Arşiv

  • Temmuz 2020 (4)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)

    Etiketler

    Her yerde Uber, Çin’de de Uber

    Güven Sak, Dr.17 Aralık 2015 - Okunma Sayısı: 2355

    Ben bu aralar Çin’in başkenti Pekin’deyim. Geldiğimden beri etrafta bir Uber muhabbetidir gidiyor. Sanki sürekli bu şirketin adını duyuyorum. Hani şu taksicilerin nefret ettiği, taksiciliğin manasını değiştiren, her otomobil sahibine taksici olabilme imkanı sağlayan, bir kendiliğinden örgütlenme modeli olan Uber. Doğrusu ya, geleneksel bir sektörün bilgi ve iletişim teknolojisi ile nasıl değişebileceğini hepimize öğretti Uber. Üstelik o, artık piyasa değeri Amerikan devi General Motors’u (GM) geçen bir Amerikan şirketi. Evet, Uber’in değeri artık 62,5 milyar dolara ulaştı. GM ise 55,6 milyar dolarda kaldı. Halbuki GM, Uber’den 100 yıl önce kurulmuştu. Uber 2009 doğumlu, GM ise 1908. Artık 21’inci yüzyıl şirketleri 20’nci yüzyıl şirketlerini büyük bir hızla sollamaya başladı. Amerika’da her yerde taksi yerine Uber kullanımı artıyor. Her yerde Uber var. Çin’de de öyle.

    Çin’de Uber fikri bana önce garip geldi. Bir nevi kontrol dışı dönüşüm gibi bir şey çünkü. Ama sonra Çin’deki değişimi anlamak için bunun iyi bir örnek olacağına karar verdim. Gelin size de anlatayım.

    Önce nedir bu Çin’deki Uber meselesi, ondan başlayayım. Geçen gün Pekin’de Renmin Üniversitesi’nin çıkışında, taksi yakalamaya çalışırken bana yardımcı olmaya çalışan Çinli dostum, “keşke ben de Uber kullanmaya başlamış olsaydım, bak şu özel arabalara binenler hep Uber kullananlar” dedi. O arada, bizi dinleyen bir öğrenci yanıma gelip Uber çağırmak ister misiniz?” dedi. İkisi de bana, Pekin’de artan Uber kullanımını anlatmaya başladılar. Çin’de günlük ortalama 100 milyon kez Uber uygulaması kullanılıyormuş. Ben de Uber’in Çin’e yaptığı 1,2 milyar dolarlık yeni yatırımı hatırladım. Demek ki bir etkisi olmuş. İnsanların hayatını etkilemeye başlamış diye düşündüğümü hatırlıyorum ilk olarak.

    Sonra akşamüstü havaalanından yeni gelen bir başka dostum, lafa, “Ne olmuş bu Çin’e?” diye sorarak başladı. “Bu yılın başında geldiğimde de havaalanından şehre Uber kullanarak gelmiştim. Bu kez fiyatlar neredeyse yarı yarıya düşmüş” diye ekledi. Geçen sefer 75 yuan tutan yolculuğa bu kez 45 yuan ödemiş. Artan yatırım, rekabeti artırmış, fiyatları da neredeyse yarı yarıya indirmiş demek ki.

    Peki, ben Çin’de Uber’i neden garipsedim? Gayet basit bir nedenle. Uber, son derece geleneksel bir endüstriyi, taksiciliği, büyük bir hızla dönüştürüyor. 2010 yılında, bu şirketten ilk kez medyada bahsedilmeye başlandığında, Uber, taksi çağırmaya yardımcı bir uygulama programıydı yalnızca. Bir nevi, taksi şirketlerinin iş bulmasına yardımcı bir uygulamaydı söz konusu olan. Sonra ne oldu? Arabası olan herkesin Uber’e kayıt yaptırarak boş zamanlarında taksicilik de yapabilmelerine imkan sağlayan bir uygulama programına dönüştü. Bir şekilde kendi kendine örgütlenme imkanı sağlandı aslında. Taksicilik yapmak isteyenlerin, kolaylaştırıcı Uber’e bir pay vererek müşterileri ile kendiliğinden örgütlenebilmelerine imkan veriyor bu uygulama. İşte bu kendiliğindenlik bana önce hiç Çin gibi gelmedi. O nedenle garipsedim sanırım.

    Ama sonra, Çin hakkındaki bu algımın, Çin’i tanımamakla alakalı olduğuna karar verdim. Çin deyince dünden kalma bir Çin imajına saplanmış olduğumu düşündüm. Her şeyin devlet denetiminde olduğu bir ülke imajı var bizim kafamızda hala. Halbuki Çin büyük bir hızla değişiyor. Nasıl değişiyor?

    Çin’de yeni üniversite mezunlarının yalnızca beşte biri kamu iktisadi teşekküllerini seçiyor artık. 2013 yılında üçte birmiş bu oran. Bir biçimde devlet memurluğunu seçenlerin oranı 2013’te yüzde 48’miş, şimdi yüzde 43’e gerilemiş. Çok uluslu şirketleri seçenlerin oranı ise 2015’te yüzde 23,3 olmuş. Şöyle özetleyeyim: Üniversiteden yeni mezun olan yaklaşık 7,5 milyon genç insanın artık yarıdan fazlası devlet memuru olmak istemiyor ve bu oran hızla geriliyor. İşte biz bu Çin’i, Çin’deki değişimin geri döndürülemez bir adem-i merkeziyetçileşme süreci olduğunu daha yeterince kavramış gibi durmuyoruz. Çin değişiyor. Çinliler daha yeni otomobil sahibi oluyorlar. Sonra da hemen taksicilik yapmaya başlıyorlar. Bunu yapmak için de bir Amerikan şirketine kazandıkları paradan bir pay ödüyorlar. O Amerikan şirketi ise 20’nci yüzyıldan kalma bir Amerikan şirketine fark atıyor.

    Ne diyeyim? Bu işte böyle bir çağ. 21’inci yüzyıldan olan ne varsa 20’nci yüzyıldan kalanları geçiyor.

    Ben bu kez Çin’de en çok Uber’i duydum. Şaşırdım. Uber, aktivitesini Çin’de 100 şehre daha yaygınlaştırmaya karar vermiş. Türkiye’de ise yalnızca İstanbul’da var. Neden? Türkiye ne kadar dünyanın kıyısındaysa Çin de o kadar ortasında duruyor sanki.

    Bu köşe yazısı 17.12.2015 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Yazdır