Arşiv

  • Ekim 2019 (9)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)

    Etiketler

    Türkiye için BIO neden önemli?

    Selin Arslanhan Memiş23 Nisan 2013 - Okunma Sayısı: 2579

    Dün BIO 2013’ün ilk günüydü. Türkiye’den geniş bir katılım sağlandı. Sağlık Bakanı ve ekibi,  SGK Başkanı ve ekibi, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Tarım Bakanlığı temsilcileri resmi heyette yer aldı. Bu, Türkiye’nin attığı oldukça önemli bir adım ve son derece iyi bir gelişme; çünkü 2011 yılında Türkiye’den sadece 4 kişilik resmi bir heyet ilk kez BIO’ya katılmıştı.

    BIO, biyoteknoloji konusunda dünyanın en büyük ve önemli etkinliği. Bu yıl Chicago’da düzenleniyor. 65 ülkeden yaklaşık 16.000 kişi katılıyor. Katılan ülkelerin tanıtım standları açtığı organizasyonda, Türkiye ilk standını ancak 2012’de açtı. Geçtiğimiz yıl BIO’ya Nihat Ergün başkanlığında bir resmi heyet katılmıştı. BIO, yaşam bilimleri ve ilgili tüm endüstrilerde en son teknolojik gelişmelerin paylaşılması, yatırım imkanlarının değerlendirilmesi ve işbirlikleri için önemli bir fırsat. Türkiye için de aynı şekilde büyük global şirketlerle temas kurma ve yatırım çekmek üzere Türkiye’deki yatırım olanaklarını anlatmak açısından oldukça kritik. Bu platform, Türkiye’nin geç başladığı yarışta sıçrama yaratabilmesi açısından daha da büyük önem taşıyor.

    Türkiye 1980’lerde başlayan ekonomik dönüşüm süreci sonunda günümüzde, düşük teknolojili bir yapıdan orta teknolojili bir yapıya geçiş yapmış oldu. Fakat ileri teknolojinin payı hala çok düşük. Üretim ve ihracatının mevcut sofistikasyon düzeyi, Türkiye’nin ekonomik dönüşümünü sürdürülebilir kılması ve ekonomik hedeflerine ulaşabilmesi için yetersiz. İhracatın sofistikasyonu ile kişi başına milli gelir arasında pozitif bir ilişki var ve sofistikasyon düzeyinin kişi başına milli geliri açıklama gücü oldukça yüksek.  Üretimin niteliğini iyileştirmenin yolu da yüksek teknolojili ve daha nitelikli sektörlere yönelmekten geçiyor. Son yıllarda Türkiye’nin, yıldız sektörü olarak ön plana çıkan demir-çelik sektörü ile bunu yapabilmesi mümkün görünmüyor. İlaç ve biyomedikal sektörleri ise, Türkiye'nin ortalama nitelik düzeyinde sıçrama yaratabilecek nitelikte. 2023 hedeflerine ulaşmak istiyorsak bu sektörler Türkiye için artık bir zorunluluk.

    İşte bu nedenle, Türkiye’nin BIO’da yatırım çekmek üzere beklenenin üzerinde bir performans sergilemesi ve büyük bir heyecanla yatırımcıları motive etmesi şart. Ben dünkü yaklaşımlarda heyecan ve motivasyonun eksik olduğunu düşünüyorum.  Son 3 yıldır artan bir resmi heyet katılımı, son 2 yıldır stand açılması Türkiye için önemli gelişmeler. Fakat daha fazlasının gerektiği açık. Diğer ülke standlarını gezdiğinizde, oldukça agresif yatırım çekme çabaları ile karşılaşmanız mümkün. Bu nedenle, Türkiye’nin yatırımcılara anlatacak somut planları olması ve bunları yüksek bir motivasyonla aktarması gerekiyor. Son yıllardaki ilaç ve biyoteknolojide çekilen yabancı yatırımlara incelediğimizde (2007-2010 dönemi), Çin 29.8, Singapur 17.7, Hindistan 16.8 milyar dolar yatırım çekmişken Türkiye’de bu rakam 890 milyon dolar.

    Global firmaların BIO’daki açıklamalarına baktığımızda, yatırım yapmak için aradıkları ekosistemde temel olarak şunları görüyoruz: güçlü fikri mülkiyet hakları, şeffaf ve dinamik düzenleyici sistem, iyi pazar erişim koşulları, güçlü iletişim ve işbirliği. Türkiye’nin bunları sağlaması şart. Son günlerde gündemde olan ve Mecliste tartışılan “Patent Yasası”nın da ortamı iyileştirmek üzere tasarımı bu anlamda büyük önem taşıyor.

     

    *Selin Arslanhan Memiş, Yaşam Bilimleri ve Sağlık Politikaları Enstitüsü, Analist