logo tobb logo tobbetu

Köşe Yazıları

Hasan Ersel, Dr. - [Yazarın tüm yazıları]

Garip bir besteci ve ilginç bir CD 27/01/2007 - Okunma sayısı: 2281

 

Erik Satie (1866-1925), müzik tarihinin en ilginç kişiliklerinden birisi olarak kabul ediliyor. Satie, kendine özgü bir çizgisinde yalnız yürümeyi seçen, alaycı ve yaşamın pratik yönleriyle uyum sağlayamayan ya da buna kalkışmayan bir insanmış. Alaycılığını, yapıtlarına seçtiği isimlerde görmek olanaklı: Armut Biçiminde Üç Parça ya da Bürokratik Sonatin bu bağlamda verilebilecek pek çok örnekten ikisi. Ama Satie'nin alaycı olması, ciddiyetten uzak olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine, yapıtları onun ne kadar ciddi bir besteci olduğunun güçlü kanıtları. Satie, bir yandan o sıralarda Fransa'yı çok etkileyen Wagner'ciliğe karşı çıkarken, öte yandan Debussy ve Ravel'in izlenimciliğinin de dışında kalıp, kendi yolunda devam edebilmiştir. Bu iki cepheli mücadeledeki başarısı Satie'nin, kendi yolunda yalnız başına yürümeyi, yaşamı boyu ödün vermeksizin, sürdürebilmiş bir sanatçı olduğunu gösteriyor. Aslında bu, onun günlük yaşamındaki deneyimine de uyuyor. Her gün Paris sokaklarında yalnız başına kilometrelerce yürürmüş.

Onun basitlik, kısalık ve açıklığa verdiği ağırlığı teknik yeteneksizliğine bağlayanlar olmuş. Ama müzik araştırmacıları bu değerlendirmenin ne denli yanlış olduğunu göstermek için 1923'te yaptığı Charles Gounod'un La médicin malgé lui adlı operasını tamamlama çalışmalarında XIX. Yüzyıl kromatik armonisine ne kadar hâkim olduğuna dikkati çekiyorlar.

Socrate senfonik dramı onun başyapıtı sayılıyor. Bir görüşe göre Socrate'nin bu denli başarılı olmasının bir nedeni Satie'nin Sokrates'te kendisinin yansımasını görmesi, yani onun dramını içten hissetmesidir. Bu noktada Satie'nin bir başka yönü ortaya çıkıyor. Satie müzik tarihine, kendi yaratıları kadar, belki ondan da fazla, başka sanatçıları etkilemesiyle geçmiştir. Bu açıdan da Sokrates ile benzerliği olduğu düşünülebilir. Satie, Debussy ile yakın arkadaştı. Onu etkilediği konusunda fikir birliği var, ama derecesi tartışılıyor. Öte yandan Satie, "Fransız altıları"nın fikir babası olarak kabul ediliyor. Özellikle Darius Milhaud, François Poluanc ona çok yakınlık duyuyorlar. Igor Starvinsky ondan etkilenmiş. Bir başka etkilediği ünlü kişi de ABD'li ünlü besteci Cohn Cage.

Satie, müzikçi olmayan sanatçıların kendi müziğinin oluşmasına daha çok katkı yaptığını söylermiş. Ama onlar üzerindeki etkisi de küçümsenecek gibi değil. Kübizm, Dadaizm ve Gerçeküstücülük gibi akımlar söz konusu olduğunda Satie'nin adı hep öncü olarak bunlarla ilişkilendirilmiş. Dolayısıyla Satie'nin etkileşim içinde bulunduğu çevre müzikçilerle sınırlı değil. Jean Cocteau, Pablo Picasso, Guilliomme Apolinaire onun etkileşim içinde olduğu sanatçılardan bazıları.

Yakınlarda bir CD aldım. Adı Satie en orient. Gerçi üzerinde yazmıyor ama 2005 Kasım ayında piyasaya çıkmış. Bu CD'de Ensamble Saraband, Erik Satie'nin yapıtlarını seslendiriyor. Vladimir Ivanoff'un kurduğu ve yönettiği bu topluluk, kemençe, kanun, ud, lavta, gotik arp ve vurma çalgılardan oluşuyor. CD'de Satie'nin piyano eşlikli 5 şarkısının yanı sıra 11 piyano yapıtının, bu farklı çalgılar için düzenlenmiş biçimleri yer alıyor. Şarkılar da bu topluluk eşliğinde seslendirilmiş. Bu CD'ye alınan yapıtlar, birisi dışında, 1886-1893 yılları arasında bestelenmiş. Bu seçimin arkasında sanatçının ilk dönem yapıtlarında bu çalgıların dünyasına, oryantal müzik ortamına göndermeler olduğu görüşü yatıyor. Bu CD benim hem çok ilgimi çekti hem de çok sevdim.

Bir son nokta: Ünlü ressam Yüksel Arslan'ın 1981'de yaptığı E. Sati-Satiristan (Influences Arture 242) adlı hoş bir resmi var. [Ali Artun & Haldun Dostoğlu: 1950-2000 Türkiye'de Çağdaş Sanat, Cilt I, s. 595, Ankara/İstanbul: Galeri Nev, 1999]

 

Bu köşe yazısı 27.01.2007 tarihinde Referans Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

Paylaş Bookmark and Share

« Diğer köşe yazıları