Arşiv

  • Haziran 2024 (9)
  • Mayıs 2024 (16)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)

    Tam da şimdi ihtiyacımız vardı...

    Fatih Özatay, Dr.26 Ocak 2009 - Okunma Sayısı: 885

    Küresel sarsıntı, derken büyük deprem, sonraları ise küresel kriz ve resesyon... Bunların dilimize pelesenk olması çok eski değil. Oysa mesela 2007'nin büyük bir kısmında ve 2006'da Türkiye'nin nasıl da yeni bir reform dalgası yaratmaya ihtiyacı olduğunu yazıp çiziyorduk.

    Hani, şu önceleri 'mikro reform' dediğimiz, sonraları da meramımızı daha iyi anlattığını düşündüğümüz için 'ikincil nesil reformlar' olarak adlandırdığımız reformlar. Bunlar üzerine düşünebilmek mesleki açıdan oldukça heyecan vericiydi. Diğer yandan da, 'istikrar', 'bütçe kısıtı' ve 'disiplinli ekonomi politikası' kavramlarını yıllar boyu hayret verici biçimde anlamayan bu ülkenin iktisatçıları olarak, artık o arkaik aşamaları geçip nihayet orta-uzun vadeye dair yeni bir şeyler söyleme zamanı geldiği için gurur duyuyorduk.

    Oysa "beni kullan" diye bas bas bağıran fırsatı 2007'de teptik. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ülkeyi gerdik, gündemi değiştirdik. Arkasından da türban tartışmalarına boğduk ülkeyi, üstelik daha da içinden çıkılmaz bir hale dönüştürdük bu sorunu. Potansiyel büyüme hızımızı yukarıya çıkaracak ve işsizlik oranımızı azaltacak olan ikincil nesil reformlar açısından bakıldığında 2007'yi kaybettik.

    2007 başka bir nedenle de talihsiz geçti. Mali disiplinde bir miktar gevşeme oldu. Hem faiz dışı fazla düştü, hem de bütçe açığı arttı. Gerçi çok büyük ölçüde olmadı bu gevşeme, ama yine de 'acaba' sorusunu yarattı zihinlerimizde.Aralık ayı verilerinin geride bıraktığımız hafta açıklanmasıyla birlikte bu bozulmanın 2008'de de sürdüğü anlaşıldı. Milli gelire oranla merkezi yönetim faiz dışı fazlası 2007'ye göre daha düşük, bütçe açığı ise daha yüksek düzeyde gerçekleşti. Kamu kesiminin toplamına ilişkin 2008 verileri ise henüz bilinmiyor. Ama beklenen, toplam faiz dışı fazlanın milli gelire oranında hedeflenene ve geçen yıla göre önemli bir azalma gerçekleşmesi.

    Tamam, kriz nedeniyle çoğu iktisatçı bütçede ileride telafi edilmek üzere bir miktar gevşemeye gidilmesini önerdi. Kısıtlı ölçüde kalmak ve harcama önceliklerinin iç talebi en fazla uyaracak şekilde değiştirilmesi koşullarıyla ben de önerdim bunu. Öyleyse 2008'e dair sözünü ettiğim gevşemenin nesi yanlış?

    Şurası: Yazıp çiziyoruz, olağandışı dönemlerden geçiyoruz; olağandışı önlemlere ihtiyacımız var diye. Bu önlemlerin içsel tutarlılığı olan bir ekonomik program oluşturması gerekiyor. Oysa bugün şurada, yarın burada alınan parça başı önlemler var. Bir de çok sayıda açıklama. Bunlar ne kadar birbirleriyle tutarlı?

    Gerçekleşen bu gevşemenin, 2009'da artık kaçınılmaz görünen ekonomik küçülmemizin şiddetini azaltacak ekonomik önlemleri almak için gerçekleşmediği ortada. İtirazımız ve üzüntümüz bu noktada. Diğer bir ifadeyle, birincisi, 2007'den gelen bir dinamik çerçevesinde çok ihtiyaç duyulan bütçe kaynakları şu anda o kadar acil olmayan alanlara yöneliyor. İkincisi, özellikle 2008'in sonuna doğru kriz nedeniyle alındığı ifade edilen bazı önlemler nedeniyle bütçe bozuluyor; ama bu önlemler içsel tutarlılığı olan bir ekonomik program çerçevesinde alınmadığı için ne kadar gerekliler bilmiyoruz. Üçüncüsü, tüm bu nedenlerle bundan sonra almamız gereken önlemleri alacak manevra alanımız kalmıyor.

    Bu yazı 26.01.2009 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır