Arşiv

  • Mart 2019 (9)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)
  • Ekim 2018 (17)
  • Eylül 2018 (13)
  • Ağustos 2018 (19)
  • Temmuz 2018 (21)
  • Haziran 2018 (24)
  • Mayıs 2018 (22)
  • Nisan 2018 (22)

    Etiketler

    Ermenistan Yola Sarkisyan ile Devam Ediyor

    27 Şubat 2013 - Okunma Sayısı: 2132

    2013 Güney Kafkasya bölgesi için cumhurbaşkanlığı seçimleri ile geçecek bir yıl olacak. Yıl içinde Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan seçmenleri cumhurbaşkanlarını seçmek için sandık başına gidecekler. Seçimler bölge dengeleri, ülkeler arası uyuşmazlıkların olası çözümleri ve ülkelerin diğer uluslararası aktörlerle ilişkilerinin yeniden şekillenmesi açısından önem taşıyor.

    Bölgede yılın ilk cumhurbaşkanlığı seçimleri, Ermenistan’da, adaylardan birine karşı düzenlenen silahlı saldırı ve buna bağlı olarak seçimlerin erteleneceği haberleri, mevcut cumhurbaşkanı dışındaki adayların seçimlere dair yaptıkları umutsuz açıklamalar ve açlık grevleri gölgesinde 18 Şubat 2013 tarihinde gerçekleşti. Seçimlerin galibi seçim öncesi yapılan anketlerin ve değerlendirmelerin gösterdiği gibi iktidar partisinin adayı olan Serj Sarkisyan oldu. Böylece, Ermenistan Cumhuriyetçi Partisi’nin adayı olan Sarkisyan oyların %58,64’ünü alarak bir dönem daha cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturmaya hak kazanmış oldu. Seçimlere katılım bir önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerine kıyasla daha düşük oldu ve %60 oranında kaldı.[1]

    Merkez Seçim Kurulu’nun 8 ismi aday olarak onayladığı seçimlerde Milli Mutabakat Partisi lideri Aram Harutyunyan seçimlerden bir süre önce seçimlerden çekildiğini duyurdu ve Kurul binasının önünde açlık grevi gerçekleştirdi. Harutyunyan yarışa katılan diğer adayların da aynı yöntemi izlemesi gerektiğini, böylece Sarkisyan’ın oy pusulasında alternatifsiz olacağını ve bunun seçimlerin serbest olmayan bir ortamda yapıldığını kanıtlayacağını söyledi. Sarkisyan dışında 6 adayın yarıştığı süreçte ikinci favori olarak gösterilen Miras Partisi lideri Dışişleri eski Bakanı Raffi Hovhannisyan ise %36,75 oranında oy aldı. Hovhannisyan’ın aldığı bu oy oranı Ermenistan’da geniş sayılabilecek bir kesimin değişim istediğini gösterdi. Seçimin bir diğer öne çıkan adayı Özgürlük Partisi’nden eski Başbakan Hrant Bagratyan ise oyların %2.15’ni alabildi. Milli İrade Birliği Partisi adayı Paruyr Hayrikyan seçimlerden önce göstermelik demokrasinin Ermenistan’a yakışmadığını belirterek üç günlük açlık grevi gerçekleştirdi. Hayrikyan bu eyleminden kısa bir süre sonra evinin önünde silahlı saldırıya uğradı. Tedavisi sırasında seçimleri erteletme hakkını kullanmak isteyen Hayrikyan daha sonra bu talebini geri çekerek seçim kampanyasına devam etti ve oyların %1,3’ünü aldı. Diğer adaylardan Vardan Serdakyan ve Sarkisyan’ın aday olarak sürece katılmasının demokrasiye zarar verdiğini dile getiren Andreas Gukasyan ve Dağlık Karabağ yönetimi Dışişleri eski Bakanı Arman Melikyan'ın oy oranları ise yüzde 1'in altında kaldı. Seçim kampanyasının başından itibaren açlık grevi yapan Andreas Ghukasyan ve seçimlere olan güvensizliğini dile getiren Arman Melikyan oy kullanmak için sandık başına gitmediler. Ermenistan Parlamentosunda sandalyesi bulunan partilerden biri olan Taşnak Partisi, seçimlerin adil ve serbest bir ortamda gerçekleşmeyeceğini düşündüklerinden ötürü aday çıkarmayacaklarını açıklayarak ve seçimlerden önce seçmenlerin demokratik haklarını kullanarak sandık başına gitmeleri ama Sarkisyan’a oy vermemeleri konusunda çağrıda bulundu. Taşnak Partisinin yanı sıra Mecliste sandalyesi olan Ermeni Ulusal Kongresi bloğu ve Ermenistan Refah Partisi de seçimler için aday sunmadıkları gibi hiçbir adaya da destek vermediler.

    Seçim süreci boyunca muhalif partiler mevcut cumhurbaşkanının seçime katılımını, seçim sürecini ve sistemini açık ve sert bir şekilde eleştirdiler. Cumhurbaşkanlığı için yarışan 2 aday açlık grevine gitti ve bunlardan biri silahlı saldırıya uğradı; başka bir aday ise süreçten çekildiğini duyurdu; son olarak cumhurbaşkanlığı için yarışan 2 aday ise seçimlerde oy kullanmayacağını dile getirdi. Seçimlere dair dikkat çeken başka bir olay ise sürecin rekabetten yoksun gerçekleşmesi oldu. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ’nın Seçim İzleme Misyonu’nun seçim kampanyaları üzerine 7 Şubat’da yayınladığı rapora göre süreç boyunca en yoğun kampanyayı mevcut cumhurbaşkanı Sarkisyan yaptı.[2] Ayrıca Parlamento’da sandalyesi olan 3 siyasal parti de sürece olan güvensizliklerinden ötürü cumhurbaşkanlığı için aday çıkarmadıklarını açıkladılar. Seçim maratonu süresince yaşananlar değerlendirildiğinde seçimlere katılımın düşük olmasının nedeni anlaşılmaktadır.

    AGİT, Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’ndan uzmanların oluşturduğu Uluslararası Seçim İzleme Misyonu’nun seçimlere dair yayınladığı ön rapora göre seçimler iyi yönetilmiş ve seçim günü sakin geçmişse de devlet kaynakları iktidar partisi adına kullanıldı. Ayrıca seçimlerde kamu görevlilerinin bazen taraf tuttuğu, kamu kaynaklarının oy toplamak için kullanıldığı ve seçmenlere baskı yapıldığına yönelik haberlerden kaynaklanan endişelerin giderilmesi gerekiyordu.[3] AGİT’in seçimlerden sonra yaptığı açıklamada seçimlerin bir önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerine göre daha iyi standartlarda yapılmışsa da rekabet ortamının olmadığı belirtildi.[4] Süreci ikinci sırada tamamlayan Miras Partisi Genel Başkanı Raffi Hovhannisyan, sonuçların gerçeği yansıtmadığını ve seçimlere hile karıştırıldığını iddia ederek Sarkisyan’ın koltuktan çekilmesi gerektiğini söyledi. Seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra yaklaşık 5000 kişi Erivan’da Hovhannisyan ile bir araya gelerek sonuçları protesto etti.[5]

    Sonuç: Yeni Bir Sarkisyan Döneminde Türkiye-Ermenistan İlişkileri?

    18 Şubat Ermenistan iç siyaseti için önemli bir gün olduğu kadar 2015 öncesinde Türkiye-Ermenistan ilişkileri ve hatta Azerbaycan’ın da olduğu bölge dengeleri için önem taşıyan bir gündü. Sarkisyan’ın seçimlerden önce Türkiye ve Azerbaycan’a yönelik söyleminden kısa dönemde herhangi yapıcı bir politikaya yönelmeyeceğini tahmin edebiliriz. Sarkisyan’ın sürekli dile getirdiği 2015 yılı ise Ermenistan’ın Türkiye ile olan ilişkilerinde bir kilit noktası olmaktadır. Seçim kampanyasındaki söylemlerinden anlaşılacağı üzere Sarkisyan yeni döneminde politikalarını güvenlik ekseninde oluşturmaya ve Türkiye’yi buna bir tehdit, Rusya’yı ise stratejik bir ortak olarak görmeye devam edecektir. Sarkisyan seçim kampanyası esnasında Rusya’yla olan stratejik ortaklıklarını güvenliklerinin önemli bir parçası olarak gördüklerini açıklamıştı. Sarkisyan’ın kampanyası boyunca Türkiye’ye yönelik söylemlerinden ve Türkiye’nin yoğun siyaset gündeminden yola çıkarak özellikle yakın dönemde Türkiye Ermenistan ilişkilerinde statükonun devam edeceğini söylemek yanlış olmayacaktır.

     


    [1] Bir önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılım oranı %69’du.

    [2] http://www.osce.org/odihr/elections/99434

    [3] http://www.osce.org/odihr/elections/99675

    [4] http://www.oscepa.org/news-a-media/press-releases/1209-armenia-2013

    [5] http://www.reuters.com/article/2013/02/20/us-armenia-protest-idUSBRE91J0XM20130220

     


    * Ali Osman Dizman, Dış Politika Çalışmaları, Araştırmacı