Arşiv

  • Eylül 2019 (11)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)
  • Ekim 2018 (17)

    Etiketler

    Doğrudan yabancı sermaye yatırımı: EM7 ve Türkiye

    Fatih Özatay, Dr.21 Haziran 2017 - Okunma Sayısı: 1612

    Bizim gibi ülkelere gelen sermaye türlerinden en çok istenileni doğrudan yabancı sermaye yatırımları. Bu tür sermayenin büyümeyi ve istihdamı olumlu etkilediği düşünülüyor çünkü. Öte yandan, uygulamalı çalışmalar bu ilişkiyi net bir biçimde ortaya koyamıyorlar. Bu da anlaşılır bir durum. Zira, gelen doğrudan yabancı sermaye tutarından daha önemli unsurlar var büyümeye etki açısından. Mesela yeni bir teknolojiye dayanan bir fabrika kurmaya mı geliyor o sermaye? Yoksa bir alış veriş merkezi satın almaya mı geliyor? Büyüme-doğrudan yabancı sermaye yatırımı ilişkisini etkileyen bir başka unsur sermayenin gittiği ülkedeki koşullar. Mesela işgücünün eğitim düzeyi ne? Bu ayrıntıları da dikkate alan çalışmalar büyüme-doğrudan yabancı sermaye ilişkisi üzerine daha ikna edici sonuçlara ulaşıyorlar.

    İktisat yazınında bu alanda gelinen son noktayı başka bir yazıda ele almak üzere bugün toplam doğrudan yabancı sermaye yatırım değerlerine bakmak istiyorum. Türkiye'yi yükselen piyasa ekonomileri ile bu açıdan karşılaştıracağım. Gelişmiş ekonomilerin en büyük yedisi G7 ülkeleri olarak adlandırılıyor. Benzer bir sınıflandırma yenilerde yükselen piyasa ekonomileri için de yapılıyor: Büyük yedi yükselen piyasa ekonomisi EM7 olarak isimlendiriliyor. Şu ülkeler yer alıyor bu grupta: Brezilya, Çin, Endonezya, Hindistan, Meksika, Rusya ve Türkiye. Karşılaştırmayı bu ülkeler için yapıyorum ve değerleri Tablo'da veriyorum.

    Tabloda birkaç noktaya dikkat etmekte yarar var. İlk sütunda yer alan değerler son beş yılda bu ülkelere gelen yıllık ortalama doğrudan sermayeyi gösteriyor (çıkan sermaye ile bir netleştirme yok). İkinci sütunda ise bu beş yıllık ortalama değerlerin yine o beş yıldaki ortalama GSYH değerlerine oranları var. Son sütunda ise 2015 sonu itibariyle stok değerler var; yani bugüne kadar gelen sermayenin toplamı yer alıyor. Tüm değerler OECD veri tabanından alınma.

    Durum açık biçimde ortada: Bu yedi ülke içinde hem 2012-2016 döneminde hem de stok olarak en az yabancı sermayeyi çeken Türkiye. Milli gelire oran olarak bakıldığında Brezilya ve Meksika başı çekiyor. Her ülke için farklı bir öykü anlatılabilir. Çin: Çok büyük bir ülke. Meksika: ABD ve Kanada ile ticaret anlaşması… Elbette bu kadar basit değil. Peki, Türkiye için ilk akla gelen ne? Neden EM7 içinde en az doğrudan yabancı sermaye gelen ülke Türkiye? Düşünmek gerekiyor. Elbette "Yabancılar bizi sevmiyorlar" ya da "yabancılar bizi kıskanıyorlar" kolaycılığına sığınılmak istenilmiyor ise.

    Bu köşe yazısı 21.06.2017 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.