Arşiv

  • Mayıs 2024 (12)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)
  • Haziran 2023 (13)

    Bundan sonrası (2)

    Fatih Özatay, Dr.04 Ağustos 2008 - Okunma Sayısı: 1004

     

    Artık önümüzde tek bir belirsizlik kaynağı kaldı: ABD mali piyasalarının ve ABD ekonomisinin bundan sonra nasıl bir yol izleyeceği. Bu belirsizliği azaltmak elimizde değil, ancak içeride sağlam durarak oluşabilecek risklerin olumsuz etkilerini en aza indirmemiz mümkün. Üstelik bizim yapmamız gereken 'şeyler', dış piyasalarda bu yaşananlar hiç yaşanmasaydı bile yapmamız gerekenler.

    Bundan sonra izleyeceğimiz yolu planlarken dikkate almamız gereken bazı kırılganlıklarımız var. Dünkü yazıda önemli olduğunu düşündüğüm yedi kırılganlık saymıştım. Bu sorunların tümünü bir çırpıda çözmek elbette mümkün değil. Ancak hepsinin çözümü için olmazsa olmaz bir koşul var: Makroekonomik disiplin.

    Mesela cari açık sorununu ele alalım. Bu soruna odaklanırken, listedeki ilk sorunu göz ardı etmemek gerekir: Kamu borcu milli gelire kıyasla önemli ölçüde düştü. Ama yine de sığ olan mali piyasalarımız üzerinde hâlâ baskı oluşturuyor. Faizlerin reel düzeyinin yüksek olmasında bu gerçeğin de önemli bir rolü var.

    Bu durumda cari açık sorununu hafifletmeye yönelik her çabanın ilk yapması gereken mali disiplini sürdürmek olmalıdır. Ama krizden bu yana aldığımız mesafe düşünüldüğünde artık her ne pahasına olursa olsun mali disiplin değil. Farklı bir mali disiplin.

    Kriz sonrası para politikası, önce örtük sonra da açık enflasyon hedeflemesi rejimlerinde giderek daha saydam, anlaşılabilir ve bazı kurallarca çizilen çerçeve içinde nasıl yürütüldüyse, benzer bir çerçeve de maliye politikası için gerekiyor. Aslında yine kriz sonrası bu açıdan önemli adımlar atıldı.

    Mesela, 2002'nin ortasında Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesine İlişkin Kanun çıkarıldı. Bu çerçevede, Hazine'nin borçlanmasına ve kamu kurumlarının aldıkları borçlara garanti vermesine ilişkin kısıtlar getirildi. Yılda dört kez borç yönetimi hakkında rapor yayımlanması zorunluluğu var artık. 2003 sonunda Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çıkarıldı. Bu sayede Orta Vadeli Program yayımlanmaya başlandı. Kamu idarelerine mali sorumluluklar getirildi. Mesela, eğer bir kanun tasarısı, kamu gelirlerinin azalmasına ya da harcamalarının artmasına yol açıyorsa, oluşacak mali yükün en az üç yıllık bir dönem için hesaplanarak kanun tasarısına eklenmesi gerekiyor. 2007'den itibaren de kanun tasarılarındaki düzenlemelerin etkilerinin analizinin o tasarıya eklenmesi (düzenleyici etki analizi) zorunluluğu getirildi.

    Daha fazla uzatmaya gerek yok. Bizdeki uygulamayı genellikle iyi bir örnek olarak bilinen Brezilya'nın Mali Sorumluluk Kanunu ile karşılaştıran bir çalışma TEPAV sitesinde var. Ege Boran'ın "Brezilya'dakine benzer bir mali sorumluluk düzenlemesi yapılması" başlıklı çalışması, adından da anlaşılacağı gibi Türkiye'deki düzenlemelerde ve de uygulamada önemli eksiklikler saptıyor.

    Bu tür kanunlar üç temel üzerine inşa ediliyor: Sınırlama, yaptırım ve şeffaflık. Boran'ın çalışmasında, üçü açısından da alacak yolumuz olduğu ortaya konuluyor. Bu konuda 'yol alabilirsek' ve aldığımız 'yol' inandırıcı olursa, ileride çapa için illaki uluslararası kuruluşlara yüzümüzü dönmemiz gerekmeyecek. Ama ileride...

     

    Bu yazı 04.08.2008 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır