Arşiv

  • Ağustos 2020 (6)
  • Temmuz 2020 (16)
  • Haziran 2020 (25)
  • Mayıs 2020 (22)
  • Nisan 2020 (25)
  • Mart 2020 (17)
  • Şubat 2020 (21)
  • Ocak 2020 (26)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)

    Etiketler

    İhracata dayalı büyümenizi, ama tüketiminizin artmamasını ister miydiniz?

    Fatih Özatay, Dr.08 Temmuz 2007 - Okunma Sayısı: 1355

     

    Düşsel bir ülke düşünün: Ekonomi yüksek sayılabilecek bir hızla büyüyor. Büyümenin arkasındaki temel neden de ihracat. Neydi o tanımlama? Hah buldum; 'ihracata dayalı' bir büyüme söz konusu olan. Buna karşın tüketim harcamaları çok düşük bir hızda artıyor.

    O ülkedeki bazı ekonomistlerde bir sevinç, bir sevinç, sormayın gitsin. "Nihayet bugünleri de gördük! Oldu sonunda işte. İhracata dayalı büyüyoruz!"

     

    buyuk.520px


    Dikkatinizi çekerim; söz konusu olan fert başına tüketim harcamalarındaki düşük artış hızı değil. Özel tüketim harcamalarındaki artış hızının düşüklüğünden söz ediyorum. Nüfus artışı da varsa o ülkede ve eser miktarda değilse, bu durumda fert başına tüketim artmıyor olabilir.

    Şimdi, bu koşullar altında, 'ihracata dayalı büyüme' var diye sevinen ekonomist varsa eğer, o ülkedeki eğitimcilerin ve dahi psikologların kara kara düşünmeleri gerekmez mi? O düşsel ülkedeki nasıl bir eğitim sistemidir ki, vatandaşlarının refahı ki büyük ölçüde tüketimlerine bağlı olması gerekir, artmadığı halde, "Ne güzel, nihayet ihracata dayalı büyüyoruz!" diye zil takıp oynayan ekonomistler yaratmaktadır. Nasıl bir psikolojik ortamdır ki "acıların kadını (pozitif ayrımcılık olsun diye), ya da acıların insanı (cinsiyet ayrımı olmasın diye)" olunmaktan zevk alınmaktadır.

    Geçen haftanın verileri

    Geride bıraktığımız hafta içinde önemli veriler açıklandı. Önce büyüme, arkasından enflasyon ve Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) haziran ayı ihracat rakamları. Enflasyon mart ayından bu yana düşüyor. Son açıklanan veriye göre yıllık enflasyon yüzde 8.6'ya geriledi. Nisan 2006'dan bu yana en düşük yıllık enflasyon rakamı bu. Temmuz ayında daha da düşecek. İhracat ise hızla artmaya devam ediyor: Son bir yıllık ihracatımız 95.4 milyar dolara ulaştı.

    2007'nin ilk çeyreğinde büyüme hızımız yüzde 6.8 gibi yüksek bir düzeyde gerçekleşti. Bu pazar ihracat ve enflasyonu bir tarafa bırakıp büyümeye yoğunlaşmak istiyorum. Tablo 1'de 2002'den bu yana gayri safi yurtiçi hasıla ve bazı alt kalemleri için yıllık büyüme hızları veriliyor. İlk iki satırda ortalamalar var. İlk ortalama 'kayıp yıllar'a ait. İkincisi ise 2002 başından itibaren aldığımız mesafeyi gösteriyor.

    2002-2006 döneminde özel kesimin yatırımlarında gerçekleşen ortalama artış hızı tamı tamına yüzde 20.3; kayıp yılların beş katı. Keza tüketim harcamaları ikiye katlanmış. Sonuçta ortalama büyüme hızımız da 2.3 kat artmış. Sevindirici gelişmeler bunlar. Buna karşın, mal ve hizmet ihracatı performansında pek bir değişiklik yok, mal ve hizmet ithalatımız ise artmış.

    Ekonomist olmayan ve iyi komşuluk ilişkileri içinde ara sıra da olsa yazılarımı okumak gerektiğini düşünen değerli Çine sokak sakinleri, sevgili dostlarım optikçi Celâl ve doktor Rana ve de siz sevgili okurlarım, sözüm sizlere. Lütfen dikkat; aşağıdaki paragraf çok sıkıcı, bir sonrakine atlayabilirsiniz.

    Düşen tüketim harcamaları

    Tablo 1'de bir de güncel gelişmelere yer veriliyor. İki ayrı ölçüt var: İlk grupta (son dört çeyrek itibarıyla başlığı altında), her çeyrek için son dört çeyreğin toplam rakamı ile bir önceki çeyreğin son dört çeyreklik toplam rakamı karşılaştırılıyor. Yani, yıllıklandırılmış verilerden elde edilen büyüme hızları kıyaslanıyor. Bu nedenle 2006'nın dördüncü çeyreğine ait veriler aslında 2006'nın yıllık büyüme rakamlarına karşı geliyor. İkinci grupta ise (çeyrekler itibarıyla başlığı altında) her çeyrek bir önceki yılın çeyreği ile karşılaştırılıyor ve çeyrekler itibarıyla yıllık büyüme rakamları veriliyor.

    Faraziye ve gerçek

    Güncel verilere bakıldığında, 2002 ila 2006'nın ilk yarısı arasındaki döneme kıyasla önemli iki farklılık hemen göze çarpıyor: Birincisi, özel tüketim ve yatırım harcamaları hızla düşüyor. Dayanıklı mal tüketiminin ise artış hızı değil, kendisi küçülüyor. İkincisi, mal ve hizmet ithalatı düşüş eğilimi gösteriyor, ihracat da ise tersine bir gelişme var. Buna karşın (şimdilik) büyüme hızında belirgin bir değişiklik yok.

    Şüphesiz, bu tablonun ortaya koyduğu gelişmelerin ve bu gelişmeler üzerine son günlerde yapılan yorumların, girişte belirttiğim düşsel ülke (Exportomanikistan) ve orada yaşananlar ile bir ilgisi yoktur. Birincisi, bu gelişmeler oldukça yeni. İkincisi, son yıllarda önemli miktarda cari işlemler açığı veriyor olmamız (tasarruf ettiğimizden fazla yatırım yapıyor olmamız) da tüketim artışına şüpheci yaklaşılmasına neden oluyor. Bunun doğal sonucu olarak tüketim azalışından rahatsız olunmuyor.

    Kısacası, kimsenin alınmasına gerek yok. Sanmıyorum ki, sözünü ettiğim güncel gelişmeler (tüketim azalışı) kalıcı olsaydı, bizim ekonomistlerimizden de Exportmanikistan'dakilere benzer yorumlar duyalım. Aman Allahım, kimse alınmasın diye uğraşmak meğer ne zormuş! Kısacası meramım şudur: Değerli ekonomistlerimizi tenzih ederim efendim.

    Bir de hatırlatma: Vurguladığım (tüketim ve yatırım için) söz konusu olumsuz gidişatın kalıcı olmaması beklenir. Birincisi, 2006'da yaşanan ve bu gelişmelerde başrolü oynayan şokun etkileri kalkıyor artık. İkincisi, piyasa faizleri biraz nazlanarak da olsa düşüş gösteriyor. Üçüncüsü, yılın son aylarında Merkez Bankası'nın faiz indirimleri başlayabilir.

    Tabii tüm bunların, 2002'den bu yana görülen olumlu ana eğilime geri dönülmesi için, yeterli olması için iki koşul gerçekleşmeli. Birincisi, yabancıların risk alma iştahları azalmamalı. İkincisi, cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin yeni siyasi gerginlikler çıkmamalı. Bakalım, göreceğiz.

     

    Bu köşe yazısı 08.07.2007 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır