Arşiv

  • Ocak 2023 (7)
  • Aralık 2022 (10)
  • Kasım 2022 (10)
  • Ekim 2022 (9)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)

    Nedir bu ikinci el kötümserlik?
    Güven Sak, Dr. 24 Ocak 2023
    2023 gelince ortalığı bir dizi CEO anketi sardı. Finans devi JP Morgan da bir CEO anketi yayımladı. Buna göre 2022 başında şirket tepe yöneticilerinin yüzde 34’ü iyimserken 2023 başında yalnızca yüzde 8’i yeni yıl için iyimser. Ankete katılanların yüzde 65’i ekonomide bir yavaşlama beklentisi içinde bu çerçevede bakarsanız. [Devamı]
    Makule dönüş halinde liranın ‘aşırı’ değerlenmesine karşı yapılabilecekler
    Fatih Özatay, Dr. 18 Ocak 2023
    Seçimlerden sonra ekonomi politikasında makule dönülmesi halinde paramızın yabancı para birimleri karşısında değerlenmesi ihtimali yüksek. Zira makule dönüş –ki son üç yazımda yer alan ilk alternatifti, güvenin artması, kurumların ve ekonomi politikasının itibarının belirgin biçimde yükselmesi ve dolayısıyla risk priminde keskin bir düşüş gerçekleşmesi anlamına geliyor. Bu koşullar altında bir yandan yerli para cinsinden mali varlıklara olan talebin yükselmesi diğer yandan yurtdışından sermaye girişlerinin (döviz arzının) yükselmesi beklenir. [Devamı]
    Eylül 2021’den Aralık 2022’ye: Gariplikler ekonomisi
    Fatih Özatay, Dr. 13 Ocak 2023
    Geride bıraktığımız yılın ikinci yarısında reel GSYH’nin yatay bir seyir izlediği anlaşılıyor. Üçüncü çeyrekte GSYH’nin bir çeyrek öncesine kıyasla yüzde 0,1 oranında azaldığını biliyoruz. Elimizdeki veriler dördüncü çeyrekte de benzeri sınırlı bir düşüşün gerçekleşebileceğini söylüyor bize. Nüfus artışı da dikkate alındığında, sınırlı düşüş azımsanmayacak bir daralma anlamına geliyor. [Devamı]
    Seçim sonrasında normale dönüş?
    Fatih Özatay, Dr. 11 Ocak 2023
    Seçim sonrası için iki alternatif ekonomi politikasından söz etmiştim son yazımda. Bir de onların yarım yamalak uygulandıkları ‘buçuk’lu alternatifleri vardı. Birinci alternatif, ekonomi politikasında normale (makule) dönmekti. İkinci alternatif, Türkiye Ekonomi Modeli denilen mevcut ekonomi politikasını kendi içinde tutarlı bir çerçeveye oturtmaktı. Birinci buçuk, normale dönmeye çalışılırken, özellikle ekonomi dışındaki alanlardaki yapısal reformların pas geçildiği alternatifti. İkinci buçuk ise mevcut politikayı sürdürmek (nafile) alternatifiydi. İkiciyi ve buçuğunu tartışmıştım. Şimdi sıra ilk alternatifte, farklı bir ifadeyle normale dönmekte. [Devamı]
    Başörtülü Bir Kadının İsyanı: Tanrım Neden Beni Kadın Yarattın?
    Hilmi Demir, Dr. 09 Ocak 2023
    35 yaşlarında bir kadındı karşımdaki, yaptığı doktora çalışması ile ilgili görüşmek üzere gelmişti. Yazımızın başlığını da o koymuştu aslında, kitaplarla dolu TEPAV'daki ofisimde başörtülü bir kadının isyanıydı bu cümleler. "Hocam" diyordu "Siz erkekler çok şanlısınız! İnançlarınız arasında başörtüsü gibi bir zorunluluk yok. Oysa biz…" dedi ve durdu. Sesi titriyordu. Kızgın ve öfkeliydi. Sustum ve cümlesini bitirmesini bekledim. "Evet" der gibi başımla devam etmesini istedim. "Oysa biz başörtüsü taktık diye tüm Müslümanların hesabını bizden soruyorlar" dedi. [Devamı]
    Seçim sonrası Türkiye ekonomisi
    Fatih Özatay, Dr. 06 Ocak 2023
    2023’te Türkiye ekonomisinin nasıl şekillenebileceğini tartışmak gibi zor bir işe soyunmuştum Salı günü. Seçime kadar olan süreyi ele almıştım o yazıda. Öngörmesi çok zor bir dönem olduğu açık. Ancak şunu belirtmek mümkün: Seçim öncesinde yaşanacak ekonomik gelişmeler çok büyük ölçüde döviz kurunun nasıl şekilleneceği ile ilgili. O ise yurtdışından –devlet eliyle- bulunabilecek yeni borç ile seçim ekonomisinin dozu arasındaki çatışmaya göre belirlenecek. Devlet eliyle bulunabilecek dış borcun döviz piyasasını sakinleştirici biçimde kullanılması mümkün çünkü. Seçim ekonomisinin dozajı arttıkça dövize olan talebin artacağı da açık. Bulunabilecek döviz tutarını bilemiyoruz. Büyük bir belirsizlik var. [Devamı]
    Seçim öncesi Türkiye ekonomisi
    Fatih Özatay, Dr. 04 Ocak 2023
    2023 sadece çok önemli bir seçimin yapılacağı yıl değil. Aynı zamanda Eylül 2021’den beri uygulanmakta olan sürdürülemez ekonomik programın en az seçime kadar sürdürülmeye çalışılacağı bir yıl. Dolayısıyla 2023 sonunda Türkiye ekonomisinin nasıl şekillenebileceğini öngörmek çok zor. Sürdürülemez durum hangi koşullarda sürdürülebilir? Seçim sonrası ekonomi politikası nasıl olur? Seçimi hangi ittifakın kazandığına bağlı olarak uygulanacak politikada büyük farklılıklar görebilir miyiz? Bu soruları çoğaltmak mümkün. Daha az hatalı bir tahmin yapmak için 2023’ü ‘seçim öncesi’ ve ‘seçim sonrası’ olarak iki ayrı bölümde ele almak uygun olacak. [Devamı]
    Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı: Putin kazanmamalı
    N. Murat Ersavcı 28 Aralık 2022
    Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelensky’nin 21 Aralık günü ABD Kongresi Ortak Toplantısında yaptığı ve sık sık alkışlarla kesilen konuşması son derece başarılı bir kamuoyu diplomasisi örneği idi. Cumhurbaşkanının İngilizce yaptığı ve dolayısı ile etkisinin de arttığı duygusal konuşmasındaki mesaj da açıktı. “Bize yardım etmezseniz, savaşı kaybederiz”. [Devamı]
    Enflasyonla mücadele etmeyince
    Fatih Özatay, Dr. 28 Aralık 2022
    Yılsonu enflasyonunu öğrenmemize az kaldı. 2021’in Aralık ayındaki müthiş enflasyon değeri hesaplamadan çıkacak ve yıllık enflasyon düşecek. Zira yerine normal bir ülke için çok yüksek ama Aralık 2021’deki yüzde 13,6 değerinden çok daha düşük bir enflasyon değeri gelecek. Benzer bir yıllık enflasyon düşüşü Ocak ayında da gözlenecek. Baz etkisi denilen bu mekanik etki bir tarafa bırakılırsa, enflasyonu düşürme yönünde çalışacak bir gelişme daha var. Döviz kuru son aylarda –enflasyonla karşılaştırıldığında, sakin sayılabilecek bir seyir izliyor. Yarısı Euro yarısı ABD Doları’ndan oluşan döviz sepetinin lira karşılığı Ekim ayında yüzde 1,1, Kasım ve Aralık aylarında yüzde 2 yükseldi. [Devamı]
    Çoklu kriz çağında nasıl karar alınır?
    Güven Sak, Dr. 27 Aralık 2022
    2022’de kafamız biraz karışıktı şimdi resim giderek netleşiyor. Hayat bundan böyle alıştığımız gibi olmayacak. 2022’nin başında Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum, WEF) her zaman olduğu gibi bir Küresel Risk Algısı (Global Risk Perceptions) raporu yayımlamıştı. Geleceğe baktığında endişe duyanların oranı neredeyse yüzde 85’e varıyordu, eğer kaygılı yüzde 23 ile endişeli yüzde 62’yi toplarsanız. O zamandan beri daha az endişe duymamıza neden olacak bir gelişme olmadı. Doğrusu ben bu yıl yayımlanacak raporu merak ediyorum. [Devamı]