Arşiv

  • Temmuz 2019 (3)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)

    Etiketler

    Aslında yerimizde saymamışız: Eski-yeni GSYH karşılaştırması

    Fatih Özatay, Dr.14 Aralık 2016 - Okunma Sayısı: 2843

    Yeniden hesaplanan gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) üzerine bayağı yazıp çizeceğiz gibi görünüyor. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri benzer bir yeniden hesaplamayı 2014 yılında yapmışlardı. Buna göre 2010-13 dönemi için tüm AB ülkelerinin cari GSYH’lerinde yüzde 3.5’e ulaşan bir yükselme gerçekleşmişti. Güney Kıbrıs, Hollanda ve İsveç’te GSYH artışı önemli boyutlarda olmuştu. Mesela Hollanda’da yüzde 7’ye varan bir artış gerçekleşmişti. Buna karşın, ülkelerin büyüme hızlarında kayda değer bir değişim olmamıştı. Eski büyüme oranları ile yenileri arasındaki fark yüzde 0.1 düzeyinde kalmıştı.

    TÜİK’in dün açıkladığı yeni GSYH verisi eskisine kıyasla yüzde 11’e yaklaşan bir oranda daha yüksek. Avrupa’da gerçekleştirilen güncelleme dikkate alındığında bunda bir sorun yok. Kaldı ki daha yüksek artışa yol açan bir güncellemeyi yakın geçmişte yapmıştık. O güncelleme sonrası cari milli gelirimiz yüzde 30’u aşan bir oranda artmıştı. Çoğu iktisatçıyı şaşırtan açıklanan yeni büyüme oranları oldu. Hem daha önce yaptığımız hem de Avrupa’da yapılan güncellemenin aksine büyüme oranlarında büyük ölçüde artış var.

    Tabloda 2012 ve sonrası eski ve yeni GSYH serilerinden hesaplanan büyüme oranları var. Eski büyüme oranlarına dayanarak “2012’den bu yana Türkiye ekonomisi yerinde sayıyor” yorumu yapıyorduk. Yeni verilerde bir hesaplama hatası yoksa, bu yorum artık geçerli değil. O kadar değil ki, neredeyse bu dönemde (çok küçük ülkeler hariç tutulduğunda) dünyanın en hızlı büyüyen iki ülkesi olan Çin ve Hindistan kadar büyümüş Türkiye. (Çin’in ortalaması yüzde 7.3, Hindistan’ın ortalaması yüzde 6.9)

    Bir diğer şaşırtıcı değişiklik toplam yatırım harcamalarında oldu. Bu köşede defalarca özel kesim yatırımlarının 2012-2016 döneminde 2011’e kıyasla her yıl daha düşük düzeyde gerçekleştiğini yazdım. Bunu, Türkiye ekonomisinin önemli bir sorunu olarak gösterdim. Yeni GSYH verilerinde yatırımların özel-kamu ayrımı yok, sadece toplam yatırımları biliyoruz. Buna göre 2012-2016 döneminde toplam yatırımlarda önemli bir artış var. Dahası, eski seriye göre yatırımların GSYH içindeki payı yüzde 20 civarında geziniyorken şimdi bu pay yüzde 30’a yükselmiş durumda. Farklı bir ifadeyle, eski veriye göre Türkiye gelişmekte olan ülkelerin ortalama yatırım düzeyinin çok altında yatırım yaparken, yeni seriye göre ortalama civarında yatırım yapıyor.

    Şaşırtıcı veriler bunlarla bitmiyor. Mesela makine-teçhizat ithalatımızın yıllık yüzde değişimlerinin Ocak 2015 ile Eylül 2016 döneminde ortalaması eksi yüzde 1.4. Buna karşılık yeni açıklanan GSYH verilerine göre aynı dönemde makine-teçhizat yatırımlarımız yüzde 12.1 yükselmiş. Bu farklılığın bir nedeni savunma sistemlerinin artık yatırım sayılması olabilir. Bir diğer nedeni ise makine-teçhizat yatırımlarımızı sadece ithalat ile gerçekleştirmiyor olmamızdır. Ama sonuçta çok dikkat çekici bir farklılık var iki seri arasında. Bu kadar çarpıcı olmasa da bir dikkat çekici unsur da şu: Yeni GSYH verisine göre sanayi katma değeri sözünü ettiğim dönemde yüzde 4.5 artmış. Oysa aynı dönemde sanayi üretim endeksindeki ortalama artış yüzde 2.6.

    Elbette, onca yıl tasarruf oranımızın ne denli düşük olduğundan yakındıktan sonra, aslında hiç de fena bir tasarruf oranımız olmadığını öğrenmemiz de çok ilgi çekici. Eski seriye göre yüzde 14 dolaylarında gezinen tasarruf-GSYH oranımız yeni seriye göre yüzde 25’ten birkaç milim aşağıda. Gerçi hala gelişmekte olan ülkelerin ortalama tasarruf oranının (yüzde 33) oldukça altındayız ama GSYH’ye oran olarak tasarrufta 10 puanlık artış müthiş bir şey.

    Daha başka karşılaştırma yapmayacağım. Biraz daha düşünmek ve TÜİK’ten gelebilecek ek açıklamaları beklemek gerekiyor. Ancak birkaç grafiğe yer vermek istiyorum. Grafiklerin her birinde yeni-eski ayrımı var. Ele alınan dönem 2009’un son çeyreğinden bu yana. Her çeyrek için son dört çeyreğin toplam rakamlarının hareketleri gösteriliyor. Yorumu size bırakıyorum.

    (Not: TÜİK sitesinde yeni GSYH için 2009’a kadar giden veri yok; verileri TDM’den aldım. TDM yetkililerine sordum, TÜİK’ten aldıklarını söylediler. GSYH verisinin kendisi TCMB’nin son Bakanlar Kurulu sunumunda da var ve TCMB ile TDM arasında bir fark yok. Bu nedenle grafiklere yer veriyorum).

    Bu köşe yazısı 14.12.2016 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.