Arşiv

  • Temmuz 2020 (4)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)

    Etiketler

    Musul Topraklarında Yeniden Başlayan Güç Mücadelesi

    25 Ocak 2013 - Okunma Sayısı: 2554

    Milattan önce 2000 sonrası doğu-batı arası ticaretten faydalanarak gelişmiş ve İlkçağ’da Ortadoğu’nun en büyük imparatorluklarından biri olmuş Asurlulara ev sahipliği yapan Ninova artık Irak’ın bir eyaleti ve aradan 4000 yıl geçtikten sonra bugün yeniden büyük bir siyasi ve ekonomik mücadeleye sahne oluyor. 40 asır önceye kıyasla şartlar çok değişik. Değişmeyen tek şey ise hükmetme ve kazanma hırsı.

    Irak Geçici Anayasası’nın 140. maddesinde belirtilen “ihtilaflı bölgeler”den olan Ninova eyaleti, Irak’taki güç mücadelesinin kırılma noktalarından birini oluşturuyor. Bölge coğrafi olarak Kuzey Irak’ta bulunmakla beraber tamamen Kürtlerin kontrolünde değil. Eyalet, genelinde Orta Doğu’nun ve özelinde de Irak’taki çatışmaların mikro aynası. Bu eyaletin baş şehri olan Musul’da son günlerde meydana gelenlere bakıldığında bu yansıma rahatlıkla görülüyor.  Sünni Araplar ve Kürtler arasında büyük bir güç mücadelesi yaşanıyor. Irak’ın kuzeyinin, başta petrol ve doğal gaz gelirleri olmak üzere kontrolünden çıkmakta olmasını savaş sebebi sayan Başbakan Maliki de, Irak merkezi hükümetinin otoritesini güç gösterileriyle korumaya çalışıyor. Musul ve civarındaki Türkmenlerin durumu da endişe verici. Türkiye’nin İngiliz baskıları ve Kürt ayaklanmaları sonucu Lozan’da topraklarına katamadığı Musul, bu sefer de Kürtlere ve Sünni Araplara zor günler yaşatıyor.  Musul sorunu denilen şey aslında Musul’un taşından toprağından ziyade Musul petrolü ve doğal gazı. Ninova bölgesinin Irak’ın Suriye sınırını oluşturması da coğrafi ve siyasi gerçeğiyle fotoğrafı daha da bulutlandırıyor.

    Musul’da yaşananlar Irak’taki Sünni-Şii mücadelesinin Başbakan Maliki’nin etkisiyle de artık bir var olma çatışmasına yönelmekte olduğunun tehlikeli sinyallerini veriyor. Maliki, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi’yi Irak siyasi arenasından kaçırdıktan sonra diğer Sünni liderlere yöneldi. Maliye Bakanı Rafi İsavi’nin evi ve ofisi 20 Aralık 2012 günü Maliki’ye bağlı güçlerce basıldı. Baskın için Maliki’yi suçlayan İsavi, yapılanı çetecilik olarak niteledi.  Sünni siyasi lider İsavi’nin 150 korumasının tutuklanmasıyla Irak yeni bir çatışma ortamına girdi. Bu baskının Bağdat’ta uzlaştırıcı ve birleştirici bir rol oynayan Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin tedavi için Almanya’ya gönderildiği gün yapılması ise dikkat çekici.

    Bu olayın hemen ardından 23 Aralık günü Irak genelinde Maliki’nin bu uygulamalarını protesto eden gösteriler başladı. Gösterilerin amacı terörle mücadele kanunun değiştirilmesi ve bu kanun yüzünden hapse atılanların serbest bırakılmasıydı. Bu arada Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi, Diyala bölgesindeki Arap aşiretleri ve ilginç biçimde Şii Sadr Hareketi de bu gösterileri desteklediklerini açıkladılar.

    Gösterilerin sonuç vermemesi üzerine,  2013’ün başında 3 Ocak günü Sünnilerin ağırlıklı olduğu Ramadi, Felluce ve Musul’da halk Maliki yönetimini protesto için sokaklara döküldü. Başbakan Maliki’nin emriyle kurulan “Özel Altın Birliği”  adlı milis grubu gösteri yapan halkın üzerine ateş açtı.  Diğer bir önemli Sünni lider olan Irak Meclisi Başkanı Usame en-Nuceyfi’nin korumasının 10 yaşındaki oğlu da hayatını kaybetti.

    Musul’da da başlayan gösteriler Musul Operasyonlar Komutanlığı’nca engellendi. Şehrin ana merkezi olan Ahrar Meydanı’na giriş çıkışlar yasaklandı. Bazı caddeler yayalara kapatıldı ve işyerlerinin açılması yasaklandı. Sünni asıllı Musul Valisi Etil el-Nuceyfi ise göstericilerin engellenmesinin yasal olmadığı yolunda bir açıklama yaptı. Musul bir anda karıştı,  kaotik ortamda bir Hristiyan tıp öğrencisinin bombalı araç saldırısında ölmesi, bir Hristiyan kadının da soygunda boğazı kesilerek katledilmesi Batı dünyasında Musul’daki en korunmasız etnik grup olan Hristiyanların başlarına gelebilecekler konusunda endişelere yol açtı.

    Bu arada ilginç bir biçimde Maliki’nin lideri olduğu Hukuk Devleti Koalisyonu’nun önde gelen isimlerinden Abdül Halim el Rahimi, 8 Ocak günü İran’ın Mehr Haber Ajansı’na Türkiye’yi hedef alan açıklamalarda bulundu. El Rahimi açıklamasında,  Türkiye’nin Musul topraklarında gözü olduğunu öne sürerek,  Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan’ın Irak’taki yandaşlarına maddi yardım yaparak bu ülkeyi karıştırmak istediklerini söyledi.

    2013’ün ilk haftalarındaki görüntü, Irak’ın iç çatışma cepheleri olan Sünni-Şii, Kürt-Arap-Türkmen çatışmalarının ekseninin Musul ve civarına kaymakta olduğu. Talabani’nin rahatsızlanmasının hemen ardından Sünni liderlere karşı mücadeleye girişen Maliki’nin tavrı ve Mukteda al Sadr gibi bazı Şii liderlerinin bu konuda açık biçimde Maliki karşıtı bir tutum takınmaları ise dikkat çekici. Maliki karşıtı protestoların mezhepler üstü bir karşıtlığa dönüşerek Maliki’yi devirme sürecine mi dönüşeceği yoksa bilinen eksenlerdeki hesaplaşmalara dönüşerek Irak’ı bölünmenin eşiğine mi getireceğini önümüzdeki günler gösterecek.

    Burada ana belirleyici rolü oynayacak aktör ise ABD’de. Seçim kampanyasında Amerikan askerlerini Irak’tan geri getirme taahhüdünde bulunan ve 2011 yılının sonunda bunu gerçekleştiren Obama yönetiminin, İran’a daha bağımlı olmasını istemediği Maliki’ye yönelik desteğini sürdürmesi beklenebilir. Bu desteğin dozajı ise, Irak’ta oluşacak tabloyu belirleyen bir faktör olacak.

    Türkiye, Suudi Arabistan ve İran gibi bölge güçlerinin tutumları da Irak’ı kritik eşiklere getirebilir. Bir de Suriye’de görünürde demokrasi kisvesi taşıyan ama buram buram mezhepsel mücadele kokan iç savaşı da bu denkleme katarsak Irak’taki gelişmelerin yaratacağı kırılmalar bütün bölgeyi etkileyecek. Irak’ın enerji kaynakları ise bu sorunun ana siyasi ve ekonomik unsurlarını oluşturacak.

    Asur Kralı Sinşarişkun milattan önce 612 yılında öldüğünde Ninova kenti yerle bir olmuş ve iç karışıklık koca bir medeniyetin dağılmasıyla neticelenmişti. 2625 yıl sonra aynı bölgedeki Irak devleti Musul’uyla, Bağdat’ıyla, Kerkük’üyle Arap-Kürt-Türkmen, Şii-Sünni Müslüman ve Hristiyan demeden dağılmanın eşiğine gelmiş durumdadır.  Bunca yıl sonra medeniyetin ve uluslararası düzeninin bölgenin kaderinde bir fark yaratıp yaratmadığının güncel bir sınamasıdır Irak’ta yaşanacaklar...

     

    * Seda Kırdar, Dış Politika Çalışmaları, Araştırmacı

    Etiketler: Irak, ABD, İran, Kürtler,
    Yazdır