Arşiv

  • Ekim 2022 (2)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)
  • Aralık 2021 (13)
  • Kasım 2021 (11)

    Mazot fiyatı üzerindeki açık eksiltmenin anımsattıkları

    Fatih Özatay, Dr.01 Temmuz 2007 - Okunma Sayısı: 2056

     

    Geçen pazar, kadın-erkek ilişkisi derken azıcık tehlikeli sulara doğru kulaç atmıştım. Bu pazar daha fani konulara dönmekte yarar var. Biraz geriye, 1976 senesine gitmek istiyorum.

     

    buyuk.520px 01


    Grafik 1'de 1966-1976 döneminde yurtiçinde satılan traktör sayısı var. 1970'ten itibaren neredeyse kesintisiz bir artış eğilimi söz konusu. Dönemin sonundaki satış patlamasında ithalatın da rolü var.

    Zamanı geriye sardık; 1970'lerin ortasında yaşıyoruz. Bu eğilimi gören ve yeni yatırım alanı keşfetmekten dolayı heveslenen bir işadamını düşünün. Özellikle enformasyonun niteliği ve niceliği açısından, 30 yıl öncesinin koşullarını dikkate alın. Bırakın televizyonlarda ekonomi yayınlarını, sürekli yayın yapan bir kanal bile yok. Bazı köşelerde ekonomi yazıları var, ama gazetelerin ekonomi sayfaları yok. Kişisel bilgisayar yok, internet yok, falan.

    Bu koşullarda traktör üreten bir fabrika kurmak istiyorsunuz. Böyle bir yatırımın yapılabilirliğini ve kârlılığını araştırmakla işe başlayacaksınız. Bu konularda uzman olduğu söylenen danışmanlık şirketlerinden (muhtemelen eser miktarda var) biriyle anlaştınız. Öncelikle 1977 ve sonrasındaki 10 yıllık dönem için traktör talebini tahmin etmelerini istediniz.

    Talebi belirleyen unsurlar

    Bu şirket bu konularda uzman olduğuna göre, sadece basit yöntemler kullanmayacağını düşünebiliriz talebi tahmin ederken. Basit bir yöntemden kasıt, 1966-1976 verilerinin gösterdiği yukarıya doğru satış eğiliminin geleceğe taşınması. Geleceğe taşınma işlemi ne kadar sofistike bir yöntemle yapılırsa yapılsın, 1977 başında bu işe soyunan uzmanın böyle bir yöntemi kullanarak ileriye yönelik olarak yapacağı traktör satış tahmini, sonuçta birkaç yıl ilerisi için yüz binleri aşacak.

    Daha gelişmiş yöntemlere başvuracaksa, traktör talebini belirleyen unsurları saptamaya çalışacak. Traktör alım kredisi veren (o tarihte) Ziraat Bankası verilerine başvuracak. Bu krediler ile kaç traktör alınabildiğine bakacak (reel kredi miktarını bulacak). Traktör fiyatı ile çiftçinin ürettiği ürünlerin fiyatlarını kıyaslayacak. Böylelikle de bir traktör alabilmek için kaç ton ürün satması gerektiğini hesaplayacak çiftçinin. Yenileme talebini de dikkate alacak.

    Bunların ve benzeri değişkenlerin 1966-1976 arasındaki hareketlerine bakacak. Birtakım teknikler kullanarak bunlarla traktör satışları arasındaki ilişkiyi bulmaya çalışacak. Sonra bu ilişkiye dayanarak 1977 ve sonrasında kaç traktör satılabilir sorusunu yanıtlayacak. Bu öngörüyü yapabilmesi için traktör talebini etkileyen ekonomik unsurların 1977 ve sonrası alabileceği değerler için kestirimlerde bulunması gerekecek, falan.

    Neyse lafı uzatmayayım. O tarihlerde yapılmış ve yeni bir traktör üretim tesisi kurmanın kârlılığını inceleyen çok sayıda rapor hatırlıyorum. Belki hâlâ DPT'nin kütüphanesinin bir köşesinde duruyorlardır. 1980'li yılların başları için 140 binlik traktör satışı öngörüsünde bulunanlar vardı.

    Talebin tahmini

    Bu raporlara ya da işverenlerin kendi önsezilerine ve risk alma iştahlarına bağlı olarak çok sayıda traktör fabrikası yatırımına başlandı 1970'lerin ikinci yarısında. Mesela o dönemin 'ağır sanayi hamlesi' çerçevesinde, Konya'da, Ankara yolunun üstünde jet ana üssünün karşısındaki inanılmaz büyüklükteki bir alanda, inşasına başlanan fabrikalardan birisinde 80 bin traktörlük bir kapasite hedeflenmişti. O, kamu eliyle yapılan bir yatırımdı. Ama bu furyadan özel sektör de nasibini almıştı: Burdur'da, Kayseri'de, Kulu'da (o da Konya-Ankara yolunda), şimdi hatırlayamadığım birçok yerde fabrika inşasına başlandı.

    Bir kısmı yarım kaldı, bir kısmı üretime geçti. Bakın sonra ne oldu: Traktör satışı 1977'de 71 bine, 1978'de 32 bine, bir sonraki yıl da 16 bine düştü (Grafik 2)! Daha sonraki yıllarda 1970'lerin ortasındaki o şaşaalı pazar büyüklüğüne bir daha ulaşılamadı. Otomotiv Sanayicileri Derneği'nin web sayfasında 1960'ların ortalarından bu yana marka ve modellere göre üretilen traktör sayısı var.

    Ne kadar çok firma varmış traktör üreten. Oysa 2005'e geldiğimizde sadece iki tane büyük traktör fabrikası kaldığını görüyoruz. Bunlar o zamanda vardılar, şimdi de varlar ve önemli ölçüde ihracat da yapıyorlar. Ama 2005'teki üretim rakamımız 34 bin 907, 2006'da ise 37 bin 400!

    Yanlış kararlara ne yol açtı?

    1970'lerin ortasında traktör talebine ilişkin yapılan öngörüler neden bu denli hatalı oldu? O dönemdeki canlılığın arkasında iki temel neden vardı: Ziraat Bankası'nın açtığı traktör kredisi miktarındaki patlama ve destekleme ürün fiyatlarındaki büyük artış. Bu bankanın açtığı traktör kredileri ile 1966-1971 arasında alınabilen traktör sayısı yıllık en fazla 5 bin olmuş. Oysa 1976'da 9 bin 890'a çıkıyor bu rakam. Öte yandan traktör fiyatının önemli tarımsal ürünlerin destekleme alım fiyatları endeksine oranı ne kadar düşükse, çiftçi açısından traktör alımı o kadar kolaylaşıyor demek. Bu oranın en düşük olduğu yıl 1976 (77.6). Oysa aynı oran 1970 yılında 128, 1980 yılında ise 383! (Rakamların kaynağı şu: F. Özatay (1983), Tarımda Dayanıklı Bir Girdiye Talep, DPT uzmanlık tezi, Ankara)

    Hem yüksek destekleme fiyatlarının, hem de Ziraat Bankası'nca o dönemde açılan kredilerin bütçeye önemli miktarda yük getirdiği açık. Bunun öyle devam edemeyeceğini dikkate almamış muhtemelen analistler. Belki bu faktörlere pek de bakmadılar, doğrudan 1966-1976 arasındaki satış rakamlarından elde ettikleri eğilimi ileriye uzattılar.

    Her neyse. Kıssadan hisse şu: Kamunun yanlış politikaları eksik enformasyonla da birleşince, yanlış yatırımlara yol açıyor. Büyük bir kaynak israfı oluşuyor. Peki, durup dururken traktör talebi üzerine yazı yazmak nereden aklıma geldi sizce? Yanıtı başlıkta var.

     

    Bu köşe yazısı 01.07.2007 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır