logo tobb logo tobbetu

“‘Arap Baharı’nın Geleceği Selefiliğin Rengini Değiştirir” TEPAV’da düzenlenen toplantıda Selefiliğin izlediği tarihsel değişim ve gelinen noktada bölgedeki olaylara etkisi tartışıldı.
Haber resmi
18/04/2013 - Okunma sayısı: 3244

 

ANKARA – TEPAV, 18 Nisan 2013 Perşembe günü “Selefilik ve Arap Baharı’na Etkisi” başlıklı bir toplantı düzenledi. Toplantının konuşmacılarından Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Doç. Dr. Hilmi Demir, “Arap Baharı’nın nereye doğru evirileceği Selefiliğin alacağı rengi de belirleyecek” derken; Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Akif Okur, Selefilerin beklentilerinin bölgede farklılaştığını ancak Suriye’yi devrimci Selefilerle ikinci bir iç savaşın beklediğinin gözlendiğini söyledi.

TEPAV direktörlerinden Bozkurt Aran’ın moderatörlüğünü üstlendiği toplantıda konuşan Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Demir, “Selefilik”ten sadece radikal İslamı temsil eden örgütleri değil çok farklı grup ve örgütü içine alan bir “network/ağ” anlamak gerektiğini söyledi. Demir, burada merkezinde “Vehhabiliğin” bulunduğu bir sistemin farklı tarihsel versiyonlarından, kendi deyişiyle 5 farklı “sürümünden” bahsedilebileceğini belirtti: “Tasfiyeci Selefilik”, “Modernist Selefilik”, “Islahatçı Selefilik”, “Devrimci Selefilik” ve “Diplomatik/Pragmatik Selefilik”.

1.0 Selefilik’ten 6.0’a doğru…

Demir, Selefiliğin/Vehhabiliğin Sünni mezhep olarak Osmanlı’da değil Cumhuriyet dönemi İslamcıları tarafından tanınmaya başlandığını belirtirken, Selefilik içinde ılımlı bir grup olarak Ihvan teşkilatına işaret etti ve ağın sonrasında paramiliter bir grup oluşturarak Suud ideolojisinin yayılmasına hizmet etmeye başladığını ifade etti. Selefilerin militarist ve devrimci karakterine 1960’lar ile 70’lerde yaşanan Arap-İsrail savaşı, Afganistan işgali gibi gelişmelerin şekil verdiğini belirten Dr. Demir, “11 Eylül saldırısı”nın ardından Irak işgali ve Afganistan’a müdahale ile bu kesime darbe vurulduğunu hatırlattı. Demir, bugün bu ağın geldiği nokta kapsamında Katar, Bahreyn ve Suudi Arabistan’ın Sünni blok olmak için yaptığı diplomasiye işaret etti ve şöyle tamamladı:

“Osmanlı, farklılıkları yönetebildiği için büyüktü. Yönetebilmek için bunların dinamiklerini hayata geçirmek gerek. İslam dünyasının bugün en büyük sıkıntısı bahçesinde farklı renklerin olmaması. Şiddet içermeyen Selefilik çok rahat yaşar. Arap Baharı’nın nereye doğru evirileceği de Selefiliğin alacağı rengi belirleyecek”.

Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Akif Okur ise ABD’nin dış politikada Selefiliğe karşı Selefiliği kullandığını, Irak işgali sırasında Sünni bölgelerdeki isyanda bazı bölgelere Suudi Araplar tarafından ulaşılmasıyla bunun görüldüğünü aktardı.

“Türkiye henüz karakterini bulamadı ama merkezinde ikna var”

Okur, bugün Ortadoğu’da “Şiiliğin özel yorumu olarak İran, yeni anayasası ile İran tipinin Sünni versiyonu olarak Mısır, yönetime katılmama talebiyle petrol refahıyla yönetim anlayışıyla Suudi Arabistan ve Körfez, son olarak da henüz karakterini bulmayan ama merkezinde ikna ilkesi olan Türkiye”nin dört farklı tip ülkeden bahsetti. Bölgede etkili olacak modelin önümüzdeki günlerde belli olacağını söyleyen Okur, bölgede Selefilerin Libya, Mısır, Suriye ve Yemen’de farklı beklentiler taşıdığını da ekledi. Doç. Dr. Mehmet Akif Okur, örneğin Suriye’de yaşanan olaylarda grupların mevcut rejimde baskı altında oldukları ve yeni yönetimden pay almak için aktif olduğunu ifade ederken, bu nedenle de Suriye’yi bir ikinci iç savaşın beklediğini dile getirdi.

Yazdır

« Tüm Haberler