Arşiv

  • Ekim 2019 (10)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)

    Etiketler

    Avrupa Birliği olmadan Türkiye zenginleşemez

    Güven Sak, Dr.30 Mayıs 2016 - Okunma Sayısı: 3253

    Türkiye bundan 10 yıl önce orta gelirli bir ülkeydi. Şimdi de aynı yerde. Türkiye, dünya klasmanında hala orta gelirli bir ülke olarak kabul ediliyor. 15 yıldır çabalayıp duruyoruz ama sonuç ortada. Türkiye, orta gelirli ülkeler grubundan yüksek gelirli ülkeler grubuna geçemedi. Bir nevi sınıfta kaldı. Memleketin vasatı açısından bakarsanız durum böyle. Peki, il bazında baktığımızda ne görülüyor? 2001 yılından 2013 yılına, yalnızca 12 ilimiz orta gelir grubundan yüksek gelir grubuna geçti. Nedir? Son 15 yıldır memleketin ancak beşte biri orta gelir tuzağını aşabilmiş.

    Bugün, kalan 67 il neden orta gelir tuzağına takılmış diye bakmak yerine, orta gelirli iller grubundan küresel ölçekte yüksek gelirli iller grubuna geçen bu illerimiz nasıl olmuş da bunu başarmış, ona bakalım. Başarısızlık zaten mebzul miktarda. Gelin bugün başarısızlıkları bırakıp az sayıda başarı üzerine odaklanalım. Amacımız da zaten az sayıda başarıyı daha da artırmak olmalı.

    Önce veri ile ilgili bir notla başlayayım. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2001 yılından beri il bazında milli gelir serisi yayımlamıyor. Bence yanlış yapıyor. Hem Türkiye’nin, önüne somut hedef koymasını hem de bizim, illerin performansı üzerine düşünmemizi imkânsız hale getiriyor. TEPAV, TÜİK’in bıraktığı boşluğu doldurmak için bu yıl il bazında bir milli gelir serisi tahmin etti. Kullanacağım veri seti, işte o veri seti. TÜİK, ihmal ettiği kendi işini yapıncaya kadar, ben bu veri setini kullanmaya devam edeceğim. Veri setinin nasıl ortaya çıktığını şuradan okuyabilirsiniz: “Gelişmişlik Göstergesi Olarak Gece Işıkları: Ulusal Ölçekte ve İl Bazında GSYH Tahmini”.

    Şimdi önce ilk grafiğe bakın isterseniz. Burada mavi ile işaretli olan iller, 2001 yılından 2013 yılına, orta gelirli il grubundan yüksek gelirli il grubuna geçen 12 ilimiz. Hatta onlara 2001 yılında zaten yüksek kişi başına gelir düzeyinde olan Yalova ve Kocaeli’ni de ekleyebiliriz. Nedir? Bunlar bizim başarılı olan illerimiz aslında. Onların başarısının kaynağında ne yatıyorsa bunu tekrarlayarak diğer illerin de benzer bir başarıyı yakalamasını temin edebiliriz. İşte bu duygu ve düşüncelerle bu haritaya bir daha bakın lütfen.

    Grafik 1: Yüksek gelir düzeyine sıçrayan iller (mavi) ve otoyollar , 2001-2013

    Hesaplama: TEPAV

    Şimdi bu haritanın üzerindeki kırık çizgilere dikkatinizi çekeyim. O kırık çizgiler, rahmetli Özal’ın memleketimize armağanı olan otoyollarımızı gösteriyor. Benim bu haritaya baktığımda ilk gördüğüm desen şu oldu: Türkiye’yi batıdan doğuya doğru bağlayan otoyolların etrafında yer alan yan yollarla memleketin kırık dökük otoyollarına bağlanabilen illerimiz, orta gelir tuzağından çıkmış gibi duruyor. Edirne’den İstanbul’a, oradan Bolu üzerinden Ankara’ya bağlanan yol üzerindeki illerimiz orta gelir tuzağını aşmış gibi duruyor. Aynı durum güney batıda İzmir çevresindeki otoyollar için de geçerli. Ama bu örüntüde garip duran bölüm, güneydoğuda yer alan Gaziantep-Adana-Kahramanmaraş otoyol grubu sanki. Buradaki otoyolun etrafında fazla bir aktivite yok. Ne Gaziantep ne de Kahramanmaraş orta gelir tuzağından çıkabilmiş. Neden? Ülkenin batısında, etrafında yer alan illeri yüksek gelir grubuna sıçratan otoyol, neden doğuda aynı işlevi yerine getirmiyor?

    Grafik 2: İllerin ihracatının bölgelere göre dağılımı, 2015, %


    Kaynak: TÜİK, TEPAV hesaplamaları

    Bunun için ikinci Türkiye haritasına bakmanızı öneririm. Burada hangi ilimizin nereye ihracat yaptığı gösteriliyor. Mavinin payı yüksekse o il daha çok Avrupa Birliği pazarına üretim yapıyor. Yok, eğer sarının payı yüksekse o il Orta Doğu pazarına üretim yapıyor. Benim burada gördüğüm örüntü şudur: Otoyollar vasıtasıyla Avrupa Birliği pazarına güçlü bir biçimde bağlanabilen illerimiz orta gelir tuzağını aşmış görünüyor. Buradan üç sonuç çıkartayım müsaadenizle.

    Türkiye, Edirne’den başlayarak ülkeyi çapraz kesen otoyolun Konya-Adana arasını şu son 15 yıldır tamamlamaya öncelik vermiş olsaydı şimdi çok daha fazla sayıda ilimiz orta gelir tuzağını aşmış olurdu. Orta Anadolu, bir sanayi bölgesine dönüşmüş olurdu. Demek ki neymiş? Altyapı yatırımlarında öncelikleri doğru belirlemek, zenginleşmek için ön şartmış. Bugün Gaziantep orta gelir tuzağını aşamadıysa altyapı yatırımlarında ehem ile mühimi ayırt edememektendir diye düşünüyorum ben doğrusu. Bu bir.

    İkincisi, dünyada son 35 yılda bir avuç ülke orta geliri aşıp yüksek gelir düzeyine çıktı. Kore, bunlardan biri. Portekiz, İspanya, Yunanistan ise diğerleri. Kore kendi başına yaptı. Diğerleri Avrupa Birliği sayesinde dönüştüler. Ben Türkiye’nin Avrupa Birliği olmadan zenginleşemeyeceğini düşünüyorum. Şu iki tablo bile bize bunu söylüyor. Tabii, mühürlü olmayan kalpler için hakikati gösteriyor. Not edeyim, akılda kalsın.

    Üçüncüsü, Kore’nin dün yaptığını bugün aynen tekrarlayabilmek asla mümkün değildir. Öncelikle teknoloji artık farklıdır. Dün talime dayalı bir eğitimle yapılabilir olanın, yeni sanayi devrimi ortamında hiçbir manası yoktur. Kore’nin büyük acılara katlanarak yaptığını bugün aynen tekrarlayabilmek imkansızdır. Aksi takdirde, Kore’nin bugün yeni nesillerde yaratıcılığı ve özgürlüğü öne çıkarmak için yaptığı yeni eğitim reformunu anlamakta mümkün değildir. Nedir? Yeni sanayi devrimi için artık yeni şeyler bulmak gerekir.

    Ne diyor? Kolaylaştırın. Zorlaştırmayın. Zor yollara sapmayın. Şu otoyolları tamamlayın. Türkiye’yi Avrupa’ya sıkı sıkı bağlayın. Sonra millet nasıl zenginleşeceğini biliyor zaten. 12 ilde yapılmışı var. İşte ortada. Pazarı Orta Doğu olan değil, Avrupa olan orta gelir tuzağını aşabiliyor. Zenginlik ticaret ile yürüyor.

    Bu köşe yazısı 30.05.2016 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.