Arşiv

  • Haziran 2019 (11)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)
  • Temmuz 2018 (21)

    Etiketler

    Nedir bizdeki bu akıl tutulması?

    Selin Arslanhan Memiş26 Ekim 2017 - Okunma Sayısı: 9620

    Bir kez daha “dünya artık değişti” diyerek başlamak istiyorum. 21. yüzyıl, 20. yüzyıldan farklı. Teknolojik dönüşüm, sadece üretim yöntemlerini değiştirmedi, hayatımızın her alanını derinden etkiledi ve etkilemeye devam edecek. Ar-Ge ve iş modellerinden şirket davranışlarına, politika tasarım süreçlerinden idari yapılara kadar çok şeyi değiştirdi. Bir bunun farkında olan ülkeler var, bir de bu kadar farklı yönden etkiye rağmen hala farkında olamayanlar ve istemeyenler. Türkiye maalesef ikinci grupta. Ve yine maalesef ki giderek yalnız kalıyoruz çünkü ikinci gruptaki ülke sayısı hızla azalıyor. Bu kez Amerika’dan, Almanya’dan, Güney Kore’den bahsetmeyeceğim. Hatta Çin’deki hızlı dönüşümden de örnek vermeyeceğim. Daha da yakınımızda, bölgemizde, inanılmaz bir değişim hareketi var son günlerde. Hem de tam da uzun zamandır sürekli anlatmaya çalıştığımız yönde ve işaret ettiğimiz modellerle. Aklın yolu bir.

    Birkaç gün önce Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkan Yardımcısı ve Başbakanı Mohammed bin Rashid Al Maktoum bir inkübasyon merkezinin lansmanını yaptı: Area2071. Global bir inkübasyon merkezi, ulusal değil global bir model diye de özel bir vurgu yapıldı. Lansman sırasında da tam 11 farklı sektörden 12 global şirketle işbirliği anlaşması imzalandı. Aralarında IBM’den Pfizer’e, P&G’dan DP World’e birçok farklı sektörden şirket var. İşbirliği yapılanlar sadece şirketlerle de sınırlı değil. Hem yerli hem de küresel inovasyon fonları, ülkenin genelindeki hızlandırıcı programlar ve Techstars gibi dünyanın önde gelen girişimci ağları da Area2071’in paydaşları arasında yer alıyor.

    Geleceği tasarlamak ve önce BAE’yi dönüştürmek sonra da dünyadaki dönüşüme katkı vermek üzere bir inkübasyon merkezi olarak hizmet vereceklerini duyurdular. Startuplar, yerli ve global şirketler, kamu kurumları, girişim sermayesi fonları ve araştırmacılarla işbirliği halinde, küresel sorunlara inovatif çözümler üretip hayata geçirecekler. Bunun için de Area2071, farklı küresel problemlere odaklanacak tematik hızlandırıcı programlar yürütecek. İnovatif fikirlerin uygulamaya geçmesi için startupların eksik olan tüm bağlantılarına dokunacak örnek bir ekosistem alanı yaratmayı amaçlamışlar. Bunu yaparken global bir model hayata geçirmenin öneminin farkında olarak yapmışlar. Şirketleri nasıl kullanacaklarını, onlardan ne bekleyeceklerini bilerek yapmışlar. Hatırlarsanız önceki bir notta ısrarla, şirketlerin Türkiye ekonomisinin dönüşümünde üstleneceği rolü eski yüzyılın modelleriyle değil, 21. yüzyılın araçlarıyla yeniden tanımlamalıyız demiştim. BAE, yeni teknolojilerle birlikte dünyada değişen iş modellerinin oldukça farkında görünüyor. Lansmanını yaptıkları inkübasyon merkezi de, öyle bizim bildiğimiz üniversitelerdeki kuluçka merkezlerinden de son derece farklı duruyor. Amerika’dakilerden sonra bu modelleri, 2015’te Çin’de görünce çok etkilenip yazmıştım, artık BAE’dekilere geldi sıra.

    Sadece BAE de değil, Suudi Arabistan’da iki gün önce başlayan, bugün de devam eden Future Investment Initiative etkinliğine bakmanızı tavsiye ederim. Farklı ülkelerin bakanlarından, ABD, Almanya, Çin gibi birçok ülkeden küresel şirketlerin CEO’larına ve IMF Başkanı’na kadar herkes oradaydı. Suudi Arabistan’ın 2030 vizyonunu hayata geçirme isteği doğrultusunda geleceği tartıştılar. Yeni teknolojilerin yatırımlardan politikalara etkilerini, gelecek yatırım alanlarını ve yeni iş modellerini nasıl uygulamaya geçireceklerini konuştular.

    Herkeste olan gelecek telaşı bir bizde yok. Türkiye’de bir geleceğin farkında olmayanlar var, bir de mevcut halimize sadece yanıp bizim için geleceği gündeme getirmenin lüks olduğunu düşünenler. Bir de üçüncü bir grupta geleceği tartışmaya hatta tasarlamaya uğraşan bir avuç insan var. Türkiye’de gözümüzü kulağımızı kapatıp aynı masalara oturup hala 20. yüzyıl yöntemlerini konuşuyoruz. Hiçbir şey okumuyor, kimseyle konuşmuyor gibi davranıyoruz ve ezberimizi hiç bozmuyoruz. Ve bu kamu kurumlarında, siyasetçilerde olan bir şey falan değil yalnızca. Bu, kamuya etki etme gücüne sahip özel sektör kuruluşlarında da maalesef böyle. Farklı aktörler aynı masalarda bildiklerini tekrarlayarak paslaşıyor. Ortada geleceği tasarlamaya dönük gerçekten iş yapan bir avuç insanın çabası var yalnızca.

    Dünya değişti. Türkiye’de biz bunu kabul etsek de, etmesek de bu böyle. Değişen dünyanın, değişen iş modellerinin ve teknoloji startuplarının sunduğunu ekonomik değerin önce büyük bir hızla farkına varmamız gerekiyor. Önümüzde çok büyük bir fırsat duruyor. Teknoloji startupları, Türkiye ekonomisinin dönüşebilmesi için yegane fırsat. Yeni örneklerle de bahsettiğim gibi, bunun farkına varanlar çoktan kullanmaya başladı. Kafamızı kaldırıp bir kez daha bakalım, zaten daha önce gördüklerimizi hatırlayalım ve uygulamaya odaklanalım. Dönüşümü başlatmak ve geleceğe hazır olmak için, startupları ekonomik değere dönüştürecek arayüzleri uygulamaya koymak bugünün en önemli işlerinden.