logo tobb logo tobbetu

Köşe Yazıları

Fatih Özatay, Dr. - [Yazarın tüm yazıları]

Hedefi yüzde 10 mu yapsak? 12/02/2007 - Okunma sayısı: 1671

 

Yerküre üzerinde en çok satan parasal iktisat kitaplarının başında Mishkin'inki gelir. Bu kitabın saymayı unuttuğum baskılarından birini açın, faiz haddindeki değişmelerin hangi kanallarla ekonomiyi etkilediğinin (aktarma mekanizmasının) anlatıldığı sayfaları bulun. Bunlardan birisi de döviz kurudur.

Para otoritesinin faiz haddini yükseltmesi yerli para cinsinden mali varlıklara olan talebi artırmakta, yabancı para cinsinden olanların ise talebi azalmaktadır. Arz değişmiyorken talebi artan bir şeyin fiyatı da artacağından, yerli para değerlenmektedir. Daha basitçe ifade etmek gerekirse döviz kuru düşmektedir bu durumda.

Başka kanallar da vardır şüphesiz. Ama bizim gibi ülkelerde bu kanal çok önemlidir. Sabah akşam dövizle yatılıp kalkılmaktadır çünkü. Tasarrufların önemli bir kısmı döviz cinsindendir. Kurda 2002'den bu yana görünen baş aşağı gidiş ana eğilimine karşın hâlâ bazı mal ve hizmetlerin fiyatları kur cinsinden belirlenmektedir. Döviz cinsinden borçlanan kesimler vardır. Üretimde ithal girdi kullanımı yaygındır; kur değişimleri üretim maliyetlerini etkilemektedir. Yeni yatırımlar için ithal makine kullanılır. Kur değişiklikleri yatırımlar açısından önemlidir. Uzatabiliriz listeyi.

TBMM bir yasa yapmış. Demiş ki Merkez Bankası'nın (MB) ana amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Kısaca ona enflasyonla mücadele etme görevini vermiş.Bu durumda enflasyonla mücadele etmek zorunda MB. Edebilmek için en azından iki şeye ihtiyacı var. Birincisi, enflasyonun temel belirleyicilerini bilecek. İkincisi de bu unsurları istediğinde (aktarma mekanizması yoluyla) etkileyebileceği bir silahı olacak. Yapılan tüm çalışmalar Türkiye'de enflasyonun ana belirleyicisinin döviz kuru olduğunu gösteriyor. Başka unsurlar da var şüphesiz, ama en önemlisi bu. Öte yandan tüm iktisatçıların üzerinde anlaştıkları gibi merkez bankalarının temel silahı faiz.

Enflasyonun yükselmeye başladığını varsayalım. Ne yapacak MB? Yasa neyi emrediyorsa, onu. Enflasyondaki artışı önlemeye çalışacak. 'Kitap' bununun asgari koşulunun faizi artırmak olduğunu söylüyor. Faizi artırınca döviz kuru da etkilenecek. Yükseliyor idiyse bu eğilimi duracak. Yerinde sayıyorsa faiz artırımından sonra düşmeye başlayacak.

Buraya kadar anlatılanlarda dikkat ederseniz hiç yurtdışından sermaye girişi ile ilgili bir şey yok. Varsayalım ki sermaye giriş-çıkışları serbest değil. MB yine aynı şeyleri yapacak, eğer enflasyon yükselme tehdidi altındaysa. Sermaye hareketleri serbestse bu politika şüphesiz sermaye girişlerini de etkileyecek. Daha çok 'sıcak para' girecek ülkeye.

Lütfen dikkat: Ortada bir sıcak para politikası yok. Kuru düşük tutmak politikası da yok. Sadece enflasyonla mücadele etme politikası var. Ama şüphesiz bu süreçte ihracat olumsuz etkilenecek. Eğer bu sonuçtan memnun olunmuyorsa yasasının kendisine verdiği görevi yerine getiren MB'yi 'hırpalamaya' çalışmak yerine doğru adreslere 'hücum edilmeli'. Ne bunlar?

Birincisi, MB Kanunu'nun değiştirilmesi yönünde baskı yapılabilir. Ne bileyim, mesela ana hedefi değiştirilebilir MB'nin. Tekstil ihracatını kârlı kılacak bir düzeyde döviz kurunu tutması istenebilir MB'den. Bunun tehlikeli olduğu düşünülüyorsa, çare tükenmez. İkinci alternatif olarak hükümetten (MB ile birlikte) enflasyon hedefini yüksek belirlemesi istenebilir. Yüzde 10 olabilir farzı mahal. Bu da tehlikeli gözüküyorsa, üçüncü alternatif sermaye hareketlerine kısıtlama getirilmesinin önerilmesidir. Dördüncü olarak 'Kardeşim sen de bu yasayı o kadar da ciddiye alma' denebilir MB'ye.

Bir kısmı şaka, bir kısmı ciddi bu alternatiflerin. Önemli olan bu ayrım değil, şu: Yasasıyla (üstelik rakamsal bir hedef her yıl önüne konularak) kendisine verilen bir görevi yapıyor diye MB'yi eleştirmek kadar 'garip' bir şey yok. Yasasına uygun davranmıyorsa onu yerden yere vurmalı. Enflasyon hedeften giderek sapıyorken faizleri artırmazsa eleştirmeli. Hem de yeri göğü inleterek. Ya o zaman MB Başkanı çıkıp da sizi 'yüksek faiz düşük kur'cu olmakla suçlarsa?

 

Bu köşe yazısı 12.02.2007 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

Paylaş Bookmark and Share

« Diğer köşe yazıları