Arşiv

  • Ağustos 2020 (7)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)

    Etiketler

    Güvensiz veya Balkanlaşmış İnternete Karşı Özgür ve Güvenli İnternet

    02 Eylül 2014 - Okunma Sayısı: 2153

    İnternetin hukuki, toplumsal ve siyasi yönlerinin tartışıldığı uluslararası bir konferans olan İnternet Yönetişim Forumu (Internet Governance Forum – IGF), 1-5 Eylül tarihlerinde İstanbul’da toplanıyor. Forum, ülkemizde de oldukça önemli bir gündem maddesi olan İnternetin hangi prensiplere göre düzenlenmesi gerektiğinin tartışılabileceği ve farklı ülkelerin İnternet yönetişimine yaklaşımlarının görülebileceği bir ortam sunuyor. Hakkında halen küresel bir konsensüs bulunmayan kişisel verilerin nasıl ve nerede saklanacağı, toplantının önemli gündem maddelerinden biri.

    Yaygınlaşmaya başladığı ilk dönemde İnternet büyük ölçüde yönetilmeyen bir alandı. Politika yapıcılar ve düzenleyici kurumların bütün yeni teknolojilerde karşılaştıkları bir sorun olan gelişmeleri ve ihtiyaçları geriden takip etmek, İnternet için de geçerli oldu. AB ve ABD’de 1990’ların başından itibaren İnternete yönelik yasal düzenlemeler hazırlandıysa da bugün küresel bir ağ olan İnternetin küresel bir yasal çerçeveye oturmuş olduğu söylenemez. Bunun bir sonucu olarak farklı ülkelerde İnternet yönetişimine farklı yaklaşımlar oluşmaktadır.

    Bir tarafta “Beş Gözler” diye de tabir edilen, prensipte özgür ve güvenli İnternet taraftarı olmakla birlikte güvenlik amaçlı istihbarat işbirliği içinde bulunan ABD, Birleşik Krallık, Kanada,  Avustralya ve Yeni Zelanda’yı içeren İngilizce konuşan ülkeler, diğer tarafta İnternet yönetişiminin daha ulus devletlerin daha fazla kontrolünde olmasını gerektiğini savunan Rusya, Çin gibi ülkeler bulunmaktadır. Bu iki yaklaşıma alternatif olarak son yıllarda AB ülkeleri ve özellikle Brezilya, İnternet yönetişimine bireysel özgürlükler ve güvenliği birleştiren çözümler üretmeye başlamıştır.

    Bugünlerde İnternet yönetişiminde en çok tartışma konusu olan alanlardan biri veri mahremiyeti ve veri saklama koşullarıdır.  Veri mahremiyeti, İnternet kullanıcılarının kurumlara verdikleri kişisel bilgiler ve gezinmeleri sırasında toplanan verilerin hangi koşullarla paylaşılabileceği ile ilgilidir. Veri saklamada tartışma konusu olan mesele ise, kişi ve kurumların verilerinin fiziksel olarak hangi konumda (veri merkezinde) saklanabileceklerinin düzenlenmesidir.

    AB’nin Veri Güvenliği Direktifi’nin yasalaştığı 1995’ten beri ülkeler arasında çeşitli anlaşmazlıklara yol açan bu konunun dünyanın gündemine tekrar gelmesi ise geçtiğimiz yıl Edward Snowden’in Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı’na ait çok gizli bilgileri kamuoyuna sızdırmasıyla olmuştur. “Beş Gözler” istihbarat ajanslarının telekomünikasyon firmaları ve hükümetlerle işbirliği içinde küresel gözetleme programları yürüttüğünü ortaya koyan belgeler, bu ülkelerdeki kişisel verilerin güvenliği ile ilgili yasaların yetersizliğini –ve çiğnenişini- gözler önüne sermiştir. Sorunun önemli bir boyutu, bahsi geçen gözetleme programlarının hedefi olan dünya genelindeki kişi ve kuruluşların verilerinin ABD’de veya ABD menşeli kurumların bünyesinde saklanmakta olması ve böylece bu ülkenin kanunlarına göre değerlendirilmesidir.

    Dünya genelinde veri güvenliği ve saklaması ile ilgili uygulamaların yoğun olarak tartışılıp tekrar gözden geçirilmesine sebep olan bu duruma en sert önlem alan ülkelerden biri Rusya olmuştur. Temmuz ayında parlamentodan geçen kanun tasarısına göre Rus vatandaşlarının verilerinin Rusya’da saklanması zorunlu hale getirilmekte, bu şarta uymayan hizmet sağlayıcılarına erişim engellenebilmekte, yurtdışına kişisel veri transferi yapan hizmet sağlayıcılara yurt içinde belli veri güvenliği koşullarını sağlama zorunluluğu getirilmektedir. Bu tasarı nedeniyle Rusya, ülke güvenliğine tehdit olarak görülen sayfalara erişimi engelleyip kendi topraklarında veri merkezi bulunduran hizmet sağlayıcılarına bazı kişilerin verilerini paylaşması için baskı yapan Çin ile birlikte İnternetin “adalaşması” veya “Balkanlaşması” taraftarı ülkelerden biri olarak anılmaya başlanmıştır.

    Mevcut durumda İnternet yönetişimi, kişisel veri güvenliği hakkında şüpheler yaratan Anglo-Sakson yaklaşımı ile Balkanlaşmış bir İnterneti savunan Rusya ve Çin’in yaklaşımı arasında kalmış gibi görünmektedir. Hâlbuki Brezilya örneğinde görüldüğü gibi şirketlerin veya kullanıcıların özgürlüğünü kısıtlamadan güvenli bir İnternet sağlamak mümkündür. Brezilya’nın, geçtiğimiz nisan ayında yasalaştırdığı İnternet İçin Bireysel Haklar Çerçevesi adında “İnternetin anayasası” niteliğindeki kanuna göre Brezilya vatandaşlarının verileri, Brezilya kanunlarına uygun bir şekilde saklanıp işlendiği sürece konum kısıtlamasına maruz kalmadan saklanabilecektir. Önceden Rusya benzeri bir yaklaşımla vatandaşlarının verilerinin saklanmasına coğrafi kısıtlar getirilmesini öngören kanun tasarısı, sivil toplum, özel sektör ve uzmanlardan gelen tepkilerden sonra mevcut halini alacak şekilde değiştirilmiştir. Kanunda ayrıca hizmet sağlayıcılarının mahkeme kararı olmadan kanuna aykırı içerikten dolayı sorumlu tutulamayacakları da kararlaştırılmıştır.

    Türkiye’ye baktığımızda ise, henüz gideceği yöne tam olarak karar verememiş bir ülke olduğumuz şüphesi uyanmaktadır.  2010 yılında yapılan değişikliklerle birlikte Anayasada kişisel verilerin korunmasına dair bir madde bulunsa da ilgili kanun olan Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun Tasarısı henüz yasalaşmamıştır. İlgili AB Direktifi ile uyumlu olması amacı güdülen yasa tasarısı, genel olarak bireylerin veri güvenliğini güçlendirici unsurlar bulundurmaktadır. Bununla çelişen bir şekilde, ödeme sistemlerine ilişkin 6493 numaralı kanun tasarısı, İnternet üzerinden ödeme işlemlerini yürüten aracı firmalara Türkiye’deki kullanıcıların verilerini ülke içinde saklama şartı getirmektedir.

    Türkiye, bugün İnternet yönetişimi açısından yukarıda bahsedilen üç yaklaşımdan hangisine daha yakın olduğunu seçme aşamasındadır. Politika yapıcıların bu seçimi yaparken ekonomik gerçekleri, temel insan haklarını ve uluslararası uygulamaları göz önünde bulundurmalarında fayda vardır. Bu yüzden gelecek hafta düzenlenecek olan İnternet Yönetişim Forumu, ülkemizdeki İnternet politikaları tartışmalarına sağlayacağı katkı açısından yakından takip edilip tartışılması gereken bir konferans olacaktır.

     

    *Ali Sökmen, Ekonomi Çalışmaları, Araştırmacı

    Yazarın diğer Günlük yazıları için tıklayınız.

    Yazdır