Arşiv

  • Mayıs 2024 (12)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)
  • Haziran 2023 (13)

    Doğru ölçümle cari açık

    Fatih Özatay, Dr.14 Ağustos 2008 - Okunma Sayısı: 1462

     

    Tekrar cari işlemler açığı sorununa ilişkin tartışmalarına dönmekte yarar var. Ancak tartışma yapabilmek için herhalde neyin tartışıldığını bilmek gerekir. Evet, cari açık hız kesmeden artmaya devam ediyor: Yılın ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla 8 milyar dolarlık bir artış var. Cari açığın ilk altı ayda geldiği düzey ise 27.3 milyar dolar. Ama cari açığı eğer böyle ölçecek ve bu çok yüksek değere göre politika oluşturmaya çalışırsak hata yapmış oluruz. Zira cari işlemler hesabımızdaki açığın önemli bir kısmı artan enerji fiyatlarından kaynaklanıyor. Artan enerji fiyatlarına karşı bizim en azından orta dönemde yapabileceğimiz bir şey yok. Dolayısıyla işe ölçüm sorunuyla başlamakta yarar var. Bu ölçüm sorunu yeni de değil. Birkaç yıl önce Merkez Bankası bu olguyu gündeme getirmişti. İki nedenle tekrar ele almak gerekiyor: Birincisi, son bir yılda enerji fiyatları çok arttı (son haftalardaki gidişat ise aksi yönde) ve hem 2007'nin tümünün hem de 2008'in ilk altı ayının döviz dengesini oldukça sarstı. İkincisi, faiz ve kur tartışmaları çerçevesinde bu olgu çoğu zaman özellikle unutturuluyor. Oysa unutmamak gerekiyor.
    Ümit Özlale ile Didem Pekkurnaz'ın "Enerji fiyatlarının cari açığa etkileri" adlı çalışmalarından yararlanarak bir tablo veriyorum. Tabloda, "Enerji fiyatları 2002'deki düzeyinde sabit kalsaydı cari işlemler açığımızın milli gelire oranı ne olurdu?" sorusu yanıtlanıyor. Bir varsayım yapılıyor: İthalat miktarları ile oynanmıyor. Şüphesiz enerji daha ucuz olsaydı, miktar olarak daha fazla ithalat yapacaktık. Ama bu tür ithalatın fiyata duyarlılığının yüksek olmadığı dikkate alındığında, işin özünün çok da değişmeyeceği hemen ortaya çıkar. Ayrıca ihracatımıza olan etki de dikkate alınıyor. Görüldüğü gibi sabit enerji fiyatlarıyla hesaplanan cari açığımızın milli gelire oranı 2006'da yüzde 3.5'e, 2007'de ise yüzde 3.2'ye düşüyor. Gerçekleşene göre azalma 2.5 puan. 2008'de ham petrolün varilinin ortalama 125 dolar varsayımıyla yapılan hesaplamada ise, sadece petrol fiyatlarındaki artışın ek maliyetinin (2002'ye göre) 18 milyar dolar dolayında olabileceği anlaşılıyor. 2007'deki ek maliyet oysa 7.7 milyar dolar düzeyindeydi. Ölçme sorunumuzu büyük ölçüde hallettiğimize göre artık ve tekrar cari açık sorunumuzu tartışmaya başlayabiliriz. Gelecek yazılarda... Bir de düzeltme: Pazartesi günü, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarından elde edilen kârların yurtdışına transfer edilen miktarının cari işlemler dengemizi bozucu yönde çalıştığına dikkat çekmiştim. Bu şimdilik bir sorun oluşturmuyordu Türkiye için, ama kâr aktarımı giderek artıyordu ve ileride muhtemel tartışma konularımızdan biri olmaya aday görünüyordu. O yazıda yer alan tabloda bir karışıklık olmuş: 2002-2006 arası doğru, 2007 satırı 2008'in ilk altı ayını gösteriyor, 2007 tümden düşmüş. Aşağıda tabloyu yeniden veriyorum.

    Bu yazı 14.08.2008 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır