arttığı tahmin ediliyor. 2008 ve 2009 için öngörüler ise daha düşük artış hızları: Sırasıyla yüzde 6,6 ve yüzde 5,8. IMF en dramatik yavaşlamayı ABD'de bekliyor. 2006'da yüzde 2,9 büyüyen ABD ekonomisi 2007'de hız kesmiş ve yüzde 2,2 büyümüştü. IMF, ABD'nin 2008'de sadece yüzde 0,5 büyüyeceğini, 2009'da durumun pek değişmeyeceğini, büyüme hızının yüzde 0,6'da kalacağını bekliyor. Diğer gelişmiş ekonomiler de yavaşlıyor. IMF, geçen 2 yılda yüzde 3'ün üzerinde büyüyen Avrupa Birliği'nin (AB) önümüzdeki 2 yılda ancak yüzde 1,8 dolayında büyüyebileceğini öngörüyor.

    Gelişmekte olan ülkelerin bütününde de durum eğilim aynı. Son 2 yılda yüzde 7,8 dolayında büyüyen bu ülkeler 2008 ve 2009'da yüzde 6,7 dolaylarında büyüyecek. Ancak, farklılık gösteren alt gruplar var. Ortadoğu ve Afrika ülkelerinin büyüme hızları hafif de olsa yükseliyor. Özellikle Afrika'da son yıllarda büyümenin yüzde 6 dolaylarında sürmesi üzerinde durmaya değer bir olgu.

    Büyüme hızı niye düşüyor

    Dünya ekonomisi niçin yavaşlıyor? Gelişmiş ülkelerdeki yavaşlamanın nedeni aşağı yukarı belli. ABD kökenli mali kriz iki etki yarattı. Bir kere mali sorunlar ABD dışındaki gelişmiş ülkelere de sıçradı. İkinci olarak ABD ekonomisindeki yavaşlamanın getireceği dış ticaretteki daralmanın, diğer gelişmiş ekonomileri de etkilemesi bekleniyor.

    Tabii Avrupa ekonomisinde de konut sektöründeki sıkıntıların da bütün bunlara eklenmesi gerekiyor. IMF gelişmekte olan ekonomilerin yavaşlamasının arkasında yatan iki farklı temel etkeni ayrıştırıyor. Bunlardan ilki gelişmiş ülkelerdeki duraklamanın ticaretin daralmasına ve dolayısıyla hammadde fiyatlarının da bunu izleyerek daha yavaş artmasına yol açmasının beklenmesi. Ancak bu tek neden değil. Bir başka önemli neden başta Çin olmak üzere, bazı ekonomilerin fazla ısınması nedeniyle alınan iktisat politikası önlemlerinin bu ekonomilerin yavaşlamasına yol açmasının beklenmesi.

    IMF, bu öngörülerde bulunurken bir noktaya daha dikkati çekiyor. Risk dünya ekonomisinin büyümesinin daha da zayıf kalabileceği yönünde. IMF uzmanlarının dünya büyüme hızının 2008'de yüzde 3'e düşüp 2009'da da bu düzeyde kalması olasılığını yüzde 25 olarak gördükleri, raporda, belirtiliyor. Özetle, IMF dünya ölçüsünde ciddi gelir düşmesine yol açacak bir bunalım beklemiyor. Ama toparlanmanın kolay ve çabuk olmayacağına da dikkati çekiyor. IMF'nin projeksiyonlarına göre dünya ekonomisi ancak 2011 yılında 2007'deki büyüme hızını yakalayabiliyor. Dünya ticaret hacminin tekrar 2007 hızında artamaya başlamasının ise 2010'da olması öngörülüyor. Demek ki, önümüzde en az üç zorlu yıl var.

    2007'de dünyada hammadde fiyatlarında ciddi yükselmeler oldu. Bu artış gıda ve enerjide daha da dikkat çekiciydi. Ancak IMF bu eğilimin devam etmeyeceği kanısında. Bu Türkiye için iyi bir haber. Çünkü IMF'nin hesaplamalarına göre hammadde (hem ham petrol hem de diğerleri) fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin dış ticaret dengesini olumsuz yönde etkiliyor.

    IMF raporunda hammadde fiyatlarındaki yükselişin mali piyasalardaki gelişmelerle olan ilgisi üzerinde etraflı bir biçimde duruluyor. IMF'nin dikkati çektiği noktalar şöyle özetlenebilir: Petrol ve diğer bazı hammaddeler dolar cinsinden fiyatlanıyor. Oysa dolar 2007'de reel olarak değer kaybetti. Bu durumda dolar dışında geliri olan bu ürünlerin tüketicilerinin satın alma güçleri arttı. Bu da genelde hammadde talebini artırdı. Bu artışın bir kısmı ise enflasyon ve kur riskine karşı kendisini korumak isteyen mali yatırımcılardan kaynaklandı. ABD'de faizlerde görülen düşme de bu sürece yardımcı oldu. Düşük faiz stok maliyetini aşağıya çekti, ham madde stoklamanın maliyeti düştü.

    Gıda yakıttan daha etkili

    Bu fiyat hareketleri 2006 ve 2007'de dünya enflasyonunu önemli ölçüde etkilemiş görünüyor. Burada da ağırlık  gıda malları fiyatlarından gelen etkide. Gıda malları fiyatlarındaki artış 2006'da dünya enflasyona yüzde 27, 2007'de ise 44,3 katkı yapmış. Yakıt fiyatlarındaki artışın katkısı ise çok daha az: 2006'da yüzde 19,9, 2007'ise sadece  yüzde 8! Ancak bu genel görünüm, gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ayrımı yapılınca değişiyor. Gelişmiş ülkelerde yakıtın enflasyona katkısı, gıdaya oranla çok daha fazla. Gelişmekte olan ülkelerde gıda fiyatları enflasyona, yakıt fiyatlarındaki artıştan çok daha fazla katkı yapmış.

    IMF, ham madde (petrol dahil) fiyatlarının önümüzdeki dönemde bu eğilimini sürdürmemesini hatta düşebileceğini, dünya ekonomisindeki yavaşlama eğilimi ile açıklıyor. Petrol için, ayrıca, gelecek fiyatlarının anlık (spot) fiyatların altında seyretmesine dikkati çekiyor. Öte yandan IMF kısa dönem için riskin fiyat artışı yönünde olabileceği kanısında. IMF raporunda bu sonuçların dayandırıldığı araştırmaların sonuçları da özetlenmiş. Bu çalışmalarda talep üzerinde daha çok duruluyor. Arza ilişkin kısıtların ise, hiç olmazsa, bu eğilimi değiştirecek kadar güçlü olmayacağı varsayılmışa benziyor. Doğrusu IMF'nin bekleyişlerinin tersini ileri süren, benzer kapsamda, bir başka araştırmanın varlığından haberdar değilim.

    Türkiye ne yapacağına bakmalı

    Ancak bazı kaygılarım var. Petrolde dünya arzını etkileyen önemli etmenler teknolojik olmaktan çok siyasal nitelikte görünüyor. Üretici ülkelerin çoğu da bu tür şoklara oldukça açık görünüyor. Gıda mallarına gelince IMF'nin iklimden gelen şokları nasıl hesaba kattığını bilemiyorum. Ama küresel iklim değişikliği konusunda yapılan çalışmalardan edindiğim izlenim, bu konuda geçmiş eğilimlerin gelecek için pek gösterge oluşturamayacağı biçiminde. Bu çalışmaların işaret ettiği bir başka nokta da tarımda ciddi üretim düşüşüne yol açabilecek dalgalanmaların olabileceği.

    Bu durumda hammadde fiyatları konusunda IMF'nin temel senaryosundan biraz daha kötümser bir senaryodan hareketle, önümüzdeki dönemde dünya ekonomisini düşünmek bana daha anlamlı geliyor. Aslında IMF bu senaryoları da yapmış. Söz konusu raporun 32. sayfasında IMF'nin hangi olasılıkla, dünya büyümesine ilişkin senaryolardan hangisinin gerçekleşmesini beklediği veriliyor. IMF uzmanlarının gerçekleşmesine yüzde 25 olasılık verdikleri 2008 ve 2009'da dünya ekonomisinin yüzde 3 büyüyeceği senaryosunun gerçekleşme olasılığını ben biraz daha fazla görüyorum. Üstelik bu sonucun, ABD ekonomisi, IMF'nin öngördüğünden daha çabuk toparlanıp Federal Reserve'in (FED) beklediğine yakın bir büyüme performansı gösterse bile ortaya çıkabileceği kanısındayım. Tabii bu durumda "Türkiye ne yapmalı?" sorusu üzerinde daha iyi düşünmemiz gerek.

     

    Bu yazı 14.04.2008 tarihinde Referans Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır