Arşiv

  • Aralık 2022 (1)
  • Kasım 2022 (10)
  • Ekim 2022 (9)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)

    Katılımlı bir anayasa hazırlama süreci pekâlâ mümkündür

    Güven Sak, Dr.12 Ocak 2008 - Okunma Sayısı: 1183

     

    Sayın Başbakanımız perşembe günü 60. hükümetin eylem planını açıkladı. Hükümetimizin 2011 Türkiyesi'ne ilişkin vizyonunu ilk kez ayrıntılı bir biçimde ortaya koydu. Açıklanan 145 maddenin en başında da "Toplumsal uzlaşma ile yeni bir anayasa hazırlanacaktır" hedefi vardı. Öyle anlaşılıyor ki, yeni anayasanın kendisi bir nevi "reformların reformu" olarak kabul ediliyor. Ayrıca yeni anayasanın "toplumsal uzlaşma ile" hazırlanacağı da ifade ediliyor. Müsaadenizle bugün anayasa konusunda ortaya konulan bu son derece olumlu vizyonu ve nasıl operasyonel hale getirilebileceğini ele alalım. Hazırsanız başlayalım. Köşemizin müdavimleri hatırlayacaklardır biz bu yeni anayasa meselesini ilk kez ele almıyoruz. Bundan 4 ay önce AKP'nin bürokratik-akademik seçkinler eliyle kapalı kapılar ardında anayasa hazırlamaya kalkmasını yine bir hafta sonu Referans'ında ele almış ve "Cuntacı generaller de aynen böyle anayasa yazmamışlar mıydı" diye sormuştuk. Önümüzdeki meseleyi iki soru etrafında tartışmakta fayda var; ilk soru şöyle olsun: "Anayasa hazırlama sürecinde, toplumsal uzlaşma mümkün müdür?" İkinci mesele de "Yeni anayasa, bir 'reform doğuran reform' olarak ele alınabilir mi?" Bize kalırsa iki sorunun cevabı da olumludur. Birincisi, katılımlı bir anayasa hazırlama süreci pekâlâ mümkündür. Ankara'da 8-9 Aralık 2007 tarihlerinde yapılan Anayasa Platformu I. Ulusal Çalıştayı'nın tartışma sürecine yaptığı en büyük katkı bunu kanıtlamış olmasıdır. Platform adına, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun TBMM Başkanı Köksal Toptan'a ilettiği sonuçların en başında bu tespit yer almıştır. İkincisi, yeni anayasa, hakikaten yeni reformların yol açıcısı olabilir. Gelin bakın, hangi şartlarda, nasıl olabilir?

    Yeni anayasa çoğulcu katılımı gerektirir

    Aslında "Toplumsal uzlaşma mümkün müdür" sorusu bunun nasıl sağlanacağına ilişkin bir dizi soruya dayanmaktadır. Toplumsal uzlaşmadan kasıt, Meclis'te yapılacak bir oylama ve daha sonra anayasanın tartışılarak halkoyuna sunulacak olması mıdır? Yoksa toplumsal uzlaşma bizatihi yeni anayasanın hazırlanma biçiminden de kaynaklanabilir mi? Yeni anayasa, bürokratik-akademik-siyasi seçkinleri aşan, geniş bir katılımla tasarlanabilir mi? Hızla bu alt sorulara cevap verelim isterseniz: Toplumsal uzlaşma, Meclis'te yapılacak oylama ve ardından halkoylaması ile sağlanmış olmaz. Basit çoğunlukçuluk ile çoğulculuk arasındaki fark buradadır. Anayasanın hazırlanma zemini Meclis'tir. Ancak toplumsal uzlaşma zemininin daha geniş bir ölçekte inşası gerekir. Bu da ancak anayasanın hazırlanma sürecinin, çoğulcu bir tartışma ortamı olarak organize edilmesi ve ortaya bir diyalog masasının konulması ile sağlanabilir. Yeni anayasa iktidar ve bilgi seçkinlerini aşan, katılımlı bir süreçte, hep birlikte tasarlanabilir. Bu işin nasıl olabileceğini bilmiyor olmamız şuradan kaynaklanmaktadır: Türkiye daha önce hiç normal yollardan bir anayasa yapmamıştır. Gelelim ikinci sorunun yanıtına. Yeni anayasanın seçkinci olmayan, katılımlı bir süreçte tasarlanması, yeni anayasayı bir "reform doğuran reform" sürecinin başlangıç noktası haline getirebilir. Böyle bakıldığında, yeni anayasa, büyüme sürecine de pozitif katkı sağlayabilecek, bir "kendine güven hamlesi"ne dönüşebilir. Ve bu mümkündür. İşte milyonların gündelik çıkarlarını temsil eden 19 sivil toplum örgütünün Anayasa Platformu Girişimi adı altında yapmaya çalıştıkları tam da budur. Anayasa Platformu'nun, katılımcılardan bir bölümünün "Söz Bizde" olarak değiştirilmesini istediği, "Söz Sizde" sloganı altında gerçekleştirdiği ilk Ulusal Çalıştay'ın üzerinden yaklaşık bir ay geçti. Müsaadenizle platformun koordinatörlüğünü yürüten bir taraflı gözlemci olarak, "katılımlı bir anayasa hazırlama süreci"ne ilişkin çıkarımlarımızı kısaca bir özetleyelim.  

    Platformun amacı temel ilkeleri belirlemek

    Anayasa Platformu'nun sloganı "Söz Sizde" olarak kalmaya devam etmektedir. Platform, anayasa hazırlama sürecine katkı yapmak isteyen tüm sivil toplum temsilcilerine, 19 sivil toplum kuruluşu (STK) tarafından bir diyalog zemini olarak sunulmuştur. Herkesi, katılımlı bir anayasa hazırlama sürecine davet eden 19 STK, çalıştayın sonuç bildirgesine ve tartışma içinde söylenenlere değil, tartışma sürecinin kendisine sahip çıkmışlardır. Aynı durum, davetliler için de geçerlidir. Hiç kimsenin ortak aklın bulgularına bütünüyle sahip çıkmasına gerek yoktur. Toplumsal uzlaşmanın temeli, açık, demokratik ve katılımlı bir tartışma sürecinin varlığıdır. Herkes tartışma sürecinin kendisine sahip çıkmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın geçen hafta, devlet televizyonunda ifade ettiği gibi, mesele anayasa hazırlamak olunca, "usul esasın önüne geçmekte"dir. Anayasa Platformu'nu farklı kılan temel özelliği buradadır: Anayasa Platformu bizatihi bir tartışma süreci örgütlenmesidir. Sonuçları ortak akıl ve ihtilaf çözümü tekniklerini kullanarak üretmektedir. Anayasa Platformu'nun amacı bir anayasa metni yazmak değil, yeni bir anayasanın dayanması gereken temel ilkeleri belirlemektir. Anayasa zaten nasıl hazırlanır? Önce 21. yüzyılda nasıl bir Türkiye istediğinizi hayal edersiniz. Sonra bu Türkiye'de hayatın örgütlenmesinin dayanması gereken temel hak ve hürriyetlere ilişkin ilkeleri sıralarsınız. Sonra bu temel hak ve hürriyetlerin koruyucusu olacak devlet örgütlenmesinin dayanması gereken ilkeleri sıralarsınız. Buraya kadar iş, anayasanın dayanması gereken temel ilkeleri belirlemektir. Özellikle, buraya kadarki tartışmanın iktidar seçkinlerinin ötesinde geniş bir katılımla yapılmasında fayda vardır. Ondan sonra bu temel ilkeleri akademik uzmanlara verirsiniz, onlar da size bir maddeler manzumesi hazırlarlar. Gelen maddelerde başta belirlediğiniz temel ilkelere aykırılık olup olmadığını tartışırsınız. Anayasanızı oylarsınız. Oyladığınız metnin ne olduğunu bilirsiniz. Görülebileceği gibi, anayasa hazırlama süreci bir tartışma sürecidir. Seçkinci değil, katılımlı bir tartışma süreci toplumsal uzlaşma için gereken zemini sağlar. Anayasa Platformu, bir toplumsal uzlaşma zemini olarak düşünülmüştür. İlgililere duyurulur. Türkiye'nin açık tartışmaya ihtiyacı vardır. Açık tartışma ve diyalog tedavi edicidir, yara sarıcıdır. Eğer bunu başarabilirsek, yeni anayasa reformların anası olacaktır.

     

    Bu yazı 12.01.2008 tarihinde Referans Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır