Arşiv

  • Ekim 2019 (9)
  • Eylül 2019 (15)
  • Ağustos 2019 (12)
  • Temmuz 2019 (11)
  • Haziran 2019 (12)
  • Mayıs 2019 (14)
  • Nisan 2019 (13)
  • Mart 2019 (14)
  • Şubat 2019 (13)
  • Ocak 2019 (17)
  • Aralık 2018 (14)
  • Kasım 2018 (14)

    Etiketler

    Bu sefer 1970'lerin hatalarına düşmeyelim, lütfen

    Güven Sak, Dr.26 Ocak 2007 - Okunma Sayısı: 2136

     

    Ateş düştüğü yeri yakar. Yaranın sıcaklığı geçtikçe, acısı artar. Kaybın yarattığı boşluk, gün geçtikçe daha çok can acıtır. Hep böyle olmaz mı? Hrant Dink cinayeti sonrasında, eşinin, ailesinin ve yakınlarının acısı paylaşılabilir mi? Elbette paylaşılamaz. Her ölüm ani ve erkendir. Güzel de değildir. Ancak evvelki gün, Hrant Dink için İstanbul'da düzenlenen cenaze töreninde görünür hale gelen tablo, herhalde herkesin aklına hemen o "Hak şerleri hayreyler" diyen ilahiyi getirmiştir. Hani Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın on sekizinci yüzyıldan kalma o ilahisini. "Mevlam görelim neyler/Neylerse güzel eyler" diyen ilahiyi.

    Hrant Dink cinayeti sonrasında sergilenen tavırlara bakıldığında, bir iki istisna hariç, esas olarak, Türkiye için umutlu olmak gerekiyor. Aslında Türkiye için zaten umutlu olmak gerekiyor. Bunu bu sütunda birçok kez okumuş olmalısınız. Keşke Türkiye için umutlu olmak gerektiğini bir kez daha kanıtlamak için Hrant Dink'i kaybetmek zorunda kalmasaydık. Ama öyle oldu.

    Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) teknolojik yenilenme ile ilgili anket sonuçlarına hiç bakıyor musunuz? Bakmıyorsanız, lütfen bakın. Anket sonuçları, Türkiye adına umutlu olmak için bize bir ipucu daha veriyor. Elbette kendine ve kendi halkının kapasitesine güvenmeyenler için ortaya ne kadar delil koysanız yeterli olmaz. Ama delil delildir. TÜİK'in teknolojik yenilenme anketi de bir başka delildir.

    Anket sonuçlarına göre 2002-2004 arasında, şirketlerimizin yüzde 40'ı en az bir kez teknolojik yenilik yaptığını söylüyor. Hatırlayın, 2002 sonrasında özel sektör yatırımları artıyordu. Son dönemde giderek artan cari işlem açıkları aslında, ülkemizdeki yerli tasarruf hacmi ile yatırımlar arasındaki orantısızlığa işaret etmiyor mu? Lütfen grafik 1'e bir bakın.

    hed

     

    Türkiye'de özel sektör yatırımlarının milli gelir içindeki payı arttıkça, cari işlemler açığı da büyümüyor mu? Öyle oluyor. Kamu kesimi açıkları azalırken cari işlemler açığının artıyor olmasının arkasında Türkiye ekonomisinde artık daha fazla reel sektör yatırımı yapılıyor olması yatıyor. Öyle fazla ki, yerel tasarruf hacminden daha fazla. Bu nedenle bu yatırımları finanse edebilmek için yabancıların tasarruflarına ihtiyaç duyuyoruz. İşte tam da bu nedenle cari işlemler açığı veriyoruz.

    Peki, gelelim soruya: Yatırımlar artmaya artıyor da artan bu reel yatırımlarla ne iş yapılıyor? İşte TÜİK'in anket sonuçları, artan yatırımlarla ne iş yapıldığına dair analiz ve yorum yapabilmek için bir ilk adım oluyor, bu bir. İkincisi ise yine aynı ankete bakarak Türkiye ekonomisinde bir "asimetrik büyüme" performansı sergilendiğini tartışmak için de bir karine sunuyor ortadaki veri seti.

    TÜİK'e bu anket için teşekkür ederek, ilk sorudan başlayalım ve TEPAV iktisatçılarının değerlendirmelerini aktaralım müsaadenizle. Anket, 2002-2004 arasında hangi sektörlerde şirketlerimizin ne kadar teknolojik yenilenmeye yöneldiğini gösteriyor. Dolayısıyla sektör bazında teknolojik yenilenme yoğunluğuna ilişkin bir veri seti oluşturuyor. Bu verileri kullanarak baktığınızda bir temel  sonuca ulaşmak mümkün oluyor: Teknolojik yenilenmenin daha fazla olduğu sektörlerde, daha çok verimlilik artışı görülüyor. Türkiye ekonomisinde son dönemde sergilenen büyüme performansının arkasında verimlilik artışlarının yattığını düşünürsek, bu verimlilik artışlarının teknolojik yenilenme ile ilişkili olabileceğine dair ipucu bulmak önemli görünüyor. Bu birinci nokta.

    hed

     

    İkinci nokta, büyüme ile verimlilik artışları ve sektörel teknolojik yenilenme sıklığı arasındaki ilişki. Aşağıdaki tablonun da gösterdiği gibi, teknolojik yenilenmenin daha sık olduğu sektörlerde, verimlilik artışları daha hızlı ve büyüme daha tempolu oluyor. O vakit, asimetrik büyümenin kaynakları da herhalde görülüyor. Teknolojisini yenileyemeyen sektörler, büyüyemiyorlar. İhracat hızları da düşüyor. Rekabet gücü ile teknolojik yenilenme arasında bir ilişki göze çarpıyor.

    Bu anketin sonuçları, Türkiye ekonomisinde 2001 krizinden sonra olup bitenler hakkında görüş açımızı genişletiyor ve umudumuzu artırıyor. Değerli Türk Lirası şirketler kesiminde teknolojik yenilenme ve verimlilik artışlarını beslemiş gözüküyor.

    hed

     

     

     

     

     

     

     

    Aynı o ilahinin dediği gibi oluyor: Hak şerleri hayreyliyor.

    Türkiye kabuk değiştiriyor. Hissediyor musunuz?

    1970'lerdeki değişim sürecini sağlıklı bir biçimde yönetememiştik. Türkiye değişti. hedhedAma ağır bir insani bedel ödedik. Yirmi birinci yüzyılda, bu yeni kabuk değiştirme sürecini, 1970'lerin dersleri çerçevesinde artık doğru yönetmek gerekiyor.

     

    Yöneticilerimizden bunu beklemek hakkımız olmalı. Çünkü kimse 1980 öncesine dönmek istemiyor. Kimse, "Bana onlar, bunlar, şunlar adam öldürtüyor dedirtemezsiniz" dönemine geri dönmek istemiyor. Evvelki gün Hrant Dink'in cenaze törenindeki tablo işte tam da buna delildir.

    Adam öldürene yalnızca katil, cinayet işleyene yalnızca cani denildiğini hep akılda tutmamız gereken bir dönemdeyiz.

     

    Bu yazı 26.01.2007 tarihinde Referans Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

    Etiketler: