logo tobb logo tobbetu

TEPAV’da “Orta Doğu’da Sünni-Şii Kutuplaşması” Tartışıldı Prof. Dr. Onat: “İlk defa küresel ölçekte bir mezhep çatışması riski ile karşı karşıyayız.”
Haber resmi
03/07/2014 - Okunma sayısı: 2535

ANKARA- Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Mezhepler Tarihi ABD Başkanı Prof. Dr. Hasan Onat, bugüne kadar mezhepler arası çatışmaların hiçbir zaman büyük ölçekte gerçekleşmediğini, hep mahalli çatışmalar düzeyinde kaldığını ifade ederek, “İlk defa küresel ölçekte bir mezhep çatışması riski ile karşı karşıyayız” dedi.

TEPAV’da 3 Temmuz 2014 tarihinde “Orta Doğu’da Sünni-Şii Kutuplaşması” başlıklı bir toplantı yapıldı. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Mezhepler Tarihi ABD Başkanı Prof. Dr. Hasan Onat’ın konuşmacı olduğu, moderatörlüğünü TEPAV Araştırmacısı Hüseyin Raşit Yılmaz’ın yaptığı toplantıda Suriye’de devam eden iç savaşın güçlendirdiği ve Irak’taki siyasi gerilimin beslediği radikal örgütlerin Orta Doğu’yu sürüklediği yeni dönem ele alındı.

Prof. Dr. Onat konuşmasına mezheplerin oluşumu ve siyasi etkilerinin tarihi sürecini açıklayarak başladı. Selefilik ve Şiiliğin kuruluşu üzerinde duran Onat, bugün Orta Doğu’da yaygınlaşmış halde bulunan Selefiliğin “Cihadi, İlmi ve Siyasi” kategorilerine dair örnekler verdi.  IŞİD’in başını çektiği bazı radikal terör gruplarının dini motivasyon kaynaklarını ve tarihi arka planını katılımcılarla paylaştı.

Onat, İslam Dünyası’nda dinin siyasi çıkarların savunulmasında meşruiyet kaynağı olarak görüldüğünü, bu meşruiyet algısının bugün karşı karşıya kalınan durumun önemli nedenlerinden olduğunu ifade etti. İran’ın Suriye’de iç savaş çıkmadan önce Nusayrileri din dışı kabul ederken krizin hemen ardından Şia çatısı altında kabul etmeye başladığını, Suudi Arabistan’ın çıkarlarının mezhepsel meşruiyet kılıfında sahaya yansıdığını, siyasi tercihlerin dini tanımlamalarda belirleyici olduğunu dile getirdi.

Onat, mezheplerin yok edilmesinin mümkün olmadığını ama din olmadıklarının anlatılması durumunda bir çıkış noktası yakalanabileceğini belirterek, “Her mezhebin bir algısı var, diğerleri ‘cehennemlik’ olarak görülüyor. Halbuki bir kişi Kur’an’da belirtilenlere inanıyorsa Müslümandır. Bu yüzden İslam ortak paydasında bir bilinç oluşturulmalıdır” dedi.

Türklerin bağlı olduğu Maturidi-Hanefi ekolünün Kur’an dışı bütün görüşlerin tartışılabilir olduğunu kabul ettiğini açıklayan Onat, “Maturidi anlayışta diyanet ve siyaset kesin bir şekilde ayrı görülür. Bu anlayış bütün insanlığın ortak değerleri olan insan hakları, demokrasi, laiklik gibi kavramlarla son derece barışıktır.” dedi. Onat Türkiye’nin mezhepsel bir pozisyon almaması gereken tarihi bir aktör olduğunu belirtti.

Etiketler: Orta Doğu, Suriye, Irak,

Yazdır

« Tüm Haberler