Arşiv

  • Şubat 2024 (16)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)
  • Haziran 2023 (13)
  • Mayıs 2023 (9)
  • Nisan 2023 (9)
  • Mart 2023 (11)

    Yedi gerçek, dört seçenek

    Fatih Özatay, Dr.04 Eylül 2008 - Okunma Sayısı: 928

     

    Faiz politikası hakkında bazı apaçık gerçekler var. Bu apaçık gerçekleri bir görsek, lüzumsuz tartışmalarla zaman harcamaya gerek kalmayacak; bayağı yol almış olacağız. Birincisi şu: Yasayla Merkez Bankası'na bir görev vermiş ve 'sen enflasyonla mücadele et' demişiz. Yine yasayla 'ne kadar mücadele etmen gerektiğini bilmen için hükümetle birlikte bir enflasyon hedefi sapta' demişiz. Sonra da yasayla 'bu hedefe ulaşmak için elinden ne geliyorsa yap' talimatı vermişiz. Yetmemiş, başka amaçlar peşinde koşma ihtimalini ortadan kaldırmak için 'şart' koşmuşuz: Merkez Bankası 'Fiyat istikrarını sağlama amacı ile çelişmemek kaydıyla Hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını destekler' demişiz. Anlaşmamız gereken ikinci nokta şu: Yasayla Merkez Bankası'na böyle bir görev vermek zorunda değiliz. Yasasını değiştirerek, başka bir amaca ulaşmakla görevlendirebiliriz bankayı. Mesela Avrupa ve İngiltere merkez bankalarının görevleri bizim merkez bankamız gibi ama ABD Merkez Bankası'nınki oldukça farklı: Hem maksimum istihdamı sağlamak, hem fiyat istikrarını gözetmek, hem de uzun dönemli faizleri ılımlı bir düzeyde tutmakla görevli.

    Üçüncü nokta: Yasayla kendilerine bir görev verilenlerin bu görevi o yasa çerçevesinde yerine getirmeleri beklenir. Yani, yasa çerçevesinde enflasyonla mücadele et talimatını alan Merkez Bankası bürokratı, hükümetle belirlenen hedef yüzde 7.5 ise, bu hedefe kilitlenmek zorundadır. Yüzde 7.5 hedefi anlamını yitirmişse, yine yasada yer alan mekanizmalar çerçevesinde bu hedefin değiştirilmesi için çaba gösterir. Ama hedef değiştirilmedikçe, hedef mesela yüzde 15'miş gibi davranamaz.  Dördüncüsü de şu:

    Tanzanya'dan Kore'ye, oradan ABD'ye, Mısır'a, Fransa'ya... Hangi iktisatçıya sorarsanız sorun. Çok 'eksantrik' tipler dışında bir merkez bankasının böyle bir görevi yerine getirebilmesi için temel aracının kısa vadeli faizleri belirlemek olduğu yanıtını alırsınız. Beşinci nokta: Temel araç, evet kısa vadeli faizlerdir ama bu aracın iyi bir biçimde çalışacağının hiçbir garantisi yoktur. Her şeyden önce, enflasyonu belirleyen unsurların istenildiği yönde değiştirilebilmeleri için kısa vadeli değil de orta-uzun vadeli faizlerin değiştirilmesi önemlidir. Bu faizler ise piyasada belirlenir. Merkez bankaları kendi politika faizlerini belirleyerek, bu faizlerin de aynı yönde hareket etmesini en fazla umabilirler. Piyasa faizlerinin politika faiziyle aynı yönde hareket etmesi de yetmez. Faizlerdeki bu değişikliğin enflasyonu belirleyen unsurlarda (iç talep, kur, bekleyişler gibi) arzulanan yönde değişiklik yapması gerekir.

    Altıncı nokta: Kendilerine enflasyonla mücadele etme görevi verilen merkez bankalarının politika faizlerini değiştirmelerinin amacı, kuru ya da iç talep artış hızını şu ya da bu düzeyde tutmak değildir, sadece ve sadece enflasyon hedefini tutturmaktır. Elbette, faizlerdeki değişikliğin beşinci maddede belirtildiği gibi, iç talebi, kuru ve bekleyişleri etkilemesi umulur.

    Yedinci nokta: Bütün bu apaçık gerçeklerin bugüne değin yarattığı sonuçlardan hoşnut değilsek ve bundan sonra da benzer sonuçlar yaratacağından korkuyorsak dört seçeneğimiz var önümüzde. Birinci seçenek: Elimizi tutan yok. Riskli olabilir ama en azından ayıp değil, Merkez Bankası yasasını değiştirmeyi deneyebiliriz (bakınız ikinci nokta). İkinci seçenek: Özellikle dış koşullar nedeniyle enerji ve gıda fiyatları yüksek düzeylere çıkarsa, enflasyon hedefini tekrar gözden geçirebiliriz. Üçüncü seçenek: Pazartesi günkü yazının son paragrafında var, makro istikrarı merkezinde barındıran ama
    onun çok ötesine geçen yeni bir programa ihtiyaç var. Dördüncü seçenek: Bunların bir karışımını deneyebiliriz. Benim tercihim ne? Bu yazının amacı herkesin biraz düşünürse üzerinde hemen anlaşacağı gerçekleri hatırlatmak. Bu nedenle tercih belirtmeye gerek yok.

     

    Bu yazı 04.09.2008 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler:
    Yazdır