logo tobb logo tobbetu

Güneydoğu Avrupa 2030 Stratejisi Güneydoğu Avrupa 2030 Stratejisi istişare toplantıları 21 ve 25 Mayıs tarihlerinde çevrim içi olarak gerçekleştirildi.
Haber resmi
26/05/2021 - Okunma sayısı: 1083

 

 

Bölgesel İşbirliği Konseyi (Regional Cooperation Council - RCC), Yunan Avrupa ve Dış Politika Vakfı (ELIAMEP) ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) inisiyatifi ile gerçekleştirilen ve sivil toplumun istişare yoluyla RCC’nin Güneydoğu Avrupa (South East Europe - SEE) 2030 Stratejisine katkısını artırmayı amaçlayan Bölgesel Paydaş Seminerleri 21 ve 25 Mayıs tarihlerinde çevrim içi olarak düzenlendi.

Bölgesel Paydaş Seminerleri, bölgesel politikalar geliştirmek ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (BM SKA) ile uyumlu bir SEE 2030 Stratejisi oluşturmak üzere yetkilendirilen RCC’nin hazırladığı strateji dokümanını nihai haline getirmek amacıyla TEPAV ve ELIAMEP’in ev sahipliğinde düzenlendi. Bu iki etkinlik, SEE 2030 Stratejisi hakkında istişare edilmesi ve bilgi alışverişinde bulunulması amacıyla 13 Güneydoğu Avrupa ülkesinden sivil toplum örgütlerini, akademisyenleri, düşünce kuruluşlarını, özel sektör temsilcilerini ve diğer paydaşları bir araya getirdi.

Etkinliğin ilk günü, RCC, ELIAMEP ve TEPAV temsilcilerinin açılış konuşmalarıyla başladı. RCC Genel Sekreter Yardımcısı Tanya Miscevic, Güneydoğu Avrupa 2030 Stratejisinin BM SKA ve 2030 Gündemi doğrultusunda hazırlandığını ve Stratejinin nihai hedefinin, bölgede sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ile yoksulluğu ve eşitsizliği azaltmak olduğunu belirterek sözlerine başladı. Miscevic, konuşmasında kadınların istihdam piyasasındaki rolünü güçlendirmenin, bölgedeki sosyal kapsayıcılığı geliştirmenin ve yaşam kalitesinin artırılması ile dış göçün önüne geçilmesinin önemine değindi. Bu hedeflerin rekabetçiliği veya özel sektör gelişimini aksatmayacak, yeşil ve dijital dönüşümü benimseyen bölgesel politik süreçler yoluyla gerçekleştirilebileceğinin altını çizen Miscevic, 2030 Stratejisi’nde de bunun yollarını aradıklarını belirterek sözlerini tamamladı.

ELIAMEP Güneydoğu Avrupa Programı Başkanı Ioannis Armakolas, Güneydoğu Avrupa bölgesinin çeşitli jeopolitik ve ekonomik zorluklar nedeniyle kritik bir noktada olduğunu vurgulayarak sözlerine başladı. Avrupa Birliğine (AB) entegrasyon sürecinin cazibesini yitirmeye başladığını belirten Armakolas, iyi bir gelecek için gerçekleştirilmesi amaçlanan bölgesel işbirliği girişimlerine engel teşkil eden ikili ilişkilerin bir kez daha bölge gündeminde yerini aldığını ifade etti. Güneydoğu Avrupa bölgesindeki kalkınmanın sürdürebilir olması için ‘hiç kimsenin geride kalmadığı’, kapsayıcı bir yaklaşımının uygulamaya konulması gerektiğinin altını çizen Armakolas, RCC’nin bölgede ileriye dönük yürüttüğü bu çalışmaların kritik olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.

TEPAV Program Direktörü Güven Sak, sözlerine bölgede önemli ölçüde kullanılmamış bir potansiyel olduğunu belirterek başladı ve RCC’nin gerçekleştirdiği bu gibi seminerlerin bölgedeki politika araştırma kurumlarını harekete geçirerek Güneydoğu Avrupa ekonomileri arasındaki politik iletişimi olumlu yönde artırdığını ifade etti. COVID-19 pandemisinin küresel çaptaki tartışmaların içeriğini önemli ölçüde değiştirdiğine dikkat çeken Sak, pandemi sonrası bir döneme doğru ilerlerken bölgenin yeni gerçeklere ve dönüşüm gündemine uyum sağlaması, eyleme geçirilebilir politik aksiyonlar alması gerektiğinin altını çizdi. Sak, Güneydoğu Avrupa ekonomilerinin bütünsel bir gündem tartışması gerektiğini vurguladı ve önümüzdeki dönemde daha esnek olmamız gerekebileceğini hatırlatarak sözlerini tamamladı.

Açılış konuşmalarının ardından Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Uzman Bakan Danışmanı Eleni Nikolaidou, Dünya Bankası (DB) Batı Balkanlar Makroekonomisi, Ticaret ve Yatırım Kıdemli Ekonomisti Sanja Madzarevic-Sujster, Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE) Sürdürülebilir Kalkınma ve Cinsiyet Birimi Direktörü ve Baş Danışmanı Monika Linn ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Kıdemli Sağlık Finansmanı Uzmanı Sara Thomson katılımcıları Güneydoğu Avrupa bölgesi ile ilgili bilgilendirmek amacıyla kısa sunumlar gerçekleştirdi.

Eleni Nikolaidou, sözlerine RCC’nin bölgedeki işbirliğini geliştirmek, genel kalkınmayı artırmak, pratik önlemler almak ve ilgili politikaları uygulamak için etkili bir araç olduğunu belirterek başladı. Nikolaidou, sunumunda Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Dönem Başkanlığını 1 Temmuz 2021 itibarıyla bir  yıllığına devralacak Yunanistan’ın öncelikli amacının bölgesel işbirliğini teşvik etmek ve diyaloğu güçlendirmek olduğunu belirtti ve Yunanistan’ın 2030 Stratejisi’ne tam bağlılığını dile getirerek sözlerini tamamladı.

DB Ekonomisti Sanja Madzarevic-Sujster, sözlerine COVID-19 pandemisinin küresel çapta yüksek düzeyde verilmiş hükümet desteklerine rağmen yakın tarihteki en derin ekonomik durgunluğa neden olduğunu belirterek başladı. Pandeminin doğurduğu negatif etkilerin kalıcılığını önlemek için acil aksiyonlar alınması gerektiğine dikkat çeken Madzarevic-Sujster, beklentilerin 2021'de toparlanma yönünde olduğunu belirtirken, kriz öncesi büyüme düzeylerine dönmenin 15-20 ay daha süreceğini ifade etti. Madzarevic-Sujster, mali sürdürülebilirliği yeniden inşa etmenin ancak yeşil, dayanıklı ve kapsayıcı bir kalkınma planıyla mümkün olacağını ifade ederek sunumunu tamamladı.

UNECE Direktörlerinden Monika Linn, COVID-19 salgınının dünya genelinde SKA’lara ulaşılmasını ciddi ölçüde engellediğini belirtti. Linn, aşırı yoksulluk, yetersiz beslenme, temel hizmetlere erişim ve barınma ile ilgili hedeflere ulaşılmasının mümkün olduğunu, çok boyutlu ve ülke spesifik olarak tanımlanmış yoksulluğu azaltma hedeflerinin ise gerçekleştirilemeyeceğini ifade etti. Yoksulluk ve eşitsizlik ile mücadele etmek için insan merkezli ve cinsiyete duyarlı sağlık ve sosyal koruma sistemlerine yatırım yapmanın gerekliliğine dikkat çeken Linn, sözlerini veri üretimine ve veri yenilenmesine yapılacak yatırımların SKA’lara ulaşmak için önem arz ettiğini belirterek bitirdi.

DSÖ uzmanı Sara Thomson, COVID-19'un önümüzdeki yıl da sağlık bütçeleri üzerinde bir baskı yaratacağına ve bu nedenle kamu harcamalarının düşük ve cepten ödemelerin yüksek olduğu daha az dirençli sağlık sistemleri üzerinde bir tehdit oluşturmasının muhtemel olduğuna dikkat çekerek sözlerine başladı. Thomson, iyi tasarlanmış bir kamu politikasının COVID-19'un olumsuz etkilerini hafifletebileceğini ve sağlık sisteminin dayanıklılığını artırabileceğini belirtti. Sağlık hizmetlerine ulaşım güvence altına alınmadan ekonomik iyileşmenin gerçekleştirilemeyeceğini vurgulayan Thomson, kemer sıkma politikasındansa siyasi irade, daha iyi vergi sistemleri ve daha fazla uluslararası dayanışmaya ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Etkinliğin ikinci gününde 2030 Stratejisi, eş anlı olarak gerçekleştirilen dört alt oturumda alanında uzman kişilerin katılımıyla istişare edildi. Alt oturumlarda (1) Bölgede sağlık hizmetlerine erişim ve bu hizmetlerin kalitesi, (2) Bölgede eğitime erişim ve eğitimin kalitesi, (3) Çevre/sanitasyon hizmetlerine erişim, (4) Adalete eşit erişim konuları hakkında konuşan yaklaşık 60 katılımcı, uzmanlık alanlarıyla ilgili konularda SEE 2030 Stratejisine doğrudan katkıda bulundu. Etkinlik, alt oturum tartışma çıktılarının oturum sözcüleri tarafından ortak oturumda tüm katılımcılarla paylaşılması ile son buldu.

 

Umut Ergezer tarafından yapılan ingilizce sunum için tıklayınız.

Etiketler:

Yazdır

« Tüm Haberler