Arşiv

  • Haziran 2024 (11)
  • Mayıs 2024 (16)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)

    Enflasyon açısından belirsizlikler

    Fatih Özatay, Dr.10 Eylül 2007 - Okunma Sayısı: 1143

     

    Dün enflasyondaki son gelişmeleri incelemeye başlamıştım. Ulaştığım sonuç şuydu: "Enflasyonun temel dinamiğini belirleyen unsurlardaki mevcut durumun ileride de hüküm sürmesi halinde yıllık enflasyondaki düşüş eğilimi sürecek." O yazıda yıl sonu tahmini olarak verdiğim yüzde 6-7 aralığı oldukça geniş. Bu aralığın üst yarısı daha olası görünüyor. Yanıtları bugüne kalan sorular ise şöyleydi: Dinamiği belirleyen unsurlarda statükonun sürmesi ne kadar ihtimal dahilinde? Olumlu ya da olumsuz yönde ne gibi değişiklikler olabilir?

    Merkez Bankası son değerlendirmesinde iki tane risk unsuru belirtiyor: Enerji ve işlenmemiş gıda ürünleri fiyatlarındaki gelişmeler. Bu ikincisi için söyleyecek fazla bir şeyim yok. İlkinde ise son gelişmeler olumsuz yönde. Ham petrol fiyatları (Brent petrolü) ağustos ortasından bu yana yükseliyor. Bir ara varili 70 doların altına inmişti, şimdi 75 dolara yaklaştı. Ağustos ayı ortalaması 71.3 dolardı. Eylülde şu ana kadar gördüğümüz ortalama fiyat ise 73.6 dolar. Bu gelişmeler çerçevesinde geride bıraktığımız haftanın son günlerinde akaryakıt ürünleri fiyatları artırıldı.

    2006 yılında piyasalarda yaşanan çalkantılar ve alınan faiz kararları iç talebin artış hızını yavaşlattı son zamanlarda. Yansıması özellikle dayanıklı tüketim malları ve hizmet fiyatlarında gözleniyor. İlkinde fiyatlar düşerken son aylarda, ikincisinin artış hızı yavaşlıyor. Yıllık enflasyonda mart ayından bu yana gözlenen düşüş eğilimi bu sayede oluştu.

    Özellikle bu mal gruplarına yönelik iç talebin önemli belirleyicilerinden birisi de bankaların açtığı krediler. İlk sekiz ayı yarıya bölersek, kredilerde ikinci yarıda bir miktar kıpırdanma oluştuğunu belirlemek mümkün. Toplam krediler ilk dört ayda yüzde 5.9 oranında artarken, ikinci dört ayda bu hız yüzde 7.7'ye yükselmiş. Tüketici kredileri ile bireysel kredi kartlarının toplamında ise artış daha yüksek: Yüzde 6.5'e karşılık yüzde 13.2. Dolayısıyla, diğer koşullar aynı kalmak üzere salt bu nedenle iç talepte bir miktar artış beklemek gerekir. Bunun bir başka göstergesi de ithalat rakamları. Son aylarda tekrar artmaya başladı ithalat.

    Buraya kadar yapılan değerlendirme çerçevesinde, bu önemli unsurların önümüzdeki aylarda enflasyonu düşürme açısından son aylardaki kadar katkı yapmayacağı belirtilebilir. Ancak bu olumsuzluğun çok abartılmaması gerekir. Bugünkü veriler ışığında düşüş yönündeki ana eğilimden bir sapma beklemek için herhangi bir neden yok.

    Bu durumda döviz kurunda önümüzdeki dönemdeki gelişmeler enflasyon açısından asıl belirleyici olacak. Kurdaki temel dinamik ise yurtdışında olan biten tarafından belirlenecek. ABD tutsat piyasasında patlak veren kriz sırasında yaşananlar mali yatırımcıların risk alma iştahını önemli ölçüde azaltmıştı. Ancak son günlerde bu iştahta tekrar bir artış gözlendi.

    Geride bıraktığımız hafta içinde ABD'de tarım dışı istihdamın azaldığı açıklandı. 2003 ağustos ayından bu yana bu ilk defa gerçekleşiyor. Üstelik bekleyiş artış yönündeydi; önemli bir sürpriz gerçekleşti böylelikle. Bu gelişme ABD Merkez Bankası'nın 18 Eylül günü faiz indirimine gideceğine yönelik bekleyişleri güçlendirdi. Yeni bir faiz indirimi döngüsü şüphesiz bizim gibi ülkeler için tutsat krizi sırasında yaşanabilecek hasarı azaltmaya katkıda bulunacak. Ama ilk faiz indirimiyle birlikte hemen risk alma iştahında bir sıçrama da beklememek gerekir. Kaldı ki tutsat krizi henüz sonlanmadı.

    Farkındasınız, buraya kadar yazılanlar bir kesinlik içermiyor. Şöyle, 'pat' diye bu olacak demek kolay değil. İki soruyla başladım, yanıtlarını bulmaya çalışırken daha çok soru ortaya çıktı. 'Pat' diye söylenebilecek sadece şu: Belirsizlikler çok fazla. Biraz daha bekleyip olacak biteceğe bakmakta yarar var.

     

    Bu köşe yazısı 10.09.2007 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır