Arşiv

  • Ekim 2022 (2)
  • Eylül 2022 (11)
  • Ağustos 2022 (11)
  • Temmuz 2022 (9)
  • Haziran 2022 (10)
  • Mayıs 2022 (10)
  • Nisan 2022 (12)
  • Mart 2022 (13)
  • Şubat 2022 (9)
  • Ocak 2022 (9)
  • Aralık 2021 (13)
  • Kasım 2021 (11)

    Tutsat, hedge fonları ve M. Gökçek

    Fatih Özatay, Dr.16 Ağustos 2007 - Okunma Sayısı: 1100

     

    Bloomberg'in internet sayfasında dün çıkan habere göre, Basis Sermaye Fon Yönetimi Şirketi, ABD tutsat piyasasındaki sorunlara bağlı olarak sahip olduğu hedge fonlarından birinin zararının yüzde 80'e ulaştığını açıklamış. Bir ay önce aynı şirketin yaptığı açıklamadaki zarar tahmini ise yüzde 50 düzeyindeymiş. İşin bir başka ilginç boyutu da bu şirketin çok değil bir ay önceki kredi notunun beş yıldız olması. Habere göre bu (en yüksek) notu veren Standard ve Poor's.

    Aktardığım haberde üç noktaya dikkat çekmek istiyorum: Tutsat piyasasındaki sorunlar, hedge fonların zararları ve olan bitenden en çok haberdar olması beklenen kredi kuruluşlarının durumu.

    Son yıllarda ABD tutsat piyasasının çok riskli kısmında büyük bir hareketlenme var. Normal koşullarda kredi alamayacak kişilere açılan bu yüksek riskli krediler, 2004-2006 arasında ABD'de yeni açılan tutsat kredilerinin yüzde 20'sini oluşturuyor ve değişken faizli krediler. Bir yandan ABD Merkez Bankası'nın faizleri son beş yılda sürekli artırması, diğer yandan ABD konut piyasasının küçülmeye başlamasıyla birlikte konutların değerinin düşmesi, bu kredileri alanları zor duruma düşürdü. Bu yılın başı itibarıyla bu tür kredilerde geri dönmeme oranı yüzde 14.3'e yükseldi. Bu düzey bir yıl öncesine göre iki kat daha fazla.

    Son aylarda daha da arttığı anlaşılıyor geri dönmeme oranının. Üstelik bir de kendi kendini besleyen bir süreçten söz edebiliriz. Konut fiyatlarındaki yükselmenin tersine dönmesiyle, bu türden kredileri alanların satın aldıkları evlerin değerleri düşüyor. Borçları evlerinin değerinin üzerine çıkıyor. Faizlerdeki artışı da ekleyin. Borçlarını ödeyemez durumu geliyor bu kişiler. Evlerine el konuluyor. Eve el koyan tutsat şirketi, zararını azaltmak için evi satmak durumunda. Bu zorunluluk, ev fiyatlarını daha da aşağıya çekiyor. Ev fiyatları aşağıya doğru gidince, krediyle ev alan başkaları da zor duruma düşüyor. Tam bir kısırdöngü.

    Ortadaki sorunun temelindeki ikinci unsur ise hedge fonlarına ilişkin. Hedge fonları ABD'de en az düzenlemeye ve denetlemeye bağlı olan yatırım fonları. Bunun bir nedeni de bu fonların herkese açık olmaması. Bu fonlara katılabilmeleri için mali yatırımcıların servetlerinin en az 5 milyon dolar olması ya da son iki yılın her birinde en az 200 bin dolar gelir elde etmeleri gerekiyor. Dolayısıyla, bu kişilerin mali açıdan akıllarının başlarında olduğu, istedikleri kadar risk alabilecekleri düşünülüyor. Küçük yatırımcı gibi korunmalarına gerek olmadığı noktasından hareket ediliyor.

    Geniş yatırımcı kitlesine açık olmadıkları için de hedge fonlar hakkında fazla bilgi yok. Resmi istatistikler mevcut değil; bu fonların üzerinde geniş bir sis perdesi bulunuyor. Vergi avantajları nedeniyle bu tür fonların yaklaşık yüzde 75'nin Cayman Adaları'nda kurulduğu sanılıyor.

    Yaşamakta olduğumuz uluslararası krizde hedge fonların sık sık adlarının anılıyor olması bir tesadüf değil. Bu tür fonlar, yukarıda sözünü ettiğim riskli tutsat kredilerini (varlık) teminat olarak kullanarak yüksek miktarda varlığa dayalı menkul kıymet satmışlar. Tutsat krizi bu menkul kıymetlerin değerini düşürüyor, hatta piyasa oluşmadığı için bu kıymetler fiyatlanamıyor. Bu durumda, hedge fonlara bu menkul kıymetler karşılığında borç para verenler paralarını geri istiyorlar. Sistemde likidite sıkıntısı çıkıyor.

    Şimdi soru şu: Yukarıda özetlenenler çerçevesinde sağlam bir kovada su kalmama problemi ile mi karşı karşıyayız, yoksa kovanın dibi delik mi? Eğer kovanın dibi delikse ve delik de bayağı büyükse dipsiz kovaya su dökmek (merkez bankalarının likidite vermeleri) ne ölçüde çare olabilir? Belediye Başkanı sayın M. Gökçek'in yatırım önceliği tercihleri sağ olsun; insan Ankara'da oturunca aklını suyla bozuyor da.

     

    Bu köşe yazısı 16.08.2007 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır