logo tobb logo tobbetu

Yeni Türk Ticaret Kanunu Neler Getirdi? Sarp Kalkan, TEPAV Ekonomi Politikaları Analisti
Haber resmi
17/07/2012 - Okunma sayısı: 7898

Türkiye’nin yeni Ticaret Kanunu (TTK) bu hafta yürürlüğe girdi. Eski Ticaret Kanunu (6267 sayılı Kanun) yarım yüzyıl önce, 1957 yılında yürürlüğe girmişti.  Türkiye’nin global trendleri yakalaması ve kendi dönüşüm sürecini tanzim etmesi için bu yeni kurumsal yasal yapıya ihtiyacı vardı.

Son otuz yılda Türkiye, tarım ekonomisinden sanayi ekonomisine dönüştü. 1980 öncesinde, Türkiye’nin ana hedefi ithalat açığını kapatmaktı. Devlet, yoğun biçimde yatırım ve ticaret politikalarının içinde yer alıyordu. Turgut Özal’ın reformları Türkiye’yi bir serbest piyasa ekonomisi haline getirdi.

Türkiye için bir diğer dönüm noktası da 2001 ekonomik kriziydi.  Kriz sonrası toparlanma programı ve ardından gelen siyasi istikrar ekonominin gelişimini doğrudan etkiledi. Türkiye, hızlı bir şekilde emek-yoğun ve düşük teknolojili sektörlerden sıyrılıp teknolojinin yoğun olduğu sektörlere girdi. İhracata yönelik sanayileşme hızlandı ve iş çevrelerinde girişimci ruh güçlendi.

Bugün Türkiye’nin ekonomik dönüşümü şaşırtıcı boyutlara ulaştı. 1980’ler öncesinde 100,000 işletmemiz varken, bu gün 1,4 milyon işletmeye sahibiz. Bir zamanlar 3 milyar dolar olan ihracatımız, şimdi 140 milyar dolara çıktı. 1980 öncesinde ihracatın %90’ı tarım ürünlerinden oluşurken şimdi ihracatın %90’ından fazlası sanayi mallarından oluşturmaktadır.

Yeni TTK, Türkiye’nin dönüşüm süreci için bir kilometre taşı niteliğindedir.  Eski sistem bizi düşük teknolojiden orta seviye teknolojiye taşıdı. Yeni kanun ise Türkiye’yi küresel standartlara taşımak için yeterli kapasite ve araçlara sahiptir.

Yeni Ticaret Kanunu ile uluslararası standartları karşılayacak kurumsal bir yönetim yaklaşımı oluşturma amaçlanmaktadır. Bu şekilde, özel sektör ve halka arz faaliyetleri teşvik edilecektir. TTK’nin başka bir amacı da, Türkiye’deki iş çevrelerini AB mevzuatı ile uyumlu hale getirmektir.

Gelişmiş Kurumsal Yönetim

TTK’nin arkasındaki ana motivasyon kurumsal yönetimdir. İyi işleyen bir kurumsal yönetim yatırımcının güvenini arttırır. Bu yolla şirketin sürdürülebilir gelişimi sağlanır. Kurumsal yönetiminin dört ayağı olan şeffaflık, hesap verilebilirlik, dürüstlük ve sorumluluk Kanun’un 1,500’den fazla maddesine yerleşmiştir.

1. Yeni Yönetim Kurulunun Yapısı

Yeni TTK’ ya göre, yönetim kurulu tek kişiden oluşabilir. Bu yeni kural, daha sonra ele alacağımız tek ortaklı şirketlerin bir yan ürünüdür. Yönetim kurulunun en az 3 kişiden oluşması gerektiğini şart koşan önceki hüküm yürürlükten kaldırılmıştır.

Yönetim kurulu üyelerinin pay sahiplerinden oluşması şartı yürürlükten kaldırılmıştır. Bağımsız kişiler de yönetim kurulu üyesi olabilir. Bu durum profesyonel bir yönetim kurulu için gerekli zemini hazırlamaktadır. Profesyonel yönetim kurulu pay sahiplerinden bağımsız olarak hareket edebilir ki, bu da kurumsal yönetimi güçlendirmektedir.

Tüzel kişiler de yönetim kurulu üyesi olarak atanabilirler. Bu, yabancı şirket sahiplerinin yönetim kurulu üyelerini değiştirmek için hantal bürokratik işlemlerle uğraşmak zorunda kalmayacakları anlamına gelmektedir. Her seferinde farklı temsilciler yönetim kurulu üyesi olarak atanabilecektir.

TTK aynı zamanda yönetim kurulu üyelerinin yasal sorumluluklarını arttırmakta ve birçok yaptırım getirmektedir. Yönetim kurulu üyeleri şirketin tüm işlemlerinden müştereken sorumludur. Yönetim kurulu üyelerinden biri, kendi yetkilerinden bazılarını başka yönetim kurulu üyelerine, üçüncü taraflara veya yönetime yazılı beyan ile devretme hakkına sahiptir.

Yönetim kurulu toplantılarında karar almak için gerekli olan toplantı yeter sayısı yürürlükten kaldırılmıştır.  Yönetim kurulunun toplanması için yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun varlığı yeterlidir ve oyçokluğu ile karar alınabilir.

Yönetim kurulu ayrıca şirketin hesap durum belgesi ve yıllık raporunu hazırlamak ve onları ilan edip genel kurul üyelerine dağıtmakla mükelleftir.

2. Genel Kurullarda Pay Sahipleri Arasındaki Demokrasi

Yeni TTK, azınlıktaki pay sahiplerinin temsil edilmesine zemin hazırlamak için kurumsal bir temsil mekanizması oluşturmuştur. Kurumsal temsilci beyanname ile diğer pay sahiplerinden yetki isteyen kişidir (ABD hukukundaki vekâlet mekanizmasına benzer). Bu mekanizma yeni kanun için önemli bir yeniliktir, pay sahipleri arasındaki demokrasiyi güçlendirmektedir.

TTK’ da özel denetim de yeni ilkelere tabiidir. Eski kanunda yer alan özel denetçiyi çoğunluğun görevlendirmesi uygulaması yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni kanunla beraber her pay sahibi özel bir denetçi talebinde bulunabilir. Genel kurulun azınlığın (listelenmemiş şirketlerin hisselerinin 1/10’u ve listelenmiş şirketlerin hisselerinin 1/20’si) talebini reddetmesi ve azınlığın bu talebi mahkemede tekrarlaması halinde mahkeme özel bir denetçi görevlendirir.

3. Elektronik Oy Kullanma

Yeni TTK’ ya göre artık yönetim kurulu üyelerinin yönetim kurulu toplantılarına şahsen katılmalarını gerekmiyor. Kanun yönetim kurulu üyelerinin elektronik araçlar üzerinden de toplantılara katılmalarına olanak sağlamaktadır. Ayrıca, yönetim kurulu kararları elektronik imza ile onaylanabilecektir.

Yeni TTK, genel kurulun da görsel-işitsel araçlar yoluyla toplanmasını ve bu toplantılar sırasında elektronik oy kullanmasını mümkün kılmaktadır. Bu azınlık temsili için de önemlidir. Çünkü online genel kurul opsiyonunun varlığı halka açık şirketler için bir zorunluluk haline gelmiştir.

4. Oy Kullanma Ayrıcalığının Sınırlandırılması

Yeni kanunda, oy kullanma ayrıcalığı her bir hisse için 15 oyla sınırlandırılmıştır. Ayrıcalıklı oylar, sermaye artışını engelleyemeyecektir. Ayrıcalıklı oylar şirketin kuruluş sözleşmesindeki maddeler üzerinde değişiklik yapma, tasfiye veya yükümlülük davaları ile ilgili olarak kararlarda kullanılmayacaktır.

5. Şirket Yapısını Değiştirirken Daha Fazla Koruma ve Kontrol

Yeni TTK, sermaye şirketlerinin bölünmesi, birleşmesi ve tür değiştirmesi gibi yapısal değişiklikler konusunda önemli hükümler ihtiva etmektedir. AB mevzuatları ile uyumlu olan bu hükümler çoğunlukla ortakları, ortaklığa kredi verenleri ve çalışanları korumayı hedeflemektedir.

6. Grup Şirketleri ile İlgili Hükümler:

Birden fazla sermaye hisseli şirketin yönetimini ifade eden şirketler grubu kavramı ilk defa düzenlenmektedir. Bu önemli düzenleme, hukuk sistemimizdeki önemli bir yasal boşluğu doldurmaktadır.

Yeni TTK’ye göre ana şirketler ve alt şirketler, yönetim kurullarının karşılıklı ilişkilerini yıllık olarak rapor edecekler. Ana şirketlerin kontrol yetkilerini suistimal etmelerini engellemek için birkaç hüküm de kanuna eklenmiştir. Bunun yanı sıra yeni kanunla, ana şirket ve alt şirket yönetimleri tek bir yönetim altında toplanabilir.

Artan Hesap Verebilirlik ve Güvenilir Bilgi

Sorumluluk ve dürüstlük prensipleri ile ilgili yeniliklerin yanı sıra, yeni Kanun şirket bilgilerinin açıklanması ile ilgili standartlara ve hesap verilebilirliğe de özel önem vermektedir. Hesap verilebilirliğin ilk ön şartı güvenilir bilgidir. Yatırımcıların çoğu, özellikle yabancılar, Türk şirketlerin mali bildirimlerinin onların gerçek durumunu yansıtmadığı konusunda şikâyet etmektedirler. Bu sorunla başa çıkmak ve şirket beyanlarını daha güvenilir hale getirmek amacıyla, TTK iki yeni önemli yenilik getirmiştir:

1. Uluslararası Finansal Raporlama Standartları:

Global ekonomide sınırların artık daha az engel teşkil etmesi ile son on yılda evrensel özelliklere haiz bir mali raporlama standardı ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu durum, uluslararası iş dünyasında artan biçimde faaliyet göstermeye başlayan Türkiye’yi kendi yerel finansal raporlama mevzuatını ve düzenlemelerini Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’na (UFRS) uygun hale getirmek için reform yapmaya zorlamıştır.

2013 mali yılında başlamak üzere, Türk şirketleri kendi mali bildirimlerini, UFRS’ye uygun bir şekilde hazırlayacaklar. Bu yenilik özellikle Türkiye’deki eski usulü anlaşılmaz bulan yabancı yatırımcılar için oldukça faydalı olacaktır. Dahası UFRS’ye geçiş karşılaştırmalı mali bildirimler, birleşme ve satın alma faaliyetlerinde bulunmayı ve uluslararası konsolide mali durum raporları hazırlamayı daha kolay hale getirmektedir.

2. Bağımsız Denetim

Eski kanuna göre şirketler, bir iç denetim sistemi oluşturmuştu. Yeni TTK ise bu denetimin yerine dışarıdan, bağımsız bir denetim sistemi getirmektedir. Yeni TTK değişmeden önce bağımsız denetim mekanizmasının uygulanması Türkiye’deki tüm anonim şirketler ve limitet şirketler için zorunluydu. Kanun’da yapılan son değişikliklerle, bu zorunluluk kapsamı daraltılmış ve kapsamla ilgili karar Bakanlar Kurulu’na bırakılmıştır. KOBİ’ler büyük ihtimalle bağımsız denetimin dışında kalırken, 10-15 bin büyük şirket kapsam içinde bırakılacaktır.

Şirket Bilgilerini Açıklama Kuralı ve Daha Fazla Şeffaflık

1. Web Sitesi Kurma Şartı

Yeni TTK’ ya göre şeffaflık ilkesine uygun olarak tüm şirketlerin bir web sitesine sahip olması gerekmekteydi. Yapılan son değişikliklerle web sitesi kuracak şirketlere de sınırlanma getirilmiştir. Web sitesine sahip olmak ve yasal olarak bilgi açıklama şartı artık tüm şirketler için geçerli değildir. Bağımsız denetime tabii şirketler web sitesi kurmakla yükümüdür. Eğer web sitesi kurma zorunluluğuna tabii bir şirket bu yükümlülüğünü yerine getirmez veya yasal olarak gerekli olan bilgileri bu sitede yayınlamazsa, idari yaptırımlar ve cezalarla karşı karşıya kalacaktır.

2. Kurucular Beyanı

Şirketin haklarını ve sermayesini korumak ve şeffaflığı sağlamak adına şirket kurucularının beyanda bulunması gerekmektedir. Eğer işletmeye bir ayni sermaye konuluyor veya işletme devralınıyorsa, kurucuların beyanında buna ilişkin belgelerin ve açıklamaların da yer alması gerekmektedir. Bunun yanı sıra, beyanda eğer varsa şirket kurucularına sağlanan faydalar ve gerekçeleri açıklanacaktır.

3. Yönetim Kurulunun Yıllık Raporları:

Yeni TTK’ ya göre açıklanması gerekli görülen diğer bir belge de yönetim kurulunun yıllık raporlarıdır.  Bu raporların şirketin faaliyetlerini ve mali durumunu detaylı bir şekilde göstermesi gerekmektedir. Kanun’a göre yönetim kurulu yıllık raporunu mali bildirimler ve ekleri ile beraber hazırlar ve bir sonraki yılın ilk üç ayı içerisinde genel kurula sunar. Rapor, şirketin gelişmesi ve muhtemel riskleri hakkında detaylar sunmaktadır. Bunun yanında, yılsonundan sonra yapılan önemli faaliyetler, şirketin araştırma ve geliştirme faaliyetleri, ücretler, yönetim kurulu üyelerine verilen ikramiye ve primler, harcamalar ve diğer ödemeler ile önemli faaliyetler raporda beyan edilecektir.

Kanunun getirdiği bu yenilikler son zamanlarda Türk iş çevrelerinde kapsamlı olarak tartışılmaktaydı. İş çevreleri, kurumsal-yasal yapıda hayata geçirilecek gelişmeleri desteklerken, yeni kural ve prosedürlerle ilişkilendirilen uyum maliyetleri konusunda şikâyetlerini pek çok platformda dile getirdi.

TEPAV tarafından yapılan son çalışmada[1] yeni TTK’ ya yıllık uyum maliyetinin 6,3 milyar TL’den fazla olduğu görüldü. Bunun yanında KOBİ’ler, maliyetin % 85’ini üstlendikleri için bu durumdan zarar gören en büyük grup olarak karşımıza çıktı. Temel uyum maliyetleri; bağımsız denetim, işlem denetimi, defter onayları, web sitesi açma ve şirket bilgilerini açıklama zorunlulukları ile ilişkilendirilmişti. Öte yandan sorumlulukların ve cezaların artması, borç alma yasağı vs. gibi düzenlemeler ile ilişkilendirilen örtük maliyetler de önemli bir boyuttaydı.

Bu büyük maliyetler ve küresel ekonomideki yavaşlama öngörüleri iş çevrelerinde yeni kanunla ilgili endişeleri arttırdı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), iş çevrelerinin kanunla ilgili görüşlerini toplayıp hükümete iletti. Hükümet de iş çevrelerinin sesine kulak verdi. Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun 3 gün boyunca süren toplantılardan sonra Parlamento, yeni TTK’ da değişiklik yapmaya karar verdi. Daha doğrusu,  TTK’nın 109 maddesi kanun yürürlüğe girmeden sadece 3 gün önce değiştirildi. Bu değişiklikler yukarıda zikredilen uyum maliyetlerinin çoğunu ortadan kaldırırken bazı maddelerle ilgili sıkıntıları sonlandırmış ve KOBİ’leri büyük bir yükten kurtarmıştır.

Yeni TTK’ da yapılan en önemli değişiklikler şöyle:

  • Bağımsız denetimin kapsamı daraltıldı: Bakanlar Kurulu bağımsız denetim kapsamı konusunda yetki sahibi oldu. Büyük bir ihtimalle KOBİ’ler bağımsız denetimin dışında kalacak. Bu değişiklikle KOBİ’lerin denetim maliyetlerinde yıllık 4,5 milyar liradan fazla düşüş gerçekleşecektir.
  • İşlem denetimi tamamen kaldırıldı: Yeni Kanun önemli yapısal işlemleri kontrol etmeyi hedefliyordu. Ancak, bürokratik işlemeleri ve bu işlemlerin yaratacağı maliyetleri azaltmak amacıyla işlem denetimi tamamen kaldırıldı.
  • Defter onayları azaltıldı: Değişikliklerden önce 7 defterin noter tarafından yılda iki defa (açılış ve kapanış) onaylanması zorunluydu. Yapılan değişikliklerle internet defteri kaldırılmış, kapanış onayı yevmiye defteri ve yönetim kurulu karar defteri ile sınırlandırılmıştır. Yeterli yaprağa sahip olan defterler açılış onayına gerek olmadan kullanılmaya devam edilecektir. Bu değişikliklerle, şirketlerin yıllık noter masraflarının 300 milyon TL azalması beklenmektedir.
  • Web sitesi şartı sınırlandırıldı: İlk başta, büyüklüğü ve faaliyetleri ne olursa olsun her şirketin bir web sitesi açtırması, onun yönetmesi ve bazı yasal belgelerini bu web sitesinde yayınlaması gerekiyordu. Son değişikliklerle, sadece bağımsız denetim yaptırması zorunlu olan şirketlerin web sitesi açması gerekmektedir.
  • Finansal tabloları yayınlamama: Türkiye’deki iş çevreleri tüm mali bildirimlerini web sitesinde yayınlanmak ve Türk Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan ettirmek zorundaydı. Bu zorunluluğun temelinde şeffaflık amaçlanmıştı. Ancak iş çevreleri suistimallere sebep olacağını belirterek finansal tabloların yayınlanmasına karşı çıktı. Yapılan değişiklikle finansal tablolar yayınlanmayacak. Şirketler yıllık 600 milyon TL’den fazla olması beklenen basım maliyetlerinden kurtuldu.
  • Borç alma yasağının yumuşatılması: Değişikliklerden önce yeni Kanun pay sahiplerinin, yönetim kurulu üyelerinin, onların akrabalarının ve ilgili firmalarının şirketten borç almalarını yasaklıyordu. Ancak yapılan son değişikliklerle iki şartın sağlanması halinde pay sahipleri şirketten borç alabilirler. Bu şartlardan birincisi, hissedarların kendi sermaye taahhütlerinden doğan borçlarının olmaması; ikincisi ise yedek akçelerle birlikte şirket karının geçmiş yıl zararlarını karşılamasıdır. Ancak, pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ve onların pay sahibi olmayan akrabaları için borç alma yasağı devam etmektedir.
  • Denetçinin olumsuz görüşünün sonucu: Denetçinin olumsuz görüş vermesi durumunda yönetim kurulu 4 iş günü içinde genel kurulu toplantıya çağıracak ve istifa edecekti, genel kurul yeni bir yönetim kurulu seçecekti. Değişiklik sonrasında yönetim kurulunun istifası kaldırıldı. Esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe genel kurul aynı yönetim kurulunu seçebilir hale geldi.
  • Limited şirketlerin dezavantajlı durumu ortadan kaldırıldı: Bildiğiniz üzere, Türkiye’de iki tür ana şirket yapısı vardır: “Anonim Şirket (A.Ş.)” ve “Limitet Şirket (Ltd. Şti.)”. Yeni Kanun’da limited şirketlere yönelik dezavantajlar bulunmaktaydı. Yapılan değişikliklerle bu dezavantajlar ortadan kaldırıldı. Son duruma göre limited şirket kurucuları sermayelerinin tümünü peşin ödemek zorunda kalmayacaklar. Anonim şirketler de olduğu gibi, %25 peşin sermaye ve 24 ay taahhüt ile limited şirket kurulabilecek. Ayrıca, limited şirketler de anonim şirketler gibi avans kar payı dağıtabilecek.
  • Yönetim kurulu üyeleri ile ilgili sınırlamalar kaldırıldı: Yönetim kurulu üyelerinden en az birisinin Türk vatandaşı olması ya da ikametinin Türkiye’de olması zorunluluğu ve yönetim kurulu üyelerinden en az dörtte birinin yüksek eğitim görmüş olması zorunluluğu kaldırıldı.
  • Daha az ceza, daha az hapis: Yeni Kanun’a yapılan en önemli itiraz, cezalarla ilgiliydi. Yapılan son değişikliklerle 32 suçun cezası idari para cezası olarak değiştirildi. 5 suçun cezası hapis cezasından adli para cezasına çevrildi. Sadece yedi suçun cezası değişmedi.

 


[1] http://www.tepav.org.tr/tr/haberler/s/2933

*Bu makale 04-06.07.2012 tarihleri arasında Hürriyet Daily News'te üç bölümlük bir dizi halinde ve İngilizce olarak yayımlanmıştır.

« Tüm Haberler