Arşiv

  • Temmuz 2024 (7)
  • Haziran 2024 (14)
  • Mayıs 2024 (16)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)

    Görüş birliğine varmanın bir yolu olarak 'görüşmeci demokrasi'

    Hasan Ersel, Dr.12 Ekim 2007 - Okunma Sayısı: 1083


    Geçen yazımda (Referans, 8 Ekim 2007) iç kararttığımın farkındayım. Aslında kabahat benim değil. Yazımı dayandırmaya çalıştığım toplumsal tercih kuramının böyle karamsar bir havası var. Bu kuramın ortaya çıkmasına yol açan büyük bir iktisatçı: Kenneth J. Arrow. Bu zat, 1950'de makul varsayımlar altında bireylerin tercihlerine dayanarak, tutarlı bir toplumsal karar kuralı bulunamayacağını kanıtlamıştı. O zamandan bu yana bu alan hep bu tür olanaksızlık teoremleriyle uğraştığı için şaka yollu "olanaksızlığın bilimi" olarak tanımlanır hale geldi. Hatta 1972'de Arrow, Alfred Nobel adına İsveç Merkez Bankası'nın verdiği iktisat ödülünü aldığı zaman, önde gelen bir ABD gazetesi "Demokrasinin çalışmayacağını kanıtlayan akademisyene Nobel ödülü verildi" diye başlık atmıştı. Oysa, Arrow'un yaptığı demokratik sistemin çok önemli bir aracı olan seçim, oylama gibi mekanizmaların her zaman istenilen sonucu vermediğine, yönlendirilebileceklerine ilişkin olarak insanların eskiden beri duydukları kaygıların doğru olduğunu genel bir çerçeve içinde göstermişti. Bu katkısı demokrasilerde söz konusu mekanizmaların nasıl daha iyileştirilebileceği yönünde yeni pek çok çalışmanın gelişmesine yol açtı. [Türkiye'den bir örnek vereyim:  Ersin Kalaycıoğlu ve Murat Sertel: Türkiye İçin Yeni Bir Seçim Yöntemi Tasarımına Doğru, İstanbul: TÜSİAD Yayını, Mayıs 1995)

    Görüş birliği mi çoğunluk kuralı mı

    Gelelim anayasa tartışmalarına.. Herkesin "görüş birliği aranması" gerektiğini söylemesine rağmen aslında sorunun "çoğunluk kuralına" göre çözüleceğini ve "çoğunluk kuralı"nın da özgürlükçü bir anlayışla uygulanması durumunda (yani ikiden fazla seçenek olmasına izin verildiğinde) güvenilir sonuç vermediğini söylemiştim. Peki ne yapacağız? "Bu iş olmuyormuş" mu diyeceğiz? Yoksa "görüş birliğine yaklaşmanın" bir başka yolu bulunabilir mi? Bu soruya olumlu yanıt vererek, bari kendimi biraz affettireyim.

    Toplumsal tercih yaklaşımı kişilerin tercihlerini veri alıyor. Bunlara dayanarak toplumun tercihlerini türetmeye çalışıyordu. Kişinin tercihlerine saygı bağlamında bu yaklaşımın anlamı olduğuna kuşku yok. Ancak siyaset bilimciler bir süre önce bir başka yaklaşım daha geliştirdiler. Görüşmeci demokrasi (deliberative democracy) adı verilen bu yaklaşım ise kişilerin tercihlerinin görüşme, tartışma, birbirini anlayarak değişmesine dayanıyor. Bu bir ikna olma/etme süreci. Ama zorlama, tehdit, şantaj, kandırma ve dalavere yapma gibi yöntemlere kesinlikle başvurulmaması kaydıyla. Görüşmeci demokrasi anlayışı, yasa koyma için meşru yolun yurttaşların kamuya açık biçimde görüşmesinden geçtiğini savunmaktadır.

    Görüş birliği mi gevezelik mi

    Anayasa değişikliği gibi önemli bir konuda bu yolun izlenmesi gerekir. Ancak bunun önkoşulu da toplumu anayasa değişikliği konusunda etraflı bir biçimde bilgilendirmektir. O zaman, belki 72 milyon kişi tartışmasa bile tartışmalarla ilgilenebilecek, onlardan etkilenebilecek ve belki de ilk görüşlerini değiştirebileceklerdir. Anayasa gibi temel bir konuda toplumun öğrenmesini sağlamak için özel gayret gösterilmesine örnekler yakın yıllarda hem gelişmiş ülkelerden (Avrupa Birliği) hem de gelişmekte olan ülkelerden (Güney Afrika Cumhuriyeti) verilebilir.

    Bir konu daha var. Bu yaklaşımın isminden de anlaşılacağı üzere, bu iş aceleye gelmez. Onun için kalkıp "Üç dört ay tartışılır bu da yeter" denirse, amacın görüş birliği sağlamak değil, gevezelik olduğu hemen anlaşılır.

     

    Bu köşe yazısı 12.10.2007 tarihinde Referans Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır