logo tobb logo tobbetu

Türkiye’de Elektrik Sistemi Dönüşümünün Sosyoekonomik Etkileri Shura Enerji Dönüşümü Merkezi tarafından açıklanan rapora göre, enerji dönüşümü için yılda 12,3 Milyar dolarlık yatırım gerekiyor
Haber resmi
05/07/2021 - Okunma sayısı: 779

 

 

“Türkiye’de Elektrik Sistemi Dönüşümünün Sosyoekonomik Etkileri” başlıklı rapor, SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi tarafından 30 Haziran 2021 Çarşamba günü çevrim içi olarak açıklandı. Raporun tanıtım etkinliğine SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Yönlendirme Komitesi Başkanı Selahattin Hakman, IRENA Kıdemli Enerji Dönüşümü Uzmanı Xavier Casals, UNDP Türkiye İklim Değişikliği ve Çevre Portföy Yöneticisi Nuri Özbağdatlı, SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Danışma Kurulu Üyesi ve TEPAV Bölge Çalışmaları Programı Direktörü Güven Sak ile İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) İklim Değişikliği Koordinatörü Ümit Şahin katıldı. Konferansta ayrıca SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Kıdemli Enerji Analisti Yael Taranto raporu sundu.

Toplantının moderatörlüğünü yapan SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Yönlendirme Komitesi Başkanı Selahattin Hakman, enerji dönüşümünün sağlık, çevre ve ücret gelirleri açısından olumlu sonuçlar ortaya koyduğunu açıkladı. Türkiye’nin dönüşümün faydalarından ve uluslararası finansmandan yararlanabilmek için enerji dönüşüm yolculuğuna devam etmesinin elzem olduğunu ifade eden Hakman, 2030-2050 yılları arasında iklim hedefleriyle aynı doğrultuda, geniş perspektifli ve uzun vadeli bir plan gerektiğini belirtti.

Xavier Casals ise, Enerji dönüşümü için farkındalığa sahip olmak gerektiğini, iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı ve eşitsizlik gibi sorunlarla karşılaştığımızı belirterek sözlerine başladı. İklim ve enerji konusunda bulunacak olan çözümlerin bütün dünyayı ilgilendirdiğini söyleyen Casals, bu konuda bir an önce kolektif bir şekilde hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

Casals’ın ardından söz alan Nuri Özbağdatlı, UNDP olarak eşitsizliği ana sorun olarak gördüklerini söyledi. Dünyadaki bütün krizlerin temelinde eşitsizlik olduğunun altını çizen Özbağdatlı, yaşanacak yeşil değişimin hızlı ve adil olması için ülkelerin enerji hakkındaki düşüncelerinin sistem düzeyinde değişmesi gerektiğini belirtti. Bireyleri ve toplumları ön planda tutan yöntemler izlenmesi gerektiğini öne sürdü.

Güven Sak ise iklim değişikliği gündeminin artık sonunda konuşmaktan yapma aşamasına geldiğini belirterek sözlerine başladı. İklim değişikliği gündeminin uzun bir süredir ortada olduğunu söyleyen Sak, COVID-19 sonrası toparlanma ile birleştiğinde iklim değişikliği gündeminin harekete geçtiğini söyledi. Karbon emisyonları ile büyüme arasındaki bağlantıyı ortadan kaldıracak yenilebilir enerji kaynakları gibi teknolojilerin uzun süredir etrafta olduğunu söyleyen Sak, COVID-19 ile faiz oranlarının düşmesinin gereken sabit sermaye yatırımlarını yapılabilir kıldığını vurguladı. SHURA’nın hazırladığı raporun enerji geçişinin yatırım ihtiyaçları ile sosyoekonomik etkilerini bir araya getiren ilk çalışma olduğunun altını çizen Sak, enerji geçişinin genel ekonomik etkileri yanında bölgesel etkileri de olacağını vurguladı. Enerji geçişi çerçevesinde kömürden çıkış üzerine odaklanıldığında, Türkiye’de kömür madenciliğinde çalışanların toplam çalışanların yüzde biri bile etmediğini ama aynı oranın Manisa Soma’da yüzde 46, Muğla Yatağan’da toplam istihdamın yüzde 26’sı olduğuna dikkat çekti. Genel sosyoekonomik etkilerden artık yerel etkilere doğru gidilmesi gerektiğinin altını çizdi.   Aynı durumun dijital dönüşüm konusunda da geçerli olduğuna değinen Sak, Türkiye’nin e-ticaret pazaryerlerinde faal olan firmaların %48’inin İstanbul’da olduğunu ve bunun bölgesel bir dengesizlik yaratmamasının mümkün olmadığını söyledi.

Rapor sunumu öncesi son konuşmayı yapan İPM İklim Değişikliği Koordinatörü Ümit Şahin, dünyada çevre politikalarının 50 yıl öncesinde tartışılmaya başlandığını ve ekolojik modernleşme anlayışı ile birlikte çevre ile ekonomik faydalar birbirini besleyen bir duruma geldiğini vurguladı. Bugün hala politika yapıcıları ve şirketleri bu fikre adapte etmeye çalıştıklarını söyleyen Şahin, bu durumun süreci geciktirdiğini ve bu gecikmenin çok ağır sonuçları olacağını ifade etti.

Son olarak “Türkiye’de Elektrik Sistemi Dönüşümünün Sosyoekonomik Etkileri Raporu” sunumunu gerçekleştiren Yael Taranto, dönüşümle birlikte ekonomik büyüme güçlendirilebileceğini, dönüşüm sayesinde sağlık ve çevre kazanımlarının yanı sıra daha vasıflı ve ücret seviyesi yüksek istihdam sağlanacağını belirtti. Dönüşümün gerçekleşmesi için Türkiye olarak 2030 ve 2050 yılların yönelik bir iklim aksiyon planını kapsayan bir vizyon oluşturulması gerektiğini söyleyen Taranto, potansiyel faydaların azami düzeye çıkartılıp adil dağılması için ulusal ve yerel çözümlere ihtiyaç olduğunun altını çizdi. SHURA olarak raporda ele aldıkları dönüşüm senaryosuna dair bilgiler veren Taranto, dönüşümle birlikte dış ticaret açığının azalacağını, üretim ve ihracatın teknoloji düzeyinin yükseleceğini ve net 43 bin kişilik ek istihdam ortaya çıkacağını öngördüklerini söyledi. Bu kapsamda SHURA olarak Türkiye’nin her yıl 12,3 milyar dolarlık yatırım yapması gerektiğini belirtti.

 

“Türkiye’de Elektrik Sistemi Dönüşümünün Sosyoekonomik Etkileri” başlıklı rapora erişmek için tıklayınız.

Etkinliği izlemek için tıklayınız.

Yazdır

« Tüm Haberler