logo tobb logo tobbetu

5. Merih Celasun’a Saygı Günü, bu yıl İstanbul’da yoğun bir katılımla gerçekleştirildi  
Haber resmi
08/12/2018 - Okunma sayısı: 2632

 

İSTANBUL - Ekonomi politikası tasarımında bilimsel düşünceyi temel alarak birçok önemli çalışmayı hayata geçiren Prof. Dr. Merih Celasun adına TEPAV tarafından 2010 yılından bu yana düzenlenen “Merih Celasun’a Saygı Günü”nün beşincisi, 1 Aralık 2018 Cumartesi günü İstanbul Sanayi Odası, Odakule Binası’nda gerçekleştirildi. Bu yılın “Merih Celasun’u Anma Dersi”ni Hasan Ersel, “İktisat Politikası İktisat Teorisinden Ne Kadar Esinlenir?” başlıklı konuşmasıyla verdi. Saygı günü, iki oturumlu bir panel ve tartışma bölümüyle devam etti.

Saygı Günü’nün açılış konuşmaları, TEPAV İcra Direktörü Güven Sak ve TEPAV Direktörü Süreyya Serdengeçti tarafından yapıldı. Güven Sak konuşmasında;

-“Merih Celasun Hoca’dan çok şey öğrendik. Onu anmak için 2010 yılından bu yana iktisatçıları bir araya getirerek, Türkiye ve dünyadaki temel iktisadi meseleleri tartışıyoruz. Merih Celasun’a Saygı Günü’nün ilkinde Dani Rodrik bizi yalnız bırakmadı. İkincisini Daron Acemoğlu, üçüncüsünü Timur Kuran ve dördüncüsünü de İlhan Tekeli hocamızla yaptık. Benim kişisel tarihim açısından, Merih Bey ne kadar önemliyse, Hasan hocamız da o kadar önemlidir.” dedi ve iktisat politikası tasarımı konusunun tekrar gündeme geldiği bu günlerde bu panelin gerçekleştirilmesinin çok önemli olduğunu belirterek katılımcılara teşekkürlerini iletti.

Anma gününün ikinci açılış konuşmasını yapan TEPAV Direktörü Süreyya Serdengeçti ise sözlerine şu şekilde başladı:

-“Merih Celasun’u Anma Günü için bir aradayız. 14 yıl önce kaybettiğimiz Merih Celasun, hepimizin saygıyla andığı bir hocamız. İktisat alanında yaptığı onca katkı herkesin malumu. Merih Hoca 2001 yılında yaptığı bir konuşmasında gündeme iki konu getirmişti. Sadece bu ikisi bile onun ne kadar farklı bir yerde durduğu konusunda bize bir fikir verir. Birincisi, ‘Toplumun kalıcı bir ekonomik istikrar talebi var mı gerçekten?’ sorusunu sormuştu. Bugün de geçerli bir soru değil mi? İkincisi, siyasilerin ekonomiyi yeniden yapılandırmak ve reform yapmak yerine, borçlanma ile büyüme tercihlerini sorgulamıştı. Yine sizler de kabul edersiniz sanırım, bu ikincisi de bugün de geçerli değil mi ?"

Serdengeçti Anma Dersi’ni vermek üzere Hasan Ersel’i takdim etmek için şu sözlerle devam etti:

-“Merih Hoca gibi peşinen kabul etmek yerine her konuyu her zaman sorgulamış, hiçbir zaman yüzeydeki bilgiler ve düşünce kalıplarıyla yetinmemiş kıymetli bir hocamızla birlikteyiz. Sadece üniversitede değil, ekonomi bürokrasisi ve özel sektörde de çok çaba harcamış, katkıda bulunmuş değerli hocamız, Hasan Ersel’i dinleyeceğimiz için çok mutluyuz.” dedi ve sözü Hasan Ersel’e bıraktı.

“Merih Celasun’u Anma Dersi”ni Hasan Ersel verdi:

"İktisat Politikası İktisat Teorisinden Ne Kadar Esinlenir?” başlıklı anma dersinde Ersel, etkinlik ve eşgüdümün beraber sağlanması kapsamında iktisat politikası yaklaşımının gelişimini 1950’lerden bu yana tarihsel olarak ele aldı. Ersel, Arrow-Debreu ve McKenzie’nin çok kısıtlı varsayımlar altında, rekabetçi fiyat mekanizmasının iktisadi etkinliği ve eşgüdümü sağladığını gösterdiklerini belirtti. Bu katkıların ardından Jan Tinbergen, rekabetçi fiyat mekanizmasına destek verebilecek ek bir yol arayışına girişti. Ersel’e göre “Tinbergen devlete atfettiği rolü belirginleştirdi ve iktisat politikası için bir yaklaşım geliştirdi. Bu yaklaşım, insani ve toplumsal sorunları da gözeterek iktisat politikasını değerlendiriyordu. Jan Tinbergen ile Merih Celasun’un ortak noktalarından birisi ve en önemlisi de buydu. Bu yaklaşım, zaman içinde iktisat kuramı ile etkileşerek evrildi. Özellikle 1980 sonrasında iktisat politikası yapıcılarının bu görevi yerine getirebilmek için bilgiyi nasıl elde edeceği sorunu üzerinde duruldu. Bu sorunun önemi 2000’li yıllarda çok daha iyi anlaşıldı.”

Hasan Ersel konuşmasına şu sözlerle devam etti:

-“Politikacılar, iktisatçıların söylediklerini kendilerine konulmuş bir kısıt olarak alıyorlar. Kabul etmeleri gereken iki şey var. Bir, iktisatçı kısıt koymaz. İki, tıpta da mühendislikte de iktisatta da politikacıların kararları üzerinde uzmanların getireceği kısıtlar olacaktır. Akla başka bir soru daha geliyor. İktisatçılarımıza güvenebilir miyiz? Eğer farklı görüşler ortaya atılır bunları iyi savunan, iyi destekleyenler elemeyi kazanırsa, güvenilir olur. Mutlak güvenebilir miyiz? Hayır, ama böyle bir bilim yok zaten. Mutlak güvenilir sonuç veren bir şey yoktur.” dedi ve anma dersine son verdi.

“Nasıl Çok Yönlü Bir Ekonomi Politikası Tasarımına İhtiyacımız Var?” başlıklı panelin birinci oturumunda panelistler, istikrarın sağlanması ve sürdürülebilirliği üzerine tartıştılar

Anma dersinin ardından “Nasıl Çok Yönlü Bir Ekonomi Politikası Tasarımına İhtiyacımız Var?” başlığı altında iki oturumlu bir panel gerçekleşti. Hürriyet Gazetesi yazarı Erdal Sağlam’ın moderatörlüğünü üstlendiği “İstikrarın Sağlanması” başlıklı birinci oturumda panelistler, Hasan Ersel’in açtığı tartışma alanını daha da genişleterek Türkiye’de istikrarın sağlanması ve istikrarın sürdürülebilir kılınması üzerine bildirilerini sundular. TÜSİAD Başekonomisti Zümrüt İmamoğlu ekonomik istikrarı iş dünyası, ücretli çalışanlar, hükümet ve özel sektör olmak üzere farklı kesimler ve kurumlar kapsamında ele aldı. Büyüme trendinin eğilimini değiştirecek olan yapısal reformların uzun vadeli çaba gerektirmesinden ötürü daha az tartışıldığını ve büyümenin, bütüncül bir politika tasarım sürecinin göz ardı edilerek, merkez bankacılığı ekseninde değerlendirildiğini ifade etti. Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Başkanı Refet Gürkaynak, iktisat politikalarındaki tasarım problemlerine dikkat çekti. İktisat yazınının, yoğun olarak para politikası odağında ilerlediğine ve bu durumun da iktisat politikası yapım sürecinin ağırlıkla merkez bankalarına bırakılması biçiminde tezahür ettiğine vurgu yaptı. ODTÜ İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Erol Taymaz ise büyümenin hızı, yönü, finansmanı ve paylaşımı ekseninde büyüme-istikrar arasındaki karşılıklı etkileşimi tartışmaya açtı. 2009 sonrasında küresel çapta ihracat artışının durmasının, yüksek teknolojili ürünlerin ihracattan aldığı payın düşük olmasının, sermaye üretkenliğindeki düşüşün ve cari açığın sürdürülebilir büyüme için Türkiye’nin önünde artık daha fazla engel teşkil ettiğini söyledi. Oturumun sonunda ise TOBB-ETÜ Öğretim Üyesi ve TEPAV Direktörü Fatih Özatay, bugünkü iktisadi problemlerin özelliklerinin 2001 ve 2008 krizlerinden farklılaştığına dikkat çekti. Bu farkların en önemlileri olarak ise şirketler kesiminin döviz cinsinden borcunun yüksekliğini ve dış politika ile hukuk sistemi başta olmak üzere bir dizi kurumsal zafiyetin bulunmasını gösterdi. Dolayısıyla, hem ekonomik açıdan pek alışık olmadığımız bir durumla karşı karşıya bulunduğumuza hem de sadece ekonomik önlemlerle istikrar sağlanamayacağına dikkat çekti.

Panel, “İstikrarın Sürdürülebilirliği ve Zengin Ülkelere Yakınsama” başlıklı ikinci oturum ile devam etti

“İstikrarın Sürdürülebilirliği ve Zengin Ülkelere Yakınsama” başlıklı ikinci oturum ise Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Sübidey Togan moderatörlüğünde gerçekleşti. 2002-2007 döneminde Türkiye ekonomisindeki olumlu gelişmelere değinen Sabancı Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi İzak Atiyas, bugünkü ekonomik kısıtların, kurumsal yapının zarar görmesinden kaynaklandığını belirtti. Bugün verimlilik üzerine çalışıldığında büyük firmalar için teknolojik sıçrama, küçük firmalar içinse büyükler aralarındaki verimlilik farkını azaltma meselelerinin ön planda olacağını ifade etti. Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Gökçe Uysal, ekonomide kaynakların kullanımı ve kadınların işgücüne katılımı kapsamında, beşeri sermayenin getirisinin etkili biçimde toplanıp toplanmadığı sorusunu gündeme getirdi. Çocuk bakım hizmetlerinin ve esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılmasının, kadınların kısa vadede iş gücü piyasasına girişlerini kolaylaştıracağını fakat bu konudaki yapısal problemlerin, nitelikli bir eğitim politikası geliştirilmesi ve cinsiyet rollerinin dönüştürülmesi ekseninde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Levent Gönenç ise; ekonomik istikrar kadar hukuki istikrarın ve öngörülebilirliğin gerekliliği üzerinde durdu. Hukuk kurallarının günün ihtiyaçları doğrultusunda elbette değiştirilebileceğine fakat günümüzde mevzuattaki istikrarsızlığın ve sürekli değişmekte olan içtihatların hukuki istikrar açısından problem teşkil ettiğine değindi. Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Kemal İnan, üretkenliğin tanımını tartışmaya açarak günümüzdeki değer üretimi üzerine fikirlerini dile getirdi. Üretkenliğin, hem talebe bağlı olmasından ötürü bir iktisadi tanımının olduğuna hem de bugünkü teknolojik gelişmelere bağlı olarak bir teknolojik üretkenlikten söz edilebileceğine değinip içinde bulunduğumuz bilgi toplumu dâhilinde değer yaratmayan bir emek sorunu ile karşı karşıya olduğumuzu söyledi. Son olarak, Özyeğin Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Alpay Filiztekin tarih, coğrafya, kültür ve kurumsal yapı başlıklarını içeren bir sürdürülebilirlik tartışmasının gerekliliğine vurgu yaptı. Kurumların çalışır vaziyette olmaması durumunda, iyi iktisat politikaları yapılsa dahi bu politikaların hayata geçirilemeyeceğini ve 2000’li yılların başından bu yana bir takım kurumlarımızın artık çalışmaz hale geldiğini iletti.

Oturumların ardından, Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde tartışma bölümüne geçildi. Ele alınan konular, katılımcıların da katkıları ve soruları ile derinleştirildi. Genel değerlendirmelerin ardından anma günü sona erdi.

 

Etkinliğin fotoğraflarını görüntülemek için tıklayınız.

Hasan Ersel tarafından verilen "İktisat Politikası İktisat Teorisinden Ne Kadar Esinlenir?” başlıklı anma dersi konuşmasını izlemek için tıklayınız.

Etiketler:

« Tüm Haberler