Arşiv

  • Ağustos 2019 (6)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)

    Etiketler

    Bir Park Hikâyesi ve Alınması Gereken Dersler: 2010 Yılında Stuttgart’ta Ne Oldu?

    Emre Koyuncu21 Haziran 2013 - Okunma Sayısı: 3344

    “Projenin ne fayda sağlayacağı ortada olmadığından medya genellikle projenin muhaliflerine karşı bir karalama yürüttü, onları vizyonu olmayan, gelişmekten korkan, anarşist, vandal, hippi, işsiz serseriler olarak gördü. Ne yazık ki birçok insan, sahiplerinin proje destekçileriyle yakın ilişkide olduğu medyada çıkan bu haberlere inandı. Polis medya ile işbirliği içinde protesto hareketini adli bir suç haline getirmeye çalıştı. Parkta ağaçların kanunsuz olarak kesilmesi üzerine göstericiler parkı işgal ettiler ve çadırlar kurdular. Polisin şiddetli müdahalesi eyleme katılan yurttaşlarda fiziksel ve psikolojik etkiler bıraktı. Polisin kullandığı tazyikli su sıkan araçlar, bibergazı ve coplar aralarında çocuk ve yaşlılar da olan göstericilere karşı sert bir şekilde kullanıldı. Yüzlercesi yaralandı, bazıları gözünü kaybetti. Polis ambulanslara erişimi sınırladı, yaralananlara ilk müdahaleyi ambulanstaki sağlık personeli değil o sırada parkta olan gönüllü sağlıkçılar yaptılar. Kamu malına bazı zararlar verildiyse de halk barışçıl bir biçimde eylemi sürdürdü. Medya olayları ısrarla protestocuların şiddeti olarak işledi ve bunu genel bir bilgi haline getirmeye gayret etti. Internet üzerinden ortaya çıkan alternatif medya, olayları protestocuların tarafından görmeye çalıştı ancak bu medya girişimcileri soruşturma, işyeri ve evlerin aranması gibi polis tacizine maruz kaldı.”

    Büyük çaplı bir kentsel yatırım projesine karşı gelişen bir muhalif hareketin web sitesinden özetlenen bu cümlelerin Türkiye’de birçoklarına tanıdık geleceğine eminiz.

    Almanya’nın Baden-Wuerttemberg eyaletinin başkenti Stuttgart’ta Stuttgart 21 olarak bilinen merkez tren garının bağlantı yollarıyla yeniden düzenlenmesi projesinden bahsediyoruz. Federal hükümet, eyalet hükümeti ve Stuttgart Belediyesi ortaklığında Alman Demiryolu Şirketi tarafından yürütülen projede Schlossgarten parkının bir kısmının yok edilmesi söz konusu olunca başlayan protesto ve işgal eylemleri Eylül 2010 tarihinde polis müdahalesiyle sona erdirilmişti. Peki sonra ne oldu?

    • Proje ve aleyhindekiler (ki bunlardan bazıları alternatif bir proje öne sürmüşlerdi) arasındaki görüş ayrılıkları için eyalet hükümeti tarafından bir uzman görevlendirildi.
    • Halkla toplantılar yapıldı, yeni tren garının mevcut durumu değiştirmediği, gereksiz bir yatırım olduğu iddialarına karşın seyahat, bekleme süreleri vb detaylara dayalı bir bilgisayar simülasyonu hazırlandı. Muhalif gruplardan bazıları bu projeyle ilgili doğrudan hesap sorabileceğini düşünerek toplantılara katılırken bazıları uzak durdu. Ticari olması nedeniyle bazı bilgilerin paylaşılmaması, projenin parkla ilgili kısmı zaten ileri bir tarihte olduğu halde projenin durdurulduğu imajının verilmesi, görevlendirilen hakemin objektif olmaması, simülasyon sonuçlarının projenin sonuçlarına ilişkin açık bir bilgilendirme yapmaması,  proje tahmini maliyetlerinin manipüle edildiği gibi görüşler ve iddialar gündemden düşmedi. Hakem bu sürecin sonunda projede bazı değişiklikler içeren bir rapor hazırladı. Projeye muhalefet eden hareket tarafından bu süreç çözüm olmaktan çok kamuoyunu etkilemeye yönelik bir halkla ilişkiler faaliyeti olarak algılandı.
    • Projede yaşanan krizin, parka yapılan müdahaleden 6 ay sonra Mart 2011’de yapılan eyalet seçimlerine ve Ekim 2012’de yapılan belediye seçimlerine etkisi büyük oldu. CDU her iki düzeyde de uzun yıllardır sürdürdüğü iktidarını kaybetti. Eyalet düzeyinde sandalyelerin büyük bir kısmını iktidardaki CDU’nun almasına rağmen hükümeti Yeşiller ile SPD partisi kurdu. Yerel düzeyde ise Yeşiller Stuttgart’ta oyların yarısından fazlasını alarak 2013 yılından başlamak üzere yönetime geldi.
    • Eyalet yönetimindeki Yeşiller ve SPD koalisyon halen kriz niteliğini koruyan proje için referandum yapmaya karar verdi. Zaten 2007 yılında da projenin yerel bir referanduma götürülmesi için Yeşillerin de desteklediği 67.000 imzayı bulan bir imza kampanyası Stuttgart düzeyinde gerçekleştirilmişti. Ancak o tarihte projenin sadece Stuttgart Belediyesi tarafından finanse edilmediği ve ayrıca merkezi yönetimin yetkisindeki trenyolu ile ilgili olması nedeniyle yerel referandum yapılamayacağına ilişkin hukuki görüşler neticesinde o tarihte referandum gerçekleştirilmemişti.. Buna rağmen Yeşiller seçim kampanyasında da yerel bir referandum vaadinde bulunmuştu.
    • Proje merkez, eyalet ve belediye olmak üzere üç yönetim düzeyini içerdiğinden referandum projenin sürdürülüp sürdürülmemesi ile ilgili değil eyalet yönetiminin projedeki kısmi finansal desteğini çekip çekmemesi üzerinden gerçekleştirildi. Referandumun geçerli sayılabilmesi için herhangi bir tercihin oyların yarısından fazlasını alması ve aynı zamanda bu oyların kayıtlı seçmenlerin en az üçte birini temsil etmesi gerekiyordu.
    • Referandum sorusu oldukça karışık bir şekilde formüle edildi. “Stuttgart 21 Projesi ile ilgili sözleşmenin iptal edilmesine imkân sağlayan kanunu uygun buluyor musunuz?” şeklinde formüle edilen soru olumlu ve olumsuz önermeleri birlikte içermekteydi.
    • Kasım 2011’de gerçekleştirilen referandum %58’lik bir hayır oyuyla yani projenin finansman yapısının olduğu gibi devam etmesi yönünde sonuçlandı. Ancak hayır oylarının kayıtlı seçmen sayısının üçte birine ulaşmaması nedeniyle referandum geçerli sayılmadı.
    • Referanduma yönelik kampanyaların son günlerine doğru leyhte ve alyhte olanların argümanları birbirlerine iyice yaklaşmıştı. Her iki taraf da kampanyalarında yeşil alanlar, tarihi binalarla birlikte bölgenin modern yükselen endüstrisini anlatan görseller kullanıyorlardı.
    • Bugün proje halen devam etmekte ve aşırı miktarda artan maliyetleri, uzayan inşaat tamamlanma süresi ile proje ortakları arasında bir sorun olmaya devam etmektedir. Kamuoyunun proje üzerindeki hassasiyeti de canlılığını korumaktadır. Geçtiğimiz Şubat ayında projede 1 milyar euro civarında maliyet artışı olacağı Stuttgart’ta binlerce insanı sokaklara döktü. Eyalet ve Stuttgart yönetiminin ilave maliyetleri finanse etmeyeceğini açıklaması üzerine merkezi yönetim maliyetleri üstlendi. Kamuoyunun hassasiyeti anket sonuçlarına yansıması projenin iptali yönünde oldu.

    Stuttgart vakası 1) büyük yatırım projelerinin sosyal, ekonomik ve ekolojik etkilerinin özenle hesaplanması gerektiği, 2) farklı yönetim düzeylerinde aynı siyasi partinin iktidarda olmasının projelerle ilgili karar sürecini hızlandırsa da etkilerinin yeterince analiz edilmesi ihtimalini azalttığı 3)  özellikle kamusal alanları büyük müdahalelerle dönüştüren yatırım projelerinin yerel halka samimi bir şekilde danışılmadığı durumlarda gerek demokrasinin gerekse de yatırımların nasıl çıkmaza girebileceği konusunda dersler içermektedir. Uygulanan referandum ise somut bir çözümden çok geriye kentin gelişimi ile yaşanabilirliğinin birlikte düşünülmesi  konusunda artan bir farkındalık bırakmıştır.

    Türkiye’nin Mayıs ayının son günlerinden beri yaşadığı krizi, geldiği noktada sadece yerellik, kamusal alan, karar mekanizmalarına katılım gibi kavramlarla açıklamak elbette yeterli değildir.Ancak krizin çıkış noktasını Stuttgart örneğinde olduğu gibi Batılı demokrasilerin de gündeminde olan yönetişim zafiyetleri oluşturmaktadır. Türkiye’de diğer demokrasilere göre çok daha vahim olan durum ise kentsel rantların yeniden dağıtımının daha da kapalı kapılar ardında yapılıyor olmasıdır.

    Yine Stuttgart’a dönecek olursak eyalet yönetiminin yaşadığı krize verdiği cevaplardan bir tanesi önce halkın katılımı ve ombudsmanlıktan sorumlu bir bakanlığın oluşturulmasıdır. Bakanlık hâlihazırda yatırım projelerinin planlama sürecinde ilk aşamalarda halkın katılımını sağlamak için idari usuller ve planlama rehberi geliştirmektedir. Bu sürecin kendisi de katılımcı olarak yürütülmektedir.

    İdeal bir demokraside iktidar, gücünü sadece seçimlerde elde ettiği oylardan değil seçmeni olsun olmasın politika ve projelerinden etkilenen bütün yurttaşlarını ikna etme gücünden alır. Önümüzdeki Mart ayında yapılacak yerel seçimlerde adayların seçin kampanyalarında kullanacakları söylem sadece hangi projeleri yapacaklarına dair vaatlerini değil bunları halkın katılımıyla nasıl yapacaklarına dair vaatlerini de içermelidir. Yerel düzeyde iyi yönetişimin sağlanmasında yönetimlerin niyeti önkoşul olmakla birlikte yeterli değildir. Yasal altyapının da bu yönde iyileştirilmesi gerekmektedir. Katılım araçlarından sadece bir tanesi olan yerel referandum konusunda bile bir yasal zemin bulunmamaktadır. Yeni anayasa süreci bu çerçevede önemli bir fırsat sunmaktadır. Orta vadede şeffaflık, halkın katılımı, hesap sorabilirlik, hesap verebilirlik, merkez-yerel yetki paylaşımı, yerel yönetim sistemi içinde dengeleme denetleme meseleleri, kozmetik ve popülist eğilimlerin etkisinden uzak tutularak üzerinde samimi ve ciddi bir şekilde düşünülmesi gereken bir gündemi oluşturmaktadır.

    Yasal altyapı ile çok da bağlantılı olmayan bir sonuç ise kentlerin yaşanabilirliğinin, yaşam kalitesinin artırılmasıdır. Şehirlerin dışında değil içinde olan işe ya da eğlenmeye giderken içinden geçebileceğimiz, zaman geçirebileceğimiz kamusal alanlar, yürünebilir sokaklar kentlerimizin sosyal ve ekonomik gelişimi için dekor değil yaşamsal bir gerekliliktir. Bu sadece hükümetin değil ülkemizdeki tüm siyasal, sosyal ve iktisadi aktörlerin alması gereken bir mesajdır.

    Kaynaklar:

    Stuttgart – a city in conflict http://www.stop-stuttgart21.info Erişim tarihi: 19.06.2013

    Baden-Wuerttemberg Eyaleti Resmi Web Sitesi http://www.baden-wuerttemberg.de Erişim tarihi: 19.06.2013

    Wikipedia Stuttgart 21Makalesi http://en.wikipedia.org/wiki/Stuttgart_21 Erişim tarihi 19.06.2011

    Dead End in Stuttgart? Berlin Turns Away from Massive Railway Project, Şubat 2013 http://www.spiegel.de/international/germany/government-distances-self-from-stuttgart-21-rail-project-a-881559.html,

    Deutsche Bahn backs billions for Stuttgart 21, Mart 2013   http://www.thelocal.de/national/20130306-48351.html

    Germany: The referendum on the “Stuttgart 21” rail Project, Kasım 20111 http://www.wsws.org/en/articles/2011/11/stut-n30.html

     

     

    *Emre Koyuncu, Yönetişim Çalışmaları, Analist