TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.

TEPAV Enerji ve İklim Değişikliği Çalışmaları Merkezi Direktörü Dr. Mühdan Sağlam, Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi'nin 43. Toplantısı'nda yaptığı sunumda, jeopolitik belirsizliğin uluslararası sistemin kalıcı bir özelliği haline geldiğini belirtti. Sağlam, enerji güvenliği ve ticaret açısından alternatif bağlantı koridorlarının rekabet eden değil, küresel dayanıklılığı güçlendiren tamamlayıcı yapılar olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi'nin (KİK) 43. Toplantısı, 25 Haziran 2026'da Ankara'da gerçekleştirildi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi (EESC) tarafından düzenlenen toplantıya Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Aivo Orav, Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi Eş Başkanı ve EESC Üyesi Ioannis Vardakastanis, Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi Dış İlişkiler Bölümü Başkanı Stefano Palmieri ile Türkiye ve Avrupa'dan kamu kurumları, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Toplantıda Türkiye-AB ilişkileri, dijital dönüşüm, KOBİ'lerin dayanıklılığı ve örgütlü sivil toplumun değişen uluslararası konjonktürdeki rolü ele alındı.
Toplantının açılış oturumunda konuşan TEPAV Enerji ve İklim Değişikliği Çalışmaları Merkezi Direktörü Dr. Mühdan Sağlam, "Mevcut Jeopolitik Konjonktürde Örgütlü Sivil Toplumun Rolü" başlıklı sunumunda uluslararası sistemde artan jeopolitik belirsizliklerin ekonomi, enerji güvenliği ve Türkiye-AB ilişkileri üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Sunumda ayrıca, bu süreçte sivil toplum kuruluşları ile düşünce kuruluşlarının üstlenebileceği role dikkat çekildi.
“Jeopolitik belirsizlik kalıcı hale geldi”
Sağlam, sunumunda 21. yüzyıldaki savaş ve çatışmaların değişen niteliğini ele alarak Rusya-Ukrayna Savaşı, Süveyş güzergâhında yaşanan aksamalar ve Hürmüz Krizi üzerinden uluslararası sistemde yaşanan dönüşümü değerlendirdi.
Bu gelişmelerin yalnızca enerji piyasalarını değil; ticaret yollarını, lojistik ağlarını, sanayi üretimini ve küresel ekonomik mimariyi de etkilediğini belirten Sağlam, "Belirsizlik artık geçici bir kriz hali değil; uluslararası sistemin yapısal bir özelliği haline geldi." dedi.
Ekonomik ve enerji güvenliğinin ise çeşitlendirilmiş tedarik zincirleri, alternatif bağlantılar ile yeşil ve dijital dönüşümü birlikte ele alan dayanıklı politikalarla güçlendirilebileceğini ifade etti.
“Alternatif koridorlar tamamlayıcı rol üstleniyor”
Sunumda Orta Koridor, Irak Kalkınma Yolu, IMEC, Ermenistan-Azerbaycan-Türkiye bağlantısı, Yeşil Hicaz Koridoru ve TRIPP yaklaşımı kapsamında geliştirilen alternatif ticaret ve lojistik projeleri de değerlendirildi.
Sağlam, söz konusu koridorların birbirleriyle rekabet eden projeler olarak değil, küresel ticaret ve enerji sisteminin dayanıklılığını artıracak tamamlayıcı girişimler olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Türkiye'nin Avrupa ile Asya arasında enerji, ulaştırma ve dijital bağlantısallık alanlarında üstlenebileceği rolün, Avrupa Birliği'nin enerji arz güvenliği ve bölgesel ekonomik entegrasyonu açısından stratejik önem taşıdığına da dikkat çekti.
TEPAV'ın Hürmüz Krizi çalışmaları paylaşıldı
Sunumda, TEPAV tarafından Hürmüz Krizi sürecinde hazırlanan politika notları ve analizler de katılımcılarla paylaşıldı. Mart 2026'da küresel enerji jeopolitiği ve Türkiye'ye yönelik riskleri değerlendiren çalışmadan başlayarak, Nisan 2026'da petrokimya, gübre ve sanayi girdilerindeki küresel arz risklerini ele alan politika notuna ve Mayıs 2026'da Hürmüz sonrası enerji mimarisi ile Türkiye'nin konumunu inceleyen çalışmaya uzanan analiz serisinin, karar alıcılara mevcut durumun yanı sıra alternatif politika seçenekleri sunduğu belirtildi.
Sağlam, kriz dönemlerinde düşünce kuruluşlarının yalnızca gelişmeleri analiz eden değil, karar alıcılara alternatif politika seçenekleri geliştiren ve uzun vadeli stratejik perspektif sunan kurumlar olarak önemli bir rol üstlendiğini ifade etti.
Sivil toplumun diyalog ve güven inşasındaki rolü öne çıktı
Sunumun son bölümünde, jeopolitik belirsizliklerin arttığı bir dönemde sivil toplum kuruluşları ve düşünce kuruluşlarının yalnızca görüş bildiren aktörler değil; bilgi üreten, politika geliştiren, kurumsal diyaloğu destekleyen ve güven inşa eden paydaşlar olduğu vurgulandı.
Sağlam, Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi'nin de siyasi ilişkilerde yaşanan dalgalanmalara rağmen ortak aklın, bilgi paylaşımının ve sivil toplum diyaloğunun sürdürülmesine katkı sağlayan önemli bir platform olduğunu belirterek konuşmasını, "Dayanıklılık diyalogla başlar." sözleriyle tamamladı.

27/06/2026

27/06/2026

23/06/2026

22/06/2026

19/06/2026