Arşiv

  • Mayıs 2019 (9)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)
  • Temmuz 2018 (21)
  • Haziran 2018 (24)

    Etiketler

    Artık şansımızı daha fazla zorlamasak diyorum

    Güven Sak, Dr.30 Nisan 2019 - Okunma Sayısı: 1418

    Türkiye’nin bir an önce ortaya güçlü bir ekonomi programı koyması gerekiyor. Ama biz ekonomi alanında herhangi bir şey yapmadan beklemeyi tercih edince de hiçbir şey olduğu gibi kalmıyor. Ekonomi kendiliğinden, kontrolümüz dışında, dengeleniyor. Fiyatlar kendi kendine intibak ediyor, hayat pahalılaşıyor, yeni bir dünya kuruluyor.

    İki yerel seçim arasında hiç bu kadar çok sandığa gitmemiştik

    Neden dünyadaki değişime ayak uyduracak ekonomi politikası tedbirlerini bir türlü alamadık? Dünya, parasal genişlemeden parasal daralmaya giderken, biz ortada yüksek borç stoku ile kalakaldık işte. Gayet basit bir nedenle. 2014 yerel seçimlerinden 2019 yerel seçimlerine tam altı kere sandığı milletin önüne koyduk. Bundan önce iki yerel seçim arasında hiç bu kadar çok sandığa gitmemiştik. Not edeyim.

    Sandığa sık gidince, ekonomik tedbir almayı da normal olarak ihmal ediyoruz. Siyasetin gerekleri ile ekonominin gerekleri birbirine uymuyor. 10 Ağustos 2014 tarihinde Cumhurbaşkanlığı seçimlerini yapmıştık. O vakit, 1 ABD Doları almak için 2,17 Türk Lirası vermek yetiyordu. Sonra, 24 Haziran 2018’de yeniden Cumhurbaşkanlığı seçimine gittik. Artık 1 ABD Doları almak için yüzde 117 daha fazla Türk Lirası vermek gerekiyordu. 1 ABD Doları tam 4,71 Türk Lirası olmuştu. Tedbir olmayınca, fiyatlar kontrol dışı intibak eder dediğim bu işte.

    Türkiye ekonomisini yakından takip edenler, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hemen ertesinde “acaba yerel seçimler öne çekilebilir mi?” diye merak etmişlerdi. Bu öneriyi yapanların aklında acil ekonomik tedbir ihtiyacı vardı, doğrusu. Ancak yerel seçimler öne çekilmedi ve seçimler olması gereken zamanda yani son cumhurbaşkanlığı seçiminden 9 ay sonra yapıldı. Aradan geçen toplam 10 aylık sürede lira, dolar karşısında biraz daha dengelendi. O günden bugüne artık 1 ABD Doları almak için 5,90 Türk Lirası vermek gerekiyor, yani yüzde 25 daha fazla. Tedbir biraz daha gecikti. Lira biraz daha fazla değer kaybetti. Ekonomi ha bire yeniden dengelendi.

    Seçimden geçime hala gelemedik dikkatinizi çekeyim

    Geldik bugüne. 31 Mart 2019 yerel seçimleri bitti ama tartışması bir türlü bitemedi. O hayhuy içinde, Nisan ayının ilk üç haftasında Türk Lirası, ABD Doları karşısında yüzde 5 daha ezildi. Nefesler tutulmuş, bir daha seçim olur mu diye bakıyor millet. Neden? Türkiye bir daha seçime gidecekse, ekonomik tedbir paketi filan olmaz. “İllüzyonla idare ettiğini zannetme dönemi” bir süre daha devam eder. Türk Lirası, dolar karşısında daha da ezilir. Bu durumda ne olacağını, en iyi, tecrübeli Cumhuriyet yurttaşları olarak Ayşe Teyze ve Ali Rıza Amca bilirler doğrusu. Enflasyon iyice kontrolden çıkar. Memleket eski mutsuz günlere döner. Sonra bir daha sıfır atarız. Falan filan.

    Şimdi ben etraftaki tartışmalara bakıyorum ve “artık şansımızı daha fazla zorlamasak” diyorum. Türkiye, 31 Mart yerel seçimlerini geride bırakarak ileriye doğru odaklanmak zorunda. Doğrusu ya, ben, kapanan kapılara odaklanmak yerine, açılan kapılara odaklanmanın daha doğru olduğu kanaatindeyim.

    Evet, 2019 yerel seçimleri ilginç bir seçim oldu. 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni yüzde 25 oyla kazanmak mümkün iken şimdi yüzde 48,6 oy bile kazanmaya yetmiyor. Ama bu durum Cumhurbaşkanlığı sisteminin memlekete getirdiği koalisyon gereğini, hiç gerekmediği halde, belediye seçimlerine de yaymaktan kaynaklandı. Yayılmasa sonuç böyle olmazdı.

    Artık şansımızı daha fazla zorlamasak?

    Yukarıda da söylediğim gibi, ben açılan kapılara bakmanın daha doğru olduğu kanaatindeyim. 31 Mart seçimleri, ele güne, Türkiye’de, seçim sandığının demokratik bir karar alma aracı olarak hala işlediğini  gösterdi. Sonuçlar karşısında, iktidar sahiplerinin şaşkınlığı ise, yine aynı çerçevede bakıldığında, kötü değil, son derece iyidir. Bu ilk nokta.

    Yüksek mahkeme olarak, Yüksek Seçim Kurulu’nun, iktidar sahiplerinin iptal başvurularını, teamüllere uyarak reddetmesi ise, Türkiye’de yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile ilgili kuşkuları dağıtma yolunda son derece olumlu bir adım olacaktır. Bu da ikinci ve daha önemli nokta.

    Gerek demokratik seçimler, gerekse de yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusundaki kuşkuların dağıtılması,  Türkiye’nin güçlü bir ekonomi programını ortaya koymak için gerekli ön koşullardır. Mevcut durum, Türkiye için büyük bir şanstır. Bir nevi, “Hak şerleri hayreyler” durumudur, bana sorarsanız. Doğrusu ya, etrafa baktığımda ben artık şansımızı daha fazla zorlamasak diyorum bugünlerde.

    Hep aklıma o eski fıkra geliyor, şans derken. Gelin o eski papaz fıkrasını, yerli ve millileştirerek anlatayım size.

    Bir vadide şirin bir kasaba. Şiddetli yağmur bekleniyor. Sel ihtimali fevkalade yüksek. Kasaba hızla boşaltılıyor. Fakat caminin imamı, camisini terk etmeyi reddediyor. “Allah beni nasıl olsa korur.” diyor. Yağmur başlıyor. Bütün evler sular altında kalıyor.

    İmam, caminin minaresine çıkıyor. Derken bir adam bir kayıkla minareye yaklaşıyor. “İmam efendi, gel seni götüreyim karşıdaki tepeye” diyor. Hoca, “Allah beni korur, benim buna ihtiyacım yok, sağ ol” diyor. Yağmur şiddetleniyor.  Minare de sular altında kalıyor.

    İmam bu kez minarenin külahına tırmanıyor. Tam bu sırada, bir helikopter yaklaşıyor. “İmam efendi, gel seni götürelim.” diyorlar. “Yok” diyor imam, “Allah beni korur, telaşa mahal yok.”

    Sonunda imam boğuluyor. Öteki tarafta, epey gücenik bakınıyor etrafına. Kendini ortada bırakılmış hissediyor bir nevi. Güvendiği dağlara kar yağmış. Allah, en sonunda “Kayık gönderdim binmedin, helikopteri reddettin. Daha ben sana nasıl yardım edeyim.”  diyor.

    Vaziyet böyleyken durum da böyle, bana sorarsanız. Peki, bu şartlarda İstanbul seçimlerini tekrarlarsak ne olur? Bana ardından olsa olsa bir seçim daha yaparmışız gibi geliyor. Peki, sonuç ne olur? Seçimden geçime geçemeyiz. Seçimden geçime bir türlü geçemezsek, Ayşe Teyze ile Ali Rıza Amcanın hayatı pek zorlaşır.

    Seçim defterini artık bir kapatalım ki, ben de size rahat rahat ne tür bir yapısal reform gündemine ihtiyacımız olduğunu düşündüğümü nedenleriyle birlikte ayrıntılı anlatayım. Hayat yoluna girsin. Lütfen artık.

     

    Bu köşe yazısı 29.04.2019 tarihinde Dünya Gazetesi'nde yayımlandı.

    Etiketler: