Arşiv

  • Ocak 2020 (22)
  • Aralık 2019 (23)
  • Kasım 2019 (12)
  • Ekim 2019 (13)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)

    Etiketler

    Fiziki Kaynaklar mı, Fikri Mülkiyet mi?

    03 Mart 2014 - Okunma Sayısı: 2894

    Interbrand tarafından 30 Eylül 2013’te açıklanan sıralama, 2012’ye dek dünyanın en değerli markası olan Coca-Cola’nın bu sene tahtından olduğunu gösterdi. Geçen sene 76,8 milyar dolarlık marka değerine sahip olan Apple, yüzde 28’lik değer artışıyla 98,3 milyar dolar marka değerine ulaşıp dünyanın en değerli markası olurken; Coca-Cola yüzde 2’lik değer artışı sağlayabildi ve 79,2 milyar dolarlık değerde kaldı. Aynı dönemde Google ise yüzde 34’lük bir değer artışı ve 93,3 milyar dolar marka değeri ile listenin ikinci sırasına yerleşti.[1]

    Interbrand tarafından firmaların marka değerleri belirlenirken göz önünde bulundurulan kriterler, nasıl küresel firma olunur sorusunun yanıtlarını da ortaya koyuyor aslında. Bir firmanın bu sıralama için göz önünde bulundurulmasının ön koşullarından biri, gelirlerinin en az yüzde 30’unun yerel pazarı dışından gelmesi. Fakat yerel pazar dışında, çevredeki iki-üç ülkeye mal satarım mantığı yetmiyor. Firmanın en az üç ana kıtada ve ayrıca gelişmekte olan büyük ülkelerde varlığını sürdürmesi de bir gereklilik olarak belirtiliyor. Yani, firma küresel nitelikte faaliyet gösteriyor ve rekabet ediyor olmalı. Bir diğer koşul ise beklenen ekonomik karın uzun dönemde pozitif seyretmesi; bu da firmanın diğer alanlarda yatırım yapmasındansa var olduğu alanda faaliyet göstermesinin, yatırımcılar tarafından daha karlı olarak nitelendirildiğini gösteriyor. Bir de bilinirlik ve şeffaflık ile ilgili faktörler var. Hem firmanın finansal verileri kamuya açık olmalı, hem de firma faaliyet sürdürdüğü pazarlar dışında da tanınmalı.

    En iyi küresel markalar listesi incelendiğinde göze çarpan bazı noktalar var: Birincisi, dünyanın her bölgesinde tanınmak ve her tüketicinin bildiği bir marka olmak artık değerli marka olmaya yetmiyor. Yani, firmaların sahip olduğu varlıklara güvenip rehavete kapılma lüksüne sahip oldukları dönem kapanıyor. İkincisi, marka değeri azalan veya listeden çıkan firmaların çoğu imalat sanayinde faaliyet gösteriyor ve tüketicilerin değişen tercihleri neticesinde artık daha az tercih edilen ürünleri üretiyorlar, yenilik yapabilecekleri alan sınırlı. Üçüncüsü, teknoloji alanında faaliyet göstermesine karşın marka değeri azalan firmalar ise uzun süredir tüketici tercihlerindeki değişimleri yakalayamadıkları gerekçesi ile eleştirilenler. Tüm bu çıkarımların ortak paydası ise, kendini ve ürünlerini güncellemeyen firmaların zamanla değer kaybettikleri.

    İlk ondaki markaların 8 tanesi ABD menşeli ve bu markaların toplam değeri 535 milyar dolardan fazla.  Bu firmaların yarısı teknoloji alanında faaliyet gösteriyorlar. Şu haliyle bu sekiz firma bir araya geldiklerinde, G20’ye 19. sıradan girebiliyorlar. G20’deki tüm gelişmiş ülkelerin (İtalya ve Avustralya dışında) En İyi Küresel Markalar Listesinde en az bir firması var. Diğer yandan Brezilya, Çin, Hindistan, Rusya ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerse küresel marka çıkartamamışlar. Ne tesadüftür ki, TaylorWessing tarafından yayınlanan Küresel Fikri Haklar Endeksi’nin 2011 yılı sonuçlarına göre,  ABD fikri hakların korunması konusunda en başarılı dördüncü ülke iken G20’de bulunan gelişmekte olan ülkeler ise fikri hakların korunması konusunda sonlarda yer alıyorlar[2].

    Firmaların en iyi küresel firmalar sıralamasına aday olabilmesi için gereken beş koşula ve Türkiye’nin fikri hakları koruma sıralamasındaki yerine birlikte bakınca, neden küresel Türk firmalarına sahip olmadığımızı anlamak kolaylaşıyor. Bu, aslında uzun süredir üzerinde konuşulan bir konuyu da derinlemesine tartışmanın vaktinin geldiğini gösteriyor: AR-GE’nin ana destek ekseni olmadığı ve fikri mülkiyet haklarının yeterince korunmadığı bir ortamda ne kadar uzağa gidebiliriz?

    2004 yılında dünyanın ilk ve tek devlet destekli markalaşma programı olarak başlatılan Turquality ile, Türkiye’den küresel markaların çıkmasına destek olarak ihracatın artırılması ve gelişen Türk markaları ile “Türk malı” imajının güçlendirilmesi hedeflendi. Program başladığında hedef “10 yılda 10 dünya markası yaratmak” olarak belirlendi. 2013 yılına dek programa 420 milyon TL kaynak ayrıldı[3], bunun yüzde 54’ü ise tanıtım için harcandı. Ancak harcanan paraya karşın, programın 10. yılında tek bir Türk markası bile, küresel 100 marka arasında yer bulamadı.  Demek ki, programın tasarımında bir yerde eksiklikler var.

    Öncelikle, küresel pazarın büyüdüğü bir dönemde çoğunlukla yerel pazara yönelik üretim yapan firmaların ve klasik imalat sanayi sektörlerindeki girişimlerin desteklenmesi, tek başına nafile bir çaba. Özellikle küresel marka değeri oluşturulması için küresel bir değer zincirinin etkin yönetiminin gerektiği günümüz koşullarında, firmaların bu değer zincirindeki daha yüksek katma değerli faaliyetlere yönelmelerini teşvik edecek AR-GE destekleri önem kazanıyor. Firmaların AR-GE ihtiyaçlarının karşılanmasına ve değişen pazar koşullarını anlamalarına yönelik teşvikler öncelik kazanmadıkça, var olan koşulların ötesine geçmek zor görünüyor.

    İkincisi, küresel ölçekte faaliyet gösteren firmalara sahip olabilmek için, küresel ölçekte düşünmek ve küresel tüketiciye hitap edebilecek ürünlerin üretiminin önünü açacak bir özgürlük ve araştırma ortamını sağlamak elzem. Üçüncüsü, AR-GE maliyetine katlanmakta zorlanan firmalar için, teknoloji transferini kolaylaştırıcı destekler sağlanması verimliliği ve yenilikçiliği tetikleyici bir unsur olarak önem kazanıyor. Son olarak ise, araştırma ortamını desteklemek için fikri mülkiyet haklarını koruyucu bir hukuki çerçeve çizmek ve denetim mekanizmalarını etkin kılmak gerekli. Türkiye gibi doğal kaynakları olmayan bir ülkede 2023 hedeflerine ulaşabilmenin yolu, ancak yenilikçilikten ve bunu mümkün kılacak kaliteli beşeri sermayenin harekete geçmesine imkan tanıyacak hukuki düzenlemelerden geçecek gibi görünüyor.

     


    [1] Interbrand En İyi Küresel Markalar Sıralaması 2013, http://www.interbrand.com/en/best-global-brands/2013/top-100-list-view.aspx, Erişim tarihi: 30.09.2013

    [2] Global Intellectual Property Index 2011, http://www.taylorwessing.com/ipindex/docs/global_ip_index_3.pdf, Erişim tarihi: 20.09.2013

    [3] http://ekonomi.milliyet.com.tr/turquality-programi-5-yil-daha-uzatildi/ekonomi/ekonomidetay/15.11.2012/1627230/default.htm

     

    * İdil Bilgiç Alpaslan, Ekonomi Çalışmaları, Araştırmacı

    Yazarın diğer Günlük yazıları için tıklayınız.